Acele İlgi Aranıyor!

İlginin aranması, ilginin beklenmesi, ilginin ara yerde kaybolması, ilgiye sırt çevrilmesi, ilgiye karşı muhabbetimizin kaybolmaya yüz tutması, ilginin nerede unutulduğunu, nerelerde kaybolduğunun hiç kimse tarafından bilinmemesi sonucu, 2021’in ilk ayında yola çıktık arıyoruz , kaybolan ilgiyi…

Rastlar mıyız, bulur muyuz, bulamaz mıyız şimdilik bilen yok. Buluruz inşallah!

İlgi, ilgilenmek ister…

İlgisizliği sevmez!

Sorulmak ister!

Övülmek ister!

Belki biraz şımarmak ister!

Şımartılmak ister!

Madem ki, ilgi aranıyor, madem ki ilgi bekleniyor, madem ki, dolana dolana, dolaşıp kördüğüm oldu ilgi, bulabilene, o kördüğümü çözebilene aşk olsun!

Acele konusuna gelince…

Bugüne kadar acele ettiğimiz görülmedi!

Aheste çek kürekleri mehtap uyanmasın der gibi yaklaştık ilgi meselesine…

İlgi duymadık!

İlgili olmadık!

İlgilenir gibi yapanlar dışında, gerçekten ilgilenene, ilgi duyana hasretiz!

İlgi demişken, bizim ilgimiz şehrimize, mesela, şehrin tarihi önemli dedik…Mesela şehrin kültürüne ilgi duymak olmazsa olmazımız olsun istedik!  Mesela turizmden neden hiç kimse kapak kaldırmıyor diye başlayan bakış açılarına ve açılımlara yer verdik!

Bizim ilgimizde bu…Bu alan geniş bir alan, biraz zahmetli, koşmak olmazsa olmazı, ilgilenmek ve ilgi duymak vazgeçilmezi…

 

*****

Kubadabad Sarayı (1220-1236) yılları arasında, Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad için yazlık saray olarak inşa edilmişti. İç Anadolu'nun güney-batısında Beyşehir Gölü'nün güneybatı kıyılarında, Selçuklu başkenti ve bugünkü Konya il merkezinin 100 kilometre batısında yer alıyordu.

13. yüzyılda yaşamış tarihçi İbn-i Bibi'ye göre saltanatının sonuna doğru Alaeddin Keykubad, Kubad Abad Sarayının planlarını kendisi hazırladı ve sarayın tamamlanması için Vezir Sadeddin Köpek'i görevlendirdi.  Sarayın çevresinde bir şehir kuruldu.

Günümüze kadar gelebilen tek Selçuklu Sarayı olma özelliğine sahip olan sarayın kalıntılarını 1949 yılında Konya Müzesi Müdürü Zeki Oral buldu.

Kubad adaleti yerine getiren, Abad da şenlenen yer manasına geliyordu.

Kubadabat Sarayı’nın tamamlandığı yıl Alaeddin Keykubat ölmüş ve bu sarayda oğlu II. Gıyaseddin Keyhüsrev oturmuştu. Devlete sahip olmak için, hırsı uğruna, katletmediği insan kalmayan Selçuklu Emiri, Emir Sadettin Köpek’in, hem yapımında görev aldığı, hem de ibreti alem olsun diye idam edildiği saray…  Beyşehir’den kayıklarla da ulaşılarak, yeni bir kültür ve turizm sayfasının açılacağı bir saray olacağı günleri bekliyor.

Kubadabad Sarayı ender görülen bir zenginliğimiz. Beyşehir gölü kıyısında manzarası güzel, havası güzel, geçmişi hikayelerle dolu.

İlgi bekliyor…

Acele ilgi aranıyor, ilgilenecek birileri aranıyor!

 

*****

Kilistra bir başka zenginliği bu şehrin…Tarih var, kültür var, coğrafi güzellik var. Kapadokya’dan çok daha fazla ilgi çekici ancak, ilgilenme konusunda ilgisizlik, tereddütler, ötelemeler devam ediyor.

Antik çağlardan günümüze uzanan tarihi ve doğal dokusuyla bir açık hava müzesi Kilistra!

Kilistra, Kapadokya’dan daha sır dolu, Şirince’den çok daha fazla ilgi çeken efsanelere ve hikayelere sahip.

Kilistra da çay içilebilecek, gelen ziyaretçilerin ağırlanabileceği mekanlar yok!

Ne zaman gerçekleşir bilemiyoruz amma, yemek yenilecek mekan ve mekanlar, en azından butik otel tarzı birkaç işletmenin olması şart.

Kilistra, Konya ve Türkiye turizmine kazandırılmak için atılacak ciddi adımları bekliyor, bu bölge Konya kültür ve turizm dünyasına hem yeni bir imaj, hem de yeni bir marka neden kazandırmasın?

Kentsel dönüşümler dilimizden düşmüyor amma, kültür dönüşümlerine, turizm dönüşümlerine bakanımız yok! Kilistra bu dönüşümler için şahane bir imkan ve fırsat!

Kilistra, üzerinden yıllar geçmesine, hakkında dünya kadar yazılıp çizilmesine rağmen ilgiye aç, ilgiye hasret bir köşemiz!

Nasıl mı?

Görün beni diyor, duyun beni diyor, duyurun beni diyor, hatırlatın beni diyor, hatırlayın beni diyor, unutturmayın beni diyor! Kilistra acele ilgi bekliyor. Kilistra’ya da acele ilgi aranıyor!

 

*****

Çatalhöyük, bildiğimizi sandığımız, bildiğimizi farz ettiğimiz, ancak bilmediğimiz, ilgi duymadığımız bir turizm değeri…Her tarafını anlatabilecek kadar gittiğimiz bir yerde değil…

UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirasına alınmış olmasına rağmen ilgisizliğimiz sürüyor.

Şanlıurda’daki, Göbeklitepe gözümüzü açmadı. Neden orası bu kadar meşhurda burası değil diyemedik!

Göbeklitepe’yi ve Çatalhöyük’ü görmüş ve gezmiş biri olarak, neden bu kadar geç kaldığımızı, geç kalabildiğimizi anlayabilmiş değilim.

Çatalhöyük hakkında hikayelerimiz olmalıydı!

Dizilere ve filmlere konu edilen girişimler yapılmalıydı!

Bölgeye kazandırılacak zenginlikler üzerine projeler ortaya konmalıydı!

Ne yazık ki, Çatalhöyük bu açılımlardan mahrum olarak mahzun bir şekilde bekliyor.

Çünkü, kendi kültür değerlerimiz, kültür ve turizm varlıklarımız hakkında bilgimiz yok!

Bu bölgeye ilgimiz yok.. Yolumuz yok…Kalacak yerimiz yok!

Çatalhöyük, Güneydoğu’da olsaydı, şimdi üzerine hikayeler yazılmış, efsaneler bulunmuş, Göbeklitepe misali dizilere ve filmlere yıllar öncesinde sahne olmuştu.

Şehrimizin turizm sektörü de ilgi bekleyen, acele ilgi aranan sektörlerinden başında..

Elimizde derya deniz konular, harika mekanlar var, dilimizde ise “çabalama kaptan ben gidemem” şarkısı…

 

*****

Yıllardır Selçukluya yolculuk diyoruz. Bilecik’e gidiyoruz, Söğüt’e gidiyoruz, Çanakkale’ye gidiyoruz, ta…Ahlat’a kadar gidiyoruz!

Lakin Alaeddin Tepesine gitmeye eriniyoruz! Ayaklarımız mı gitmiyor, yoksa zamanımız mı yok?

Zazadın Han uzak, Sille uzak mı uzak, Kilistra uzaktan da uzak!

Çatalhöyük bir dünya yol!

Meke gölü yağış alırsa var, yağış yoksa kurudu gitti!

Astra antik kentini duyan yok!

Zengibar kalesi, Konya’da mıydı diyen çok!

Netice de, ilgi alanı meselesi…

Kültür ve turizm alanında yürünecek çok yolumuz varken, ahkam kesmek, abesle iştigalin daniskası!

Bu işi kendine görev addeden birkaç yetkiliyi, kültür ve turizme gönül vermiş az sayıda insanı, ellerinden gelse soğutacak vazgeçirecekler!

Bu şehir kültür ve turizm değerleriyle biliniyor ve tanınıyor! Tek eksiğimiz, konuyu bilenlere ve ilgilenmesi gerekenlere gelin, tutun şu işin ucundan diyememek! Fikri olanın fikrini dinleyen yok! Bir şeyler yapılmalı, gelin yapalım, yardımcı olun diyene kapılar kapalı!

Hz. Mevlana, “Akıllıysan bir akıllıyla arkadaş olup ona danış, onunla dost ve sırdaş ol!” demiyor mu? Peki, biz ne yapıyoruz? Ne yaptığımız ortada! Acele ilgi aranıyor, dememiz bu yüzden!

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.