Erol Sunat

Erol Sunat

“Benim” kelimesi soğuk kelime!

“Benim” kelimesi soğuk kelime!

Ben dedik, benim dedik, bizim diyemedik. Bizim desek mesele yaptığımız ne varsa kendiliğinden çözülüverecek oysa. Kabul edelim artık, benim kelimesi itici bir kelime. “Benim” kelimesiyle her şey tekilleşiyor. Kelime hoş olmayan bir sahiplenme yaklaşımı.

“Benim” demekten ayrı ve oldukça garip bir haz duyuyoruz.

Çünkü lafa “ben” diyerek başladık. “Benim” dedik. Bu kelimeyi bayağı bir benimsedik.

Ben demekten biz demeye maalesef vaktimiz yok! “Ben” kelimesi bir adım sonrası, “benim” olurken, nedendir bilinmez, “bizim” olamadı gitti.

Bizim kelimesiyle aramız oldum olası açık…

Aramız bozuk…

Aramız soğuk…

Aramız limoni…

Bazılarımıza göre bizim dememek için elimizde gerekçe aramadığınız kadar çok!

Sonra da gelsin gaflar…

Devrilsin çamlar…

Aslında “bizim” demek istemiştik de “benim” çıkıverdi ağzımızdan diye geri dönüş kelamları sıralayıp duruyoruz.

Usulen tabi…

Gündemde ne mi var?

Bizim diyemediğimiz bir kavram daha…

Bizim desek sanki kıyamet kopacak!

Bizim diyemeyen ne diyor?

Benim!

Bu sefer söz döndü dolaştı öğretmene geldi.

Ne mi deniyor?

Benim öğretmenim!

Bizim öğretmenimiz ifadesine ne oldu?

Valla o ifade sizlere ömür.

El birliği ile tepe-tepe gömdük gitti.

*****

Bizim öğretmenlerimiz mekanları cennet olsun harika insanlardı. Hayatta olanların da ömürleri uzun olsun.

Ben demezlerdi.

Ben diye başladıkları cümleleri düzeltirler biz diyerek olumsuzdan olumluya çevirirlerdi.

Öğretmenlerimizin ayrısı-gayrısı…

Sizden bizden yaklaşımları…

Sen-ben bencillikleri yoktu.

Ah benim güzel öğretmenlerim ah!

Benim Öğretmenim diyenler seni keşke biraz anlayabilselerdi.

O kocaman sıcacık, sevgi dolu dairenin içine girebilselerdi.

Bizim diyememek, bu yaklaşımdan imtina etmek gerçekten hiç hoş değil.

Bizim diyemeyince de yanlış üzerine yanlış yapıyoruz.

Nasıl mı?

Benim şehrim, benim okulum, benim kurumum, benim işyerim, benim ailem…diye öyle bir başlıyoruz ki, her ben dediğimizde benlik sarıyor bedenimizi ve ruhumuzu. Gurur şaha kalkıyor.

Sonra bir de bakmışsınız ki, benim demeden edemiyorsunuz. Ben diye başlıyor, ben diye bitiriyorsunuz.

İşte bu benim diye başlayan ifadelerin en can acıtanı, en üzücüsü “benim öğretmenim” ifadesidir.

Bu ifade “bizim öğretmenimiz” ifadesiyle karşılaştırılamaz bile…

*****

Rahmetli Ceyhun Atuf Kansu’yu hatırlar mısınız?

Onun “Dünyanın bütün çiçeklerini” şiirini?

Şöyle başlıyordu o efsane şiir;

“Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum / Bütün çiçekleri getirin buraya, / Öğrencilerimi getirin, getirin buraya, / Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer / Bütün köy çocuklarını getirin buraya, / Son bir ders vereceğim onlara, / Son şarkımı söyleyeceğim, / Getirin, getirin? ve sonra öleceğim.”

*****

Kimlerdi o dünyanın bütün çiçekleri bilir misiniz?

Bize sorsalar ne mi derdik?

Hep bir ağızdan şöyle söylerdik!

Biz!

Dünyanın bütün çiçeklerini bir araya getiren, kaynaştıran, arkadaş yapan, kardeş yapan, sırdaş yapan o insanlar yetiştirdi bizi…

Hepimizi...

Tanıştırdılar, barıştırdılar, konuşturdular. Sevmeyi öğrettiler, dostluğu öğrettiler, vefayı öğretiler. Vatan aşkını, bayrak aşkını, Türkiye sevdasını öğrettiler.

Kimini bu içli şiirde olduğu gibi bir buruk hikâye ile tanıdık;

“Okulun duvarı çöktü altında kaldım, / Ama ben dünya üstündeyim, toprakta. / Yaz kış bir şey söyleyen sonsuz toprakta, / Çile çektim, yalnız kaldım, ama yaşadım. / Yurdumun çiçeklenmesi için, daima yaşadım, / Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir. / Şimdi sustum, örtün beni, yatırın buraya,”

Kimi şehit düştü okulunun önünde…Öğrencilerinin arasında…Adlarını kalplerimize yazdık. Kimi anamız gibiydi, babamız gibiydi onlardan hiç ayırmadık, unutmadık.

Bizim öğretmenlerimizdi onların her biri…

Yunus Emre, “Bilmeyen ne bilsin bizi/ Bilenlere selam olsun!” demiyor mu?

*****

Dün o çiçekler bizdik…Sonra bizlere emanet edildi dünyanın bütün çiçekleri…ve biz bizden sonrakilere emanet ettik o çiçekleri…

Ben yok, sen yok dedik…

Öteki yok, beriki yok dedik…

Bizim çocuklarımıza, bizim öğretmenleri olmaya çalıştık, elimiz yettiğince, dilimiz yettiğince, gücümüz yettiğince…

Benim öğretmenim tabiri onun için hoş değil, bize yani Türk Milletine ait değil. Soğuk bir kelime.

Türk Milletinin öğretmenleri, Türk Milletinin çocuklarının ve gençlerinin öğretmenleridir.

Bizim öğretmenlerimizdir. Aynen bizim Türkiye’miz, bizim vatanımız, bizim toprağımız, bizim bayrağımız dediğimiz gibi…Çünkü; Bir olmanın, birlik olmanın, beraber olmanın yolu biz olmaktan geçiyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Erol Sunat Arşivi
SON YAZILAR