Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

BU SENE TARIMDA KRİZ YÖNETİMLERİ UYGULANMALI MI?

Bir dostum, tarım için sıkça kullandığım tarım; devlet, özgür, güvenli ve sağlıklı olmaya eşdeğerdir” ifademe karşılık “tarımın sağlıkla alakası nedir ki” diye çıkışmıştı. İşte ortada ki zor şartlarda aranan ilk şey gıdadır. Sağlık asla küçümsenmemeli ancak doymadan da sağlık olmuyor.  Meslek içi, meslek dışı, gazeteci, köylü, kentli; gıda da gıda diyor. Burası tamam da gıdaya ulaşmak için önce üretmek, üretmek için de toprak, su ile zaman ve şartlar lazım. Şimdi yazlık ürünlerin ekim zamanı. Yazlık ürünler yağ, şeker gibi temel gıdalarla hayvanların kaba ve kesif yem ihtiyacını karşılayan ürünlerdir. Bazı sol ve muhalif basının bu ülkenin tarımsal üretimini ve üretim değerlerini inkâr etse de Ülkem gıda kaynaklarında “tamamen dışa bağımlı” değil, rakamlar ortada. Paniğe gerek yok, biraz insaf.

Olağanüstü bir dönemdeyiz. Durum kırsal için de zor olabilir, virüs belası, kırsal kesimi de kesimi de vurabilir. Şu iyi bilinmelidir ki, “üretemezsek dışarıdan alırız” anlayışı doğru değildir. Diğer ülkelerde de durum aynı olabilir. Bizimle pazarı olan ülkelerden bazıları şimdiden ürünlerine ihraç ambargosu koydu. Yazlık üretim sezonunun başladığı bu dönemde karantina konusunda ne yapacağını bilemeyen çiftçiler var. Gerçek şudur ki, nereden vuracağı belli olmayan bir salgın ve bir karantina var.  

Çeşitli sebeplere bağlı olarak çiftçi yaşı çok yükseldi. Bazı köylerde olduğu gibi karantina ağı genişler, ekim ve dikim sezonunun başladığı şu 1-2 aylık dönemde bazıları dahi olsa çiftçi dışarı çıkamaz ise “çiftçimiz aslandır, her şartta üretir” hamaseti burada geçerli olmaz. Şehirli de, umarım, karantina nedeniyle gıdanın değerini ve de israfın anlamını bilmeye başlamıştır. Öyle de tarımla ilgili olsun olmasın; köylüsü, kentlisi, amiri, memuru, askeri, sivili; tüketen herkes çiftçinin eline bakmaktadır. Yapılanlar vardır, yapılması gerekenler de olacaktır, bu ancak işin şakasının olmadığı bilinmelidir.

Devletimin terör, sel, yangın, deprem gibi afetlere karşı “acil müdahale” ekipleri var. Bunlar güzel de canlı ve sağlıklı olmanın temeli tarım için de bir birim olmalı. Bu şartlarda karantina sebebiyle ekim-dikim yapamayan üretici için destek gerekebilir. Bu destekler sadece işçilikte değil üretim girdileri için de ihtiyaç olabilir. Ne zaman biteceği belli olmayan ve geciktirildiğinde telafisi mümkün olmayan bir durum için uygulanabilir modeller için hazırlık yapılmalı; yaşı 50 ve üzerinde olan üreticinin % 80 lere dayandığı gerçeği ile bir çiftçinin tarım kurumlarına bir dosya dahi vermesinin en az 7-8 kişi ile irtibatı olduğu bir ortamda virüs bulaşma riski yüksek olduğu bilinmelidir. Geçen sene yaşanan patates-soğan krizinin tüm tarım sektöründe yaşanacak az da olsa verim azalması nasıl yönetilir, kriz savunucuları ve halka yansımaları nasıl anlatılır, bilemem. Şikâyet yerine şimdiden alınacak tedbirler de vardır elbette.  

Bu sene kriz yönetimi devreye alınmalı, valiler nezdinde oluşturulacak kurullarda tarımcılar ön planda olmalı, nerede duracağı belli olmayan bir ortamda 1-2 aylık ekim dönemi iyi yönetilmelidir.

Her ilde acilen durum tespiti yapılmalı, riskli olan çiftçiler belirlenmeli, buna göre, gerekirse köy bazında ekim-dikim işlerinin gerçekleştirilmesi için tedbirler alınmalı.

Tarla hazırlığı, tohumluk-fide ve gübre temini, bunların dağıtımı ve kullanımı karantina şartlarında çok az insan müdahalesi ile tek bir organizasyon aracılığı ile yapılmalı.

Ekim-dikimde kullanılacak alet-makine temini ve kullanıcıları da aynı şekilde aynı organizasyonla gerçekleştirilmeli. Mevsimlik (göçmen) işçilerin kullanıldığı seracılık için de uygun tedbirler alınmalı.

Risk durumunun uzaması durumunda şimdiden üretimin toplu yapılması anlayışına geçilmeli, ürün tercihinde köyde önceden yapılan ürünler ve hayvancılık potansiyelleri esas alınmalı.

Tarım Bakanlığı ekim-dikim ve girdi temininde en kısa zamanda ilave desteklemeler vermeli.

Üretimde ihtiyaçtan da öteye geçmek için bu sene için hisseli, tapulu, hazine, nadas; yani uygun olan ve üretim yapılmayan tüm alanlar tarıma açılmalı, üretimde ekonomiklikten ziyade uzun vadede gıda güvencesi anlayışına gidilmelidir. Zira gıda, iç ve dış güvenliğin de teminatı durumundadır. Virüs belası tarımı vurmasa dahi kalan zaten bizimdir. Aman ha, tavşanı yamaca geçirip güldürmeyelim”.

Sağlıklı, değeri bilinen, suyu, toprağı ve gıdayı israf etmeyen bir üretim yılı ve yılları diliyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
6 Yorum