Erol Sunat

Erol Sunat

Gözden Düşmek Deyince!

Gözden Düşmek Deyince!

Eskiden olsaydı, gözden düşmek için demagoji yapmak ve göstere-göstere kendini ağırdan satmak yeter de artardı bile…

Günümüzde ise bu iki söylem prim yaptı, neredeyse iki ayrı ana dal oldu çıktı.

Hatta moda oldu!

Demagoji yapanlar, mangalda kül bırakmıyorlar, ahkam kesiyorlar, havanlarda sular dövüyorlar, laf taşlarıyla kuş vuruyorlar, vara-yoğa konuşup, alkış topluyorlar!

Kendini ağırdan satanlar,

Ağır azam insanlardan sayıldılar,

Köşe taşı gibi maşallah diye iltifatlara mazhar oldular,

Kendini anlatmaktan ziyade, demagoji yapanlara anlattırarak ekip oldular,

Birlik oldular,

El ele verdiler,

Beraber yürüdüler,

Aşamadıkları dağ- tepe, yokuş anlayacağınız hiçbir engel kalmadı.

Onlara özenen, onların dairesi içinde yer almaya can atan insanlardan geniş bir hayran kitlesi edindiler.

Dün ne kusur işledim diye,

Kimin kalbini kırdım,

Kime en olmadık lafları sarf ettim,

Boşboğazlık ettim diye yüzleri yerde gezenler,

Şimdi, bizim dünle işimiz yok, eski çamlar bardak oldu, köprülerin altından çok sular aktı.

O köprüler yıkıldı, yerlerine biz yenilerini inşa ettik, biz yarınımızı, yarınları konuşuyoruz diyerek kimseye söz düşürmüyorlar.

 

*****

Genel ve mahalli olarak birçok seçim geçirdik. Yüzlerce aday adayı ve aday gördük. Onlarcasıyla tanıştık, konuştuk, onlarla ilgili yazılar yazdık.

İçlerinden Başkanlar çıktı, Vekiller çıktı.

En favori isimlerin kaybettiğini, sıralamaların çok gerisinde olanlara meclis yollarının açıldığını gördük.

Geriye laf kalabalığı dediğimiz, laf salatası dediğimiz, bir çuval laftan başka bir şey değil dediğimiz demagoji kaldı.

Demagoji çağımızın en geçerli akçelerinden birisi! 

Aynı zamanda da, hayal satanların, kendini olduğundan fazla göstermeye çalışanların, ağzı iyi laf yapanların, yalancıların, göz boyayanların, ikna edebilecekleri, kandırabilecekleri, uyutabilecekleri insanlarla, bıkmadan, usanmadan konuşanların sanatı.

Demagoji yapanlar sanatta, siyasette, ticarette toplumun her kesiminde varlar!

Renkli kişilikleri, candan tavırları, sempatiklikleri, kendilerini çözüm adamı olarak tanıtmaları ve tanıttırmaları demagoji yapanlara geniş alanlar, geniş imkanlar sunuyor.

Lakin, bir işten çabuk sıkılmaları, dostum diye kucakladıklarını gözünü kırpmadan sattıkları, samimiyetsizlikleri bilinse de, onlara heves eden, onlar gibi olma peşinde koşan bir çok insanı , cezbetmeleri anlaşılacak gibi değil.

Kanan kandırıldığı ile, aldatılan aldatıldığı ile kalır da, daha çok beni görmediler, duymadılar, kimse sesime kulak vermedi diye sızlanır durursunuz!

 

*****

Kendini ağırdan satanların kabul edemedikleri, gururlarına dokunan şey, aynı hatalarda ısrar etmeleri.  

Kendilerini bir şekilde, başkalarına övdürmek gibi.,

Kendini vazgeçilmez göstermek gibi,

Kendini bulunmaz, paha biçilmez Hint kumaşı gibi takdim ettirmek gibi!

Öyle ki, böyle yaptıkça, gözden düştüler, anlamadılar. Kapılardan nazikçe geri çevrildiler, o çevrilme hikayesini allayıp pullayıp, lehlerine çevirmeye kalktılar yine olmadı., Hesapları tutmadı. Göze giremediler. Dikkat çekemediler. Çünkü, yürüdükleri yolda, niyetleri daha ilk virajda belli oldu.

Siyaset tesadüflere bağlı bir yol hiç olmadı.

Durup dururken kimsenin başına da devlet kuşu konmadı!

Lakin, bazı insanların doğuştan gelen önlemez yükselişleri bu yolun istisnaları arasında yer alır.

Çünkü, siyaset öyle insanların yoluna kırmızı halılar döşer.

 

*****

Siyaset kantarını bilir misiniz? Bu kantar yerinden hiç kıpırdamaz, o yola heves edenleri tartar durur. Siyaseti aklından geçiren, gönlüne düşüren, kafasında kuyrukları birbirine değmeyen tilkilerin dolaştığı her kim varsa nasıl tartıldığını bilmeden tartılır geçer.

O kantarda milyonluk elbisen para etmez!

Iphone bilmem kaç telefonunda öyle…

Bilmem kaç bin liralık siyah gözlüklerinde…

Kantar, niyetine bakar!

Kalbine bakar!

Duruşuna bakar!

Taşın altına koyacak elin var mı, yok mu ona bakar!

Çevrendeki bir alay hava atmaktan başka bir gayesi olmayan kalabalıklara bakar!

Sonra der ki, bununla yürürsem, bu üç gün sonra yarı yolda bırakır beni!

Bunun ne misyonu var, ne vizyonu!

Bunun niyeti kendini ağıra satmak, olduğundan fazla görünmek, aralara kaynak yapmak!

Ne mi olur?

Gelir-gelir gider!

Der ki kantar; Kendini ağıra satman yetmez, Demagojin bu kantarda beş para etmez!

 

*****

Siyaset demagojiyi seviyor görünebilir. Demagoji zaman kazandıran, rakibin ilerlemesini durduran, sinir bozan, kimyasını altüst eden laf kalabalığı olmasa ilgi çeker miydi? 

Demagoji yaparak, pireyi deve yapabiliyor insanlar. Abartma konusunda frene basmadan tam gaz, Allah ne verdiyse son sürat gidiyorlar.

Devir eski zamanlar gibi değil. Şimdi rakiplerin cemaziyülevvellerine kadar araştıranlar, soruşturanlar var.

Çamur atanlar, sataşanlar, laf çarpanlar, dedikodular, hepsinden önemlisi paylaşımlar demagoji yapanların işini kolaylaştırıyor.

Gerçekler tersyüz edilebiliyor.

Ancak her defasında unutulan, hafife anılan ilginç bir hakikat var!

O ne mi?

Siyasi partilerin hafızası!

O hafıza her şey yerinde ve dört dörtlük gittiği zannedilirken ortaya çıkıyor.

En önde giden bir bakmışsınız ortalara düşmüş, bir bakmışsınız, liste dışında…

Kendini övenlerin, övdürenlerin,

Genel Başkanlara kadar adını ulaştıranların,

Bunları reklam olarak anlattıranların şansı ne olur sizce?

Nihayetinde moda başka, hava başka, hakikat başka!

Lakin anlayanı, anlayacak olanı ara ki bulasın!

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Erol Sunat Arşivi
SON YAZILAR