İNGİLİZ ÜRÜNÜ İKİ FİTNE

  Sadece Ortadoğu değil; tüm İslam dünyasının yaşadığı sıkıntılar hiç kuşkusuz Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanıp yok edilmesi ve Halifeliğin ilgasının sonucudur. Bu durumu sadece Müslümanlar değil, insaf sahibi Batılı devlet adamları da dile getirmektedir.

             İsveç’in Eski Başbakanlarından Carl Bildt; “Osmanlı gitti huzur bitti. Ortadoğu ülkeleri bunun bedelini taksit taksit çok ağır ödüyor” değerlendirmesiyle bu gerçeği açık ve net olarak ortaya koymaktadır.

             İngilizler Ortadoğu haritasını cetvelle çizerek Osmanlı toprakları üzerinde onlarca suni devlet ürettiler. Gerçekte Ortadoğu’da bağımsız bir devlet yoktur.

            Osmanlıyı parçalamakla kalmadıkları gibi Osmanlı’nın dayandığı İslam inancının ana yolu olan Ehli Sünnet inancını bozmak için dünyevi hırslarına yenik düşen adamları çeşitli vaatlerle kandırarak kullandılar. Bu adamlar vasıtasıyla sapkın fikirlerini yayarak Müslümanların iman ve itikadını bozdular ve hâlâ da faaliyetlerine devam etmektedirler.

            Bu faaliyetleri sadece Ortadoğu ve Arapların yaşadığı yerlerde değil, Hindistan’da da görmekteyiz. Mesela, bugün “Kur’an İslam’ı” gibi aslında Kitabımız Kur’an-ı Kerim’e aykırı fikirleri ilk defa “Kur’aniyyun” ekolü denen akım İngilizlerin Hindistan’ı işgalinden sonra ortaya çıkmıştır.

            Bu akımın temel amacı Peygamber Efendimiz(sav)’in Sünnetini reddederek sadece Kur’an-ı benimseyen aslında benimsemeyen bir anlayıştır. Bu sapık akımın temsilcileri günümüzde de faaliyetlerini sürdürerek birçok saf Müslümanın iman ve itikadına zarar vermektedirler. Çok fazla uzatmadan, malumat sahibi olmak isteyenler azıcık bir araştırmayla bilgi sahibi olabilirler.

            Bugün Ortadoğu’da yaşanan gerek iman ve gerekse güvenlik açısından sıkıntıların yaşanmasına sebep olan İngilizlerin ürünü iki fitneden özellikle biri üzerinde durmaya çalışacağım. Çünkü, bu fitne diğer fitnenin yaşamasına da alanlar açmaktadır.

           Ortadoğu’da İngilizlerin desteği ile yer edinen iki fitne İsrail ve Vehhabi fitnesidir. Terörist İsrail Devletinin kuruluşuna kadar olan süreçte Yahudilerin nasıl bir çalışma sonucu Filistin topraklarına yerleştirildiğini az çok biliyoruzdur. Bu konu üzerinde sürekli durulduğu için daha çok Vahhabi fitnesi üzerinde duracağım.

           Vahhabilik bir İngiliz projesi olup İsrail fitnesinden sonuçları itibariyle kat kat daha telafisi mümkün olmayan zararlara yol açmaktadır. İslam birliğinin önündeki engellerden en önemlisidir. İngiliz Casusu Hempher’in tuzağına düşen Muhammed bin Abdülvahhab İngilizlerin İslamiyet içine fitne sokup Müslümanların iman ve itikadının bozulma çalışmalarına alet olmuştur.

           Vehhabiliğin kuruluş süreci İngiliz Casusu Hempher tarafından kaleme alınan “İngiliz Casusunun İtirafları” kitabında uzun uzun anlatılmaktadır.

            Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak ABD Başkanı Trump tarafından tanınması açıklamasına özellikle Suudi Arabistan tarafından verilen veya verilemeyen tepkilere kızmak yerine Vahhabi anlayışın ne olduğunu, Vahhabilerin Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevver’de ne büyük katliamlar yaptığını öğrenmenin daha isabetli olacağını düşünüyorum.

            Bunların bozuk yolda olduğunu, Müslümanlara iftira ettiğini ve İslamiyet’i içten yıkmaya çalıştığını vesikalarla ispat eden çok sayıda kitap yazılmıştır.

            Zebid Müftüsü Seyyid Abdurrahman, Vehhabilerin bozuk yolda olduğunu göstermek için (Arabistan’ın doğu tarafından kimseler çıkar. Kur’an-ı Kerim okurlar. Fakat, Kur’an-ı Kerim boğazlarından aşağı inmez. Ok yaydan çıktığı gibi dinden çıkarlar. Yüzlerini kazırlar) Hadis-i Şerifi yetişir buyuruyor. Başı, yanakları tıraş etmeyi, Abdülvehhab oğlunun kitapları emir etmektedir. Diğer sapık fırkaların hiç birinde böyle bir emir yoktur.

Ülkemiz ve birçok İslam ülkesinde Vehhabiler sistemli olarak sapkın fikirlerini yaymaktadırlar. Ülkemizde bunlardan çok olmakla birlikte Vehhabilik ismini hiç kullanmaz, kendilerini Ehli Sünnet tanıtarak Vehhabiliğin dayandığı fikirleri yayarlar. Tahminimizin çok üstünde takipçileri vardır. Bunların bir kısmı bilerek bir kısmı bilmeden hatta görünüşte bunlara karşı oldukları halde bunların fikirlerini savunurlar.

Vehhabilerin ortaya attıkları fikirlerinin ne olduğu, bunları nasıl tanımamız gerektiği ile ilgili yazılarıma devam edeceğim.

Habervaktim Yazarı Dr. Mehmet Doğan’ın 9 Aralık 2017 tarihli “Gafil Müslümanlara Son Çağrı” yazısını okumanızı tavsiye ediyorum.


 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.