Erol Sunat

Erol Sunat

Kira

Kira

Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında, ikinci yüzyıla merhaba dediğimiz şu günlerde, kira denen bir belalı kesti yolumuzu.

Kesti soluğumuzu…

Kimyamızı bozdu…

Bu belalı kanun nizam tanımayan bir mahalle kabadayısı gibi…

Kira benden sorulur havalarında…

Öyle rakamlar telaffuz ediyor ki, verebilene aşk olsun!

Kiracılara da istediğimi verirsen otur, veremiyorsan, bu mülkün ortağı mısın diye başlayan kaba saba sözler sayıyor, darp ediyor, kolundan tutup çıkarıyor o evlerden insanları, üstelik herkesin içinde mahallenin ya da sitenin ortasında.

Kanunen bunu yapamaz, edemez, isteyemez buna hakkı yok diyenlere karşı o evlerde kiracı olanlar, kısa bir muhakeme yapıyorlar bakıyorlar ki, yeni evin kirası, depozitosu, taşınma masrafları derken, astarı yüzünden bir maliyet çıkıyor karşılarına.

Her hâlükârda kira galip çıkıyor bu hengameden.

Ne yapsın insanlar?

Ortada kalma, sokakta kalma ihtimali oldukça yüksek. Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürse bıyık bir vaziyet! Bizi bu hale kim getirdiyse, kim düşürdüyse diye başlıyor ve yükseliyor göğe doğru ahlar…

*****

Konut fiyatları dehşet. Kiracı kıskaçta. İnsanlar tedirgin.

Kirayı ödeyecek olanın gelir dengesi felaket. Kiralar şirazeden çıkmış…

Kantarın topuzu hiç olmadığı kadar şaşmış…

Ne mi diyor kiralık evler?

Yeminle ben bu kadar para etmem.

Ayaklarım yere değmiyor…

Biri bir vursun duvarlarıma, rüyadayım herhalde…

Villa mıyım?

Konak mıyım?

Yalı mıyım?

Saray mıyım, ben neyim?

Ne diyeyim, bilemedim.

Sonra devam ediyor kiralık ev diyor ki; Beni öven övene…

İstenen kira astronomik…

Uçuyor muyum, uçuruluyor muyum?

Alt tarafı dört pencere, dört duvar…

Ne badanam ne boyam var…

*****

Biz ne ara böyle olduk? Her birimize ne oldu? Toplum olarak bu cinnete benzeyen halin üzerimize yapışıp kalması hiç kimseyi rahatsız etmiyor mu? Bu fahiş kira artışlarının tek suçlusu ağzı dili söylemeyen konutlar mı?

Ne yapılmalı, bu mesele nasıl çözülmeli konusuna belli ki gelemedik. Gelemediğimiz içindir ki, çözümü olmayan, çözüm bulunmayan, çözüm aranmayan bir kira meselemiz var.

Ev sahibi, kiracı herkes kendi açısından haklı olabilir, haklı görülebilir. Yalnız gerçek olan şu ki; kiracıların bu fahiş rakamları ödemeye ne hali var ne mecali…

Alınan ücret ve maaşların üzerinde talep edilen kiraların haklılık payı var denilecek bir tarafı yok.

Kira meselesi, piyasa rakamlarıyla birlikte çözülmedikçe, herkesin rahat edebileceği makul bir seviyeye inmedikçe, çekilmedikçe, herkese uyku haram…

İnsanlar bu dünyada yaşadıkları kiralık evlerde cehennemi yaşıyorlar.

Ay dediğiniz çarçabuk geliyor. Kirayı veremeyenler, diğer ihtiyaçlarını hangi parayla karşılayacaklar?

Mutfak, gıda, eğitim giderleri, ulaşım, Pazar, rutine bağlanan taksitler kiranın dışında ödenecek olan rakamın içinde.

Lakin o para yok hiç kimsenin cebinde…

*****

İstenen kira en alt sınır olarak mevcut asgari ücretin üstünde…Az biraz eli yüzü düzgün binalara yirmi bin isteniyor. Bu iş çok yakında patlar diyenler, bu lafı söylemekte geç kaldılar.

Kira meselesi patlayalı çok oldu. Yaşanan infilaklar manşetlere ve ekranlara yeterince yansımıyor.

Kira sendromu üzeri kapatılacak, küllenecek, görmezden gelinecek gibi değil.

Bu konu her geçen gün kar topu misali büyümeye devam ediyor. Önlem alınamazsa, hepimiz kira denen çığın altında kalacağız.

Kira ve barınma meselesi sadece kiracılarla ev sahiplerini karşı karşıya getirmedi. Yurt problemiyle Üniversite öğrencilerini de hırpalamaya ve yıpratmaya devam ediyor.

Kiranın tetiklediği kalemler, ulaşımdan gıdaya, oradan da elzem olan, olmazsa olmaz denilen ihtiyaçlara kadar uzanan geniş bir yelpazeyi etkiliyor.

Kira ve barınma ücretleri tek başına, insanların gelirlerini yutan dipsiz bir kuyu gibi.

İnsanımızın oh demesi lazım. Rahat bir nefes alması lazım. Nefeslenmesi lazım.

Bir zamanlar kiralar maaş ve ücretlerin en çok üçte biri, dörtte biri kadardı.

Yıl 1978’di yeni evliydim. O yılların öğretmen maaşı beş bin beş yüz liraydı. Afyon Dinar Yeşil hüyük köyü Ortaokulunda öğretmenlik yapıyordum. Kira olarak Dinar depreminde hayatını kaybeden rahmetli ev sahibim Selahattin Ağabeye ayda yedi yüz lira ödüyordum.

*****

Atalar, kimse yoğurdum kara demez derlerdi. Ne yazıktır ki…Benim evim yeminle bu kadar etmez diyen bir Allah’ın kulu yok.

Kazancınızı olduğu gibi kiraya verseniz mümkün değil.

Bu işe bakacak olanlar, alınan ücret ve maaşların kaç lira olduğunu bilmiyorlar mı?

Kira bilmecesi, kira kördüğümü oldu.

Bu düğüm çözülmediği gibi, çözülmesi daha da zorlaşsın, işin içinden kimse çıkamasın denircesine her gün yeni yeni düğümler ekleniyor.

Konuştukça batan, trajikomik açıklamalar yapılıyor. Bu işleri çözmesi beklenenlerin bende aynı dertten şikayetçiyim babında dert yanmaları ve yakınmaları, kira meselesine ne denli sığ bakıldığının tipik bir göstergesi.

Kira meselesi çözülmedikçe kangren olma yolunda sinsi bir şekilde yoluna devam ediyor.

*****

Kira, kiracıları ve insanımızı felç etmiş durumda. Çünkü, kazancının tamamı kiraya yetmeyen bir insan ne yapar? Bu sorunun cevabı yok. Cevap veren de.

Arabulucu formülü ne kadar çare oldu bilinmiyor.

Kira artışları sürekli yükselişte…

Bu yükselişin insafı yok…Merhameti yok…Acıması yok…Vicdanı da yok…

Bu insanlar ne yiyecek ne içecek?

Elektrik gibi, su gibi, telefon gibi doğalgaz gibi, odun-kömür gibi, faturalarını ve borçlarını nasıl ödeyecekler?

Kira meselesinin çözümü galiba, kiraya uyarlanmış;

“Karadır şu bahtım kara / Sözüm kâr etmiyor kiraya / eyvah…eyvah…” şarkısına kaldı.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Erol Sunat Arşivi

Kül

10 Mayıs 2024 Cuma 00:05
SON YAZILAR