Lozan’ın Bilinmeyen Sonuçları

Konya Birlik Vakfı’nda “Sonuçları İtibariyle Lozan” başlığı altında Lozan’ı masaya yatıran tarihçi Caner Arabacı’yı dinlerken, 143 ana maddesi ve 17 ek maddesiyle birlikte Lozan Antlaşması’nın gizli maddelerinin olmadığı da ortaya çıktı.

Lozan’da neler oldu ve nelerin yaşandığıyla ilgili perde arkasında dönen dolapları gayet açık bir şekilde dile getiren Caner Arabacı Hoca, Lozan’a damgasını vuran iki isimden bahsetti:

Osmanlı Yahudilerinin Hahambaşı Hayim Nahum ve İngiliz murahhas heyeti reisi Lord Curzon.

 

***

Lozan da, Osmanlı borçları, Türk – Yunan sınırı, boğazlar, Musul, azınlıklar ve kapitülasyonlar üzerinde uzun görüşmeler yapıldığını ancak Musul konusunda anlaşma sağlanamadığını, İsmet İnönü’nün önceleri İngiliz tekliflerine devamlı “hayır” dediğini de Caner hocanın anlatımından öğreniyoruz. Temel konularda tarafların tavize yanaşmaması ve önemli görüş ayrılıkları çıkması üzerine 4 Şubat 1923’te görüşmeler kesilir. İngiliz Lord Curzon, baklayı ağzından şu şekilde çıkarıyor:

“Türkiye İslâmî alâkasını ve İslâm’ı temsil rolünü kendi eliyle çözer ve atarsa, bizimle hulûs birliği etmiş olur ve Hıristiyan dünyasının hürmet ve minnetini kazanır; biz de kendisine dilediğini veririz.”

Türkiye’yi temsilen Lozan’a giden İsmet İnönü’yü Hahambaşı Hayim Nahum’un kandırdığını ve önce “hayır” diyen İnönü’nün sonradan neden “evet” dediğiyle ilgili gerçekleri de öğrendikten sonra Lozan’da, sonuçları itibariyle nasıl bir hezimet yaşandığını da böylece anlaşılmış oldu. Ana antlaşmanın altına imza atılmadan Türkiye’nin önce Hilafeti, sonra Saltanatı kaldırdığını, Tevhid-i Tedrisatı çıkardığını, 24 Anayasası’nda “Devletin dini “Dini İslâm’dır” cümlesi olduğunu ve daha sonra kademe kademe bunun da kaldırıldığını kaydeden Caner hoca, 1928’de Harf İnkılâbı yapıldığını ve 1937’ye gelindiğinde ‘laisizm’le ilgili bütün çalışmaların tamamlandığını kaydetti. Caner hocam, Dinde Reformun 1926’dan itibaren, 1930’dan itibaren de hafta tatilinin Cuma’dan alınarak Pazar’a geçirilmesi ve 1932’den itibaren ezanın değiştirilmesi de dahil olmak üzere kulaklara küpe niteliğinde şu ifadelere yer verdi:

“Lütfen bütün bunları müstakil bir olay gibi almayınız. Bunlar aslında Lozan’la irtibatlı. Medeniyet değiştirme projesinin ana hatlarıdır. Lozan’a giderken İstiklâl Harbini kazanmış, muzaffer, işgalcilerin bir kısmından vatanını kurtarmış bir ülke olarak gider. Ama Lozan’daki pozisyonumuz zafer kazanmış ülke pozisyonu değildi.”

LOZAN’DA GİZLİ MADDE ARAMAK GEREKSİZ

Lozan’da Türkiye’nin, “Yunan’la bir tutularak sığaya çekilen bir ülke” konumunda olduğuna da dikkat çeken Caner hoca, Lozan’ın gizli maddeleri var mı sorusunun çok sorulduğunu belirterek “Lozan’ın 143 ana maddesi ve 17 ek maddesini okunduğunuz zaman gizli madde aramanın gereksiz olduğunu düşünmemiz lâzım. Ne varsa onlarda var zaten.” diye konuştu.

İngilizlerin Anadolu’ya, 30 bin Yunan askeri getirdiğini ve Anadolu’yu bu Yunanlıların çekilirken yakıp yıktıklarını, tahrip ettiklerini kaydeden Caner hoca, şu düşündürücü açıklamayı yaptı: “Lozan’da bu haksız tahribatın bedelini ödetmemiz lazımdı. Peki, Lozan’da ne oldu? Yunanistan Harp Tazminatı ödedi mi? Bir kuruş ödemedi.”

TÜRKİYE 12 MİLYON LİRAYI ALMAKTAN VAZGEÇTİ

Lozan’ın bilinmeyen sonuçlarına örnek olarak 1. Dünya Savaşından önce, İngiltere’ye 3 gemi siparişi veren Türkiye’nin, bunun karşılığında İngilizlere 12 milyon lira ödediğini, fakat I. Cihan Harbi’nin çıkmasıyla İngiltere’nin bu gemileri, parasını ödediğimiz halde vermediğini dile getiren Caner Hoca, “Bu para Lozan’da ne oldu? 140’lı maddeler içinde var. Söyleyeyim: “Türkiye, İngiltere’den 12 milyon lirayı almaktan vazgeçmiştir” maddesi var. Yâni Türkiye, gemi almak için halktan topladığı parayı geri almaktan vazgeçiyor.” diyor.

Lozan’da Musul’un, Kıbrıs ve 12 adaların nasıl verildiğinin acıklı hikâyelerini de anlatan Caner Hoca, Lozan Antlaşması’nın, Birinci Meclis tarafından kabul edilmemesi üzerine 69 milletvekilinin İkinci Meclis’te ekarte edilmesiyle birlikte kabul edildiğini kaydetti. Lozan’ın maddelerine göre Çanakkale ve İstanbul Boğazlarının bizim olmadığını, Türkiye’de dile getirilmeyen Lozan’ın bir başka maddesine göre; İngiliz leşleri ile Fransız ölüleri ve Anzak askerlerinin Çanakkale’deki yattıkları yerlerin onların vatanı sayıldığını, tabancalı 150 kişilik yabancı görevlinin burada bulunabileceği acı gerçeğini de dile getiren Caner hoca, Gelibolu’da ve Seddülbahir’de İngiliz şehitliklerin 1924’te yapıldığı, Türk Şehitliğine ait ilk anıtın ise 1947 yılında bir Türk Generalinin gayretiyle (2 evini satarak) dikildiğini söyledi. Lozan’daki Boğazlar maddesinin 1936’da Montrö Antlaşmasıyla düzeltildiğini de ifade eden Caner hoca, Ayasofya Camii’nin Atatürk’ün imzasının bulunmadığı Bakanlar Kurulu Kararnamesiyle müzeye çevrildiğini, yalnız tekrar cami olarak açılmasına engel bir madde olmadığını, yalnız bizim, patrikhaneden dolayı Fatih’in Vakfiyesine saygı duymak yerine Bizans’a saygı duymayı tercih ettiğimiz acı gerçeğini de söyledi.

AMERİKA ORTADOĞU ÜLKESİ DEĞİL

BİR SORU-BİR CEVAP:

Ne Amerika, ne İngiltere, ne Avrupa ne de Rusya dünyada adaleti öne çıkarak devletler değildir. Yeryüzünde güç konuşur, adalet bize aittir. Haklı çıkarlarınızı ancak millî gücünüzle koruyabilirsiniz. Haklı olduğunuz için asla koruyamazsınız. Meselâ Amerika, şu anda silahlı olmadığı halde İhvan-ı Müslimin’i terör örgütü olarak kabul ediyor. Ama silahlı olan PYD’yi ortak kabul ediyor. Silahlı savaşan bir terör örgütü olan PKK’yı resmen “terör örgütü” gördüğü halde PKK’nın Suriye uzantısını ortak görüyor, silahlandırıyor, ağır silahlar veriyor. Ama İhvan terörist örgüt oluyor. Yâni Amerikan yönetiminin mantığında “haçlılığı” görmek lâzım.

Amerika, Türkiye’ye resmen düşman bir politika ortaya koyuyor. Türkiye’nin ne kadar düşmanı varsa; Amerika’nın dostu, yanında müttefiki durumunda. Onun için Türkiye’nin postu deldirmeden milli gücüyle yerinde politikalar üretmesi lâzım.

Türkiye bunu başarabilir.

Amerika bir Ortadoğu ülkesi değil.”

 

AZİZİM DİYOR Kİ…

Lozan’daki görüşmelerde Amerika da vardı. Ama Amerika’nın gözü Lozan’da değil, Sevr paçavrasında.

Bugün Türk’ün ve Türkiye’nin en büyük düşmanı Amerika’dır.

Büyük Şeytan’a postu deldirmeden Türkiye siyaseten ve ekonomik olarak kendi millî gücünü daha güçlü hale getirmelidir.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum