Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

YAŞ MEYVE VE SEBZEDE DIŞA BAĞLI MIYIZ?

YAŞ MEYVE VE SEBZEDE DIŞA BAĞLI MIYIZ?

Bir ay kadar önce Konya’da TAGEM destekli Yaş Sebze ve Meyve Çalıştayı büyük ilgi görmüştü. Yaş sebze ve meyveler hasattan sonrası en az fire ile üzerinde herhangi bir işlem yapmadan tüketiciye komisyoncu, tüccar ve perakendeciler aracılığıyla ulaştırılır. Bu ilkbahar üzerinde en çok konuşulan ve stokçular olarak suçlanan komisyoncular da Çalıştayın paydaşları arasında idi. Pazarlaması özel sektör tarafından yapılan ürün, bozulmaması için depolara alınır ve fiyat değişimleri “Pazar Payı” olarak adlandırılan bir değişimle tüketime sunulur. Pazar payının yüksek olması, üreticinin düşük fiyattan sattığı mahsulün, tüketiciye yüksek fiyatla sunulmasına neden olduğu halen tartışılmaktadır.

Ülkemde yaş meyve ve sebze üretiminde neredeyiz, bazı verilerle ortaya koyalım.

2000 yılında 18 milyon ton sebze üreten Türkiye, dünyada toplam 1 milyar ton üretim içinde 30 milyon tondan fazla üretimle en yüksek üreten ülkeler arasında 4. sırada yer almaktadır.

Meyvede ise dünya toplam üretim miktarı 2017 yılında 865 milyon tondur. Türkiye 23 milyon ton üretimle 5. sırada yer almaktadır. 2000 de toplam meyve üretimimiz 16 milyon ton kadardı.

Ancak şu da unutulmamalıdır ki, meyve ve sebze üretiminde ilk 4 sırada yer ülkeler (Çin, ABD, Hindistan, Brezilya) toprak alanı bakımından dünyada ilk sıralarda yer almaktadır.  

2017 yılına göre Ülkemde, üretimde ilk üç sırayı 12.7 milyon ton ile domates, 2.6 milyon ton ile biber, 1.8 milyon ton ile salatalık almaktadır. Türkiye son yıllara göre yılda 1 milyar USD üstünde bir değerle dünyaya sebze ihraç etmektedir. Bu değer 2001 de 375 milyon USD idi.

Meyve ihracatımız 2001’de 1.2 milyar USD iken 2017’de 4.0 milyar dolara ulaşmıştır. Bir ülkenin kendi üretimini karşılaması ve ihracat yapması çok güzel ancak üretim maliyetlerinde artışlar üretimi etkilemektedir. 2003’te 1 kg sebze maliyeti 0.50 TL, meyve maliyeti 0.70 TL iken, neredeyse üç misli artarak maliyet 2018’de kg başına sebzede 1.16 TL’ye, meyvede ise 1.98 TL’ye yükselmiştir.

Bu değerlere göre ülkemde yaş sebze ve meyve üretiminde artışlar, buna bağlı olarak da tüketim ve ihracatta da yükselişler vardır. Elde olmayan sebeplerle kısa vadeli üretim dalgalanmaları sebze ve meyveciliğe gölge düşürmemeli, her iki sektörde 5 milyar US Doların üzerindeki ihracat payımızı artıracak yollar aranmalıdır. Bu konuda özellikle de medyanın bu konuyu doğru işlemeli, milli konular haberciliğe veya ideolojik veya siyasi farklılaşmalara yem edilmemelidir.  

Sebze ve meyve sektöründe meselelerin çözümü için Prof. Dr. Zeki Bayramoğlu ve arkadaşlarının özverisinin karşılığında ortaya koyduğu bu sonuçlar paydaşlar kadar siyasilerce de ciddiye alınmalıdır. 

Üreticiler için; örgütlenme ve üretimi planlayarak kayıt altına alınmalı. Atık ve kayıplar da kayıt altına alınarak kontrol edilmeli, hal vergileri düşürülmeli;

Hal, komisyoncu ve tüccarlar için; pazarlama haller üzerinden (% 50 si yapılmamaktadır) yapılmalı. Planlanan ürün ambalajlama, ürünün maliyetini artıracak ölçüde yapılmamalı. Bu kesim üzerinde medya baskısının kaldırılmalı; üretim-satış ağında fiyat istikrarı sağlanmalı. 

Perakendeciler için; tüketim planlaması yapılmalı, fazla üretim değişik kanallarla (salamura, konserve, kurutma, dondurma vs.) muhafaza edilmeli, semt pazarları iyileştirilmeli ve denetimin artırılmalı.  

Genelde de; gıda enflasyonundan kaynaklanan fiyat artışlarının kontrol altına alınabilmesi için ürünler mevsimlik ağırlıklı ortalamalara göre sepete alınmalı, özellikle turfanda mahsulün enflasyon içerisindeki payı düzeltilmeli, böylece makroekonomik açıdan ülke ekonomisine katkı sağlanmalıdır. 

Fiyat artışları incelenirken ülkenin sosyal ve ekonomik özellikleri de bilinerek nüfus artışı, göçler, turist sayısı, tüketim alışkanlıklarında değişim ve üretim maliyetlerindeki artış dikkate alınmalıdır. 

Yasaların hazırlanmasında örfi hukuk ve yerel teamüller dikkate alınmalıdır.  

Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum
Prof. Dr. Fikret Akınerdem Arşivi
SON YAZILAR