Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)

Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)

Ahi Zekeriya’nın türbesi neredeyse yıkılacak

TARİHE YOLCULUK  (126)

 

  • Sandukası merhum Konyalı tarafından bulunan ve türbesi ile mezar kitabesi günümüze kadar gelebilen ahilerden olan “helvacı” lakâblı Ahi Zekeriya’nın türbesi, harap halde onarılmayı bekliyor.

Kafilemizle birlikte Ereğli’yi gezerken minibüsümüz, metruh türbe görünümünde ve muhitinde mezar taşları bulunan ve etrafı demir parmaklılarla çevrilmiş bir yerde durdu. Rehberimiz, burasının senelerden beri böyle atıl vaziyette durduğunu ve türbenin hiç onarılmadığını söyledi. Sonra araştırdığımda bu türbenin, Ahî Zekeriya’ya ait türbe olduğunu öğrendim. Gelin burada yine tarihçi Hacıgökmen’e kulak verelim:

“Ünlü sofi Evhadüddin Hamid el- Kirmanî’nin (635/1235) Farsça menakıb-nâmesinde aslen Ahlatlı olup, Missis Kürkü ve Missis Börkü giymiş iki gencin Kayseri’de Evhadüddin Kirmanîn huzuruna geldikleri ve Evhadüddin’in iki kardeş olan bu gençler hakkında çevresindekilere şu aşağıdaki bilgileri verdiği anlatılmaktadır. “Bu iki genç zengin bir tüccarın oğullarıdır (Hacezadegânend). Babaları öldü. Babalarından bu gençlere büyük servet kalmıştır. Ahiliğe gönül veren bu salih gençler servetlerini Allah yolunda ve Ahilik uğrunda harcamaktalar. Bir imaret yapıp, tefriş edip sofra döşemişler ayende ve revendeye hizmet sunmaktalar”. Bu iki kardeş de Ahlat’tan Ereğli’ye göçmüşlerdir. Bir taraftan Niğdeli Kadı Ahmed de “el Veledüş- Şefik” adlı eserinde Şeyh Evhadüddin-i Kirmanî’nin Ereğli’de Şeyh Bedrüddin Yaman-i Emir ve Şeyh Şihabüddin Çoban-ı emir adlarında iki talebesi bulunduğunu ve bu iki kardeşin Ereğlili Mevdud’un oğulları olduklarını yazmaktadır. Kadı Ahmed bu kardeşlerden büyüğü olan Bedreddin Yaman’ın ulu bir kişi olduğunu belirtmektedir.

Yukarıda bahsettiğimiz gibi, Moğol ordusu 1243 yılında Kösedağ’da Selçuklu ordusunu yendikten sonra Kayseri’de bir çok Ahiyi kılıçtan geçirmiş, birçoğunu da esir almış idi. Bu arada Evhadüddin’in kızı, Ahi Evren’in eşi Fatma Hatun’da (Fatma Bacı) esir almışlardı. Evhadüddin-i Kirmanî’nin menakıb-namesinde bildirdiğine göre, Selçuklu ümerası olan Muinüddin Süleyman (Pervane) Sahip Ata Fahruddin Ali ve Hatiroğlu Şerefüddin, Hulagu Han ile görüşmeye Azarbeycan’a gittikleri zaman, Moğollar nezdinde esir bulunan Evhadüddin-i Kirmani’nin kızı

Fatma Hatun’u serbest bırakılmasını istediler. Sonra Fatma Hatun’u da alarak Anadolu’ya döndüler. Bir müddet sonra Fatma Hatun’a nerede ikamet etmek istediğini sormuşlar. O da babamın arkadaşlarının yanına gitmek isterim demiş ve oraya götürmüşlerdir. Yine menakıb-namede Hatun’un Şeyh Şihabüddin’e teslim edildiği, Şeyh Şihabüddin’in de Fatma Hatun’u kardeşi Bedreddin’in müridlerinden Şeyh Eminüddin Yakub’a nikâhladığı ve Fatma Hatun’un bu evlilikten de bir oğlu dünyaya geldiği anlatılmaktadır.

ahi-zekeriya-(helvaci)-1.jpg

AHİ ZEKERİYA (HELVACI)

Türbesi ve mezar kitabesi günümüze kadar gelebilen ahilerdendir. Lakâbı helvacıdır. Ahi Zekeriya’nın türbesi bugün harap bir haldedir. Sanduka ise merhum Konyalı tarafından bulunmuştur. Daha sonra bu sanduka müzeye intikal etmiştir. Ahi Zekeriya’nın ölüm tarihini tespit edemiyoruz. Sandukanın tarih kısmı tamamen tahrip olmuştur. Ancak mezar kitabesinden onun şehit olduğunu öğreniyoruz. Sanduka’nın yazısı ve şekli itibarıyla Selçuk tarzıyla yazıldığı

görülmektedir. Acaba Ahi Zekeriyya bir savaşta mı şehit olmuştur. Bunu bilemiyoruz. Ölüm tarihini mezar kitabesinden okunamadığı için tam olarak tespit etmek mümkün gözükmüyor. Yalnız Ahi Zekeriya’nın vefat tarihi Moğolların Ereğli’de katliam yaptığı döneme tesadüf etmesi muhtemeldir.

kitabe-003.jpg

Şeyh Şihabeddin Zaviyesi

Ziyaret ettiğimiz Şeyh Şihabeddin Zaviyesi’yle ilgili olarak tarihçi Hacıgökmen, şu bilgileri araştırmacıların bilgisine sunuyor: “Prof. Dr. Beyhan Karamağralı burada kazı çalışması yapmış ve zaviye ortaya çıkmıştır. Artık elimizde bir Ahi Zaviyesinin genel olarak hangi bölümlerden oluştuğunu bu kazı çalışmasından sonra ortaya çıkmıştır. Zaviye Moğollar tarafından tahrip edildikten sonra tekrar Osmanlılar döneminde faaliyetine devam ettiği Osmanlı dönemi kayıtlarından anlaşılmaktadır. II. Beyazıt zamanına ait evkaf defterinde Sihabüddin zaviyesi vakfı Medine vakıflarında sonra en büyük vakıf olarak görülüyor. Hatta Şeyh Şihabüddin’e ait 1145 ( 1752) tarihli bir hüccette, Şeyhin 12. göbekten ahfadı olan Seyid İbrahim Efendi mütevellisi olduğu vakfın 500 sene evvel önce kurulduğu ifade etmektedir. Bu hüccete göre Şeyh Şihabüddin vakfı 1247 (645) de kurulmuş olduğu sonucuna varılabilir.”

 

PAZARTESİ: Hazret-i Ebûdderda ve Ereğli’deki makamı…

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum