Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

ANADOLU YANIYOR, BENİM BURNUM KANIYOR

 

Hafta sonu Ankara TUBİTAK’da toplantımız var idi. İşimizi bitirdikten sonra hem Orta Anadolu’da kısa bir tura çıkalım, hem de bir kısa da olsa sıla-ı rahim yapalım dedik.

Ankara, Kırıkkale, Çorum üzerinden Yozgat’a oradan da Nevşehir üzerinden Konya’ya dahil olduk. Görüldüğü gibi yolların ve arabanın kalitesine bağlı olarak 2 günde neredeyse 5-6 ilin arazilerini görmüş olduk.

Mesleğimiz tarımla ilgili olduğu için genelde tarım sektörü ve üreticilerle görüşmelerimiz, istişare ve kısa tartışmalarımız oldu.

Tarım sektörü için korkulan genel mesele “kuraklık” idi.

İşte burada insanın zembereği atıyor.

Geçtiğimiz bu illerin arazilerinde önemli şey huzme hüzme, kat kat göğe yükselen değişik renklerde duman idi.

Bunun iki sebebi vardı;

Birincisi; yaka yaka halen bitmeyen anız,

İkincisi kuruda ekim yapan traktörlerin bıraktığı toz bulutları idi.

Gel de yanma,

Gel de sızlanma,

Gel de kızma,

Gel de sitem etme

Hatta gel de kavga etme.

Nereden alalım ve ne anlatalım insan şaşıyor.

Üretici kardeşim,

Valilerim,

Tarım il ve ilçe müdürlerim,

Çevre bakanlıklarının müdürleri,

Jandarma kardeşlerim,

Her kimseniz, bunlara nasıl göz yumarsınız, yangına nasıl müdahale etmezsiniz.

Bazı yerlerde görülen o ki, yangın 2- 3 gündür devam ediyor; ne arayan, ne soran ne de toprağı koruyan var. ANADOLU YANIYOR, BENİM BURNUM KANIYOR.

Toprağı, vatanı, geleceği, üretimi, çevreyi, özgürlüğü; hatta insanı yakmaya ne hakkınız var. Hele de sorumluların yaktırmaya hiç hakkı yok. Sonuçta ne olur;

ANIZI YAKARSINIZ, DUMANA BAKARSINIZ,

TOPRAĞI İŞLER İKEN, TOZUNU YUTARSINIZ…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.