GEÇEN HAFTAKİ CUMA HUTBESİ

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın geçen hafta Cuma günü camilerimizde okutturduğu “Kur’an Ve Sünnet Bir Bütündür” konulu Cuma Hutbesi beni ziyadesiyle sevindirdiği gibi duygulandırmıştır.

Duygulandım; çünkü, sünneti itibarsızlaştırma, İslam’ın temel kaynaklarından çıkarma faaliyetleri o kadar alenileşti ki ciğerimizi yakacak kadar! Hutbe, yanan yüreğimize bir nebzede olsa su serpmiştir. Bütün temennimiz Peygamber Efendimiz(sav)’in sünnetini itibarsızlaştırmaya çalışanlara karşı mücadelenin sürekli hale getirilmesidir.

Bu mücadele kurumsal olarak yapılması gerektiği gibi bireysel olarak da herkes tarafından yapılmak zorundadır. Sünnet olmadan ümmet olmaz. Peygambersiz bir din asla düşünülemez.

Hutbede yer alan Ayet-i Kerime de Hz. Allah(cc), “Kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle ve iyi kimselerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır!” buyurarak Peygamberimize itaat edilmesini kesin olarak emretmektedir.

Hutbenin devamında;  Sünnet, Sevgili Peygamberimizin hayat tarzı, sözleri, fiilleri ve onaylarıdır. Kur’an, bize imanı ve yalnızca Allah’a kul olmayı emretmiş; sünnet, imanın hakikatlerini öğretmiştir. Kur’an, bize imanımızın gereği olan ibadetleri emretmiş; sünnet, bu ibadetleri nasıl yapacağımızı göstermiştir. Kur’an, bize güzel ahlâkı emretmiş; sünnet ise erdemli bir hayata model olmuştur.

Peygamber Efendimiz (sav), âlemlerin Rabbinden aldığı vahyi insanlara hem tebliğ etmiş hem de açıklamıştır. Onun güzide yaşantısı, Allah’ın rızasına uygun yaşayan iyi bir Müslüman olmak için önümüzdeki en güzel örnektir. Şu geçici dünyada ve kalıcı ahiret yurdunda huzura ermek istiyorsak, tek çaremiz Peygamberimizin sünnetine uymak, onun gibi yaşamaya, onun gibi düşünmeye ve onun gibi davranmaya çalışmaktır.

Ashâb-ı kirâm onun mübarek sözlerini ve davranışlarını büyük bir dikkatle izlemiş ve derin bir hassasiyetle genç kuşaklara aktarmıştır. Kur’an ve sünnet ayrılmaz bir bütündür. Dinimizin esasını teşkil eden Kur’an’ı, Peygamberimizin sünnetinden ayrı düşünmek imkânsızdır. Kur’an ile sünnet arasına mesafe koymak, “Kur’an bize yeter” diyerek sünnetin dindeki yerini hafife almak, Peygamberimizden bize ulaşan sahih bilgi hakkında şüphe uyandırmak, iyi niyetten uzak büyük bir vebaldir…

…Kur’an ve sünneti birbirinden ayırarak din istismarına kapı aralayanlara, şöhret ve çıkar devşirmeye çalışanlara karşı uyanık olalım. Sünneti bugünlere taşıyan hadis külliyatımızın güvenilir olmadığını iddia eden bir zihniyete asla itibar etmeyelim. Sahih sünneti Peygamberimize ait olmayan sözler ve hurafelerle istismar edenlere karşı da uyanık olalım…

Görüldüğü üzere Cuma hutbesinde biz Müslümanlara çok önemli ikazlar yapılmakta ve uyanık olmamız gerektiği üzerinde özellikle durulmaktadır.

-Müslümanları sünnetten uzaklaştırmaya çalışanlar kimler?

Bunları toplumun çoğu bilmekte ve üzülerek ifade etmeliyim ki toplumun bir kesimi tarafından itibarda görmektedirler. Bunların yayın organları olduğu gibi bir çok yayın organı da televizyonlarına çıkarmaktadırlar.

Aslında bu vahim durumun arkasında “Dinler Arası Diyalog” eksenli çalışmaların olduğunu görmekteyiz. Hepimizin bildiği gibi “Dinler Arası Diyalog” eksenli faaliyetlerin maksadı Peygamber Efendimiz(sav)’i itibarsızlaştırarak peygambersiz bir din anlayışını yerleştirmektir. Ayet-i Kerimelerin açık hükmünün hilafına Peygamber Efendimiz(sav)’in hüküm veremeyeceğini iddia ederler.

Herhangi bir İslami konu konuşulurken kim  “Kur’an’da Var Mı” sorusunu soruyorsa yüzde 99 o kişi Peygamber Efendimiz(sav)’in hüküm verici olduğunu kabul etmiyor, demektir.

Hz.Allah(cc); “Resulüm, kendi arzusu ile konuşmaz. Onun [dini hükümlere ait her] sözü vahiydir. (Necm 3, 4) buyurmaktadır.

Bir Hadis Şerifte Efendimiz(sav); “Koltuğuna kurulup, “Allah, Kur’an’dakilerden başka hiçbir şeyi yasaklamadı” diyen bilsin ki, Allahü Teâlâya yemin ederek söylüyorum ki, ben de bazı şeyleri emrettim, bazı şeyleri de yasakladım. Bunların miktarı, Kur’an kadar veya sayıca daha fazladır.” (Ebu Davud, Tirmizî) Buyurmaktadır.

Yukarıda yer alan ve yer almayan bir çok Ayet-i Kerim’e ve Hadis-i Şerif ortadayken hâlâ peygamber hüküm koyamaz diyorsanız vay halinize!

          

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum