Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Ha Orman Yanmış, Ha Vatan

 

Yıllar önce köyümüzde bir olay anlatılır. Çobanın biri hayvanlarını sulu ortamda otlatır. Bir süre sonra bir zamanlar hayli sulu olan köyün tabii çayırları arasında bir yılanın kurbağayı yutmak üzere hızla süründüğünü görür.

Çoban, çobandeğneğini yılana vurmak kurbağayı kurtarmak ister. Tam değneğini kaldırır ki o arada yılanla çoban göz göze gelir. Yılan bir kurbağaya bir de çobana döner, sonra sürünerek otlar arasında kaybolur.

Bu çobanla ben gençliğimde görüştüm. Aynen böyle anlattı ve umulmadık bir şekilde şu cümlesini sarf etti: “öyle merhametle baktım ki, yılan bile insafa geldi”.

Ülkemde ciddi bir yangın var. Gerçek bir felaket. Öyle ki yılanı bile insafa getirebilecek durumda ancak bizim yılanlar, bazı yılanlardan daha tehlikeli. Yangınlar hakkında yazılanlar, üretilen senaryolar, akıl ve insaf dışı suçlamalar yılan diye nitelediğimiz sürüngenden daha da acıtıcı.

Bu nasıl bir insaftır, bu nasıl bir milliyetçiliktir, bu nasıl bir Müslümanlıktır, bu nasıl bir komünistliktir ki, bunların çoğunda insaf, merhamet, daha da ötesi insana yakışan ve en yüce değer olan ahlak kavramından mahrumluktur ki, her türlü saldırıyı meşru sayabiliyorlar.

Bu gruplar geçen sene de Pandemi için aynı insafsızlığı gösterdiler. Dünyada ülkem en başarılı Pandemi mücadelesine imza atan bir ülke olmasına rağmen bu kesimler utanmadılar ve de utanmayacaklar olarak da görülüyorlar.

Mevlana der ki, “ne ekersen onu biçersin”. Bu ülke yöneticileri ülke insanı için hele de son 20 yılda hangi kötülük tohumlarını ekti ki bu “insansızlığı, acımasızlığı” biçiyor. Neyimiz eksiktir; etimiz mi, sütümüz mü, yolumuz mu, arabamız mü, sağlık kurumlarımız mı, doktorumuz mu, her sahada ki lüksümüz mü?

Avrupa’da birkaç yakınım var. Onlar bile şöyle diyor: inanın son 10 yılda burada olan lüks hayat Avrupa da bile yok, hele de gıda, araba, yollar, hele de hava yolu şirketimiz bir numara. Neyi hazmedemiyorsunuz. Yapılan her şey bu ülke için, gelecek için, iyi ve sağlıklı yaşam için değil mi?

Yangın, sel, deprem gibi felaketlerin acısını toplum ortaklaşa paylaşması gerekirken, bundan bir pay çıkarmak, ülkeyi zayıf düşürmek, moral bozmak, toplumsal direnci düşürmek de neyin nesi.

Hassas insan duyan, idrak eden ve de paylaşandır. Bunu son zamanlarda her kesimden aklı başında sanatçılar yapıyor. Tam bunu yazarken TV de Gönül Dağı programında bir Anadolulu TIR şoförü hayatını anlatırken, güzel bir espri yaptı. Spikerin “güzel konuşuyorsun” ifadesine karşı “sanatçı bir aileden geliyorum, dedem gençliğinde bir filmde arı kovanına elini sokmuş, kovandan aldığı küçük bir pal peteğini elinde taşımış” diyor.

Çoğu için “bir şoför” olan bir Anadolu yiğidi kadar da mı espri gücümüzü mü kaybettik. Anadolu’da “karnınızın şişliği hala geçmedi mi” demek geliyor içimden. İktidara, devlete, insanımıza, topluma, yöneticilere kininiz nedir. Bu ülkede hiç mi iyi bir şeyler olmuyor. Daha da öteye gitmek istemiyorum.

Yangın için yazdığım birkaç mısra ile ciğerimi soğutmak istiyorum.

Orman yakılan anlar, kara kara dumanlar,

Vatanını sevmeyen, gülistandan ne anlar.

Yaktık yıktık yetmedi; kestik biçtik bitmedi,

Yeter durdurun artık, varlıklar yokluk dedi.

Çamı meşesi, ladin; inek, danası kedin,

Bakın vatan yanıyor, söndürelim be haydin.

 

Saygı ve muhabbete susayanlara selam olsun  

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
6 Yorum