1. YAZARLAR

  2. Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)

  3. İstiklâl Marşı ve Ruh İklimimiz
Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)

Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)

Yazarın Tüm Yazıları >

İstiklâl Marşı ve Ruh İklimimiz

A+A-

TARİHE YOLCULUK (233)

İstiklâl Marşı’nın evrensel mesajlarını size nasıl anlatsam?

İsterseniz İstiklâl Marşı’nın nasıl yazıldığı ve Millî Şairimiz Mehmet Âkif Ersoy’un o marşı nasıl bir ruhla yazdığı yıllara gidelim…

İstiklâl Marşı, TBMM’de kayda geçmesinin üzerinden 97 yıl geçmesine rağmen Mehmet Âkif’in, “Allah bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazdırmasın” sözleri ruhumuzda coşkuya sebep olurken her bir mısraı okunduğunda yüreğimiz kabarıyor!

23 Nisan 1920’de Büyük Milletin Meclisi açıldığında Anadolu’nun büyük bir bölümü düşman işgali altındadır. Meclis hükümeti ise yeni bir ordu kurmak için harekete geçmiştir.  Bu orduyu ayakta tutacak ve ona moral verecek güçleri de harekete geçirme çabasıyla Konya’da çıkan Öğüt ve Babalık gazeteleri de dahil yayınlanan gazeteler, halkı, Cihanbeyli’nin Böğrüdelik köyüne kadar gelen Yunanlı ve diğer işgal güçlerine karşı direnmeye, birlik olmaya, diri olmaya ve cesaret vermeye büyük çaba harcamaktadırlar. İstiklâl Marşı da halkın ve ordunun moralini yüksek tutacağı gerekçesiyle gündeme getirilmiştir. Gazetelerde İstiklâl Marşı yarışması duyurulur. Meclis komisyonuna toplam 724 şiir ulaşmıştır. Bu şiirlerden altı tanesi beğenilmiştir. Cenk Şarkısı ve Çanakkale şehitlerine şiirlerini yazan Mehmet Âkif Ersoy’a da, İstiklâl Marşı şiirini yazması için teklif götürülür. O, “ben ödül almak için şiir yazmam” der.  Arkadaşı Hasan Basri, “tamam, ben söylerim ödülü kaldırırlar” deyince Mehmet Akif, o ruh haliyle odada iken kendisinde bir haller olmaya başlar. Bunu bilen Hasan Basri Bey, odadan çıkar. Mehmet Âkif ise, o ruh haliyle odadan çıkarak Taceddin Dergâhı’nın yolunu tutar. Hasan Basri, odaya girdiğinde duvara kazınmış vaziyette İstiklâl Marşı’nın ilk mısraıyla karşılaşır:

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak”. Odada kalem bulamayan Mehmet Âkif, gelen ilhamla birlikte İstiklâl Marşı’nın ilk satırını tırnaklarıyla duvara yazmıştır. Mehmet Âkif Ersoy, kendini kapattığı Taceddin Dergâhı’ndan iki gün çıkmayacaktır.  İstiklâl Marşı’nın nasıl bir ruh ikliminde yazıldığı bilinmeden İstiklâl Marşı’nın ruhu anlaşılamaz.

Mehmet Âkif’in yazdığı İstiklâl Marşı, ilk önce 17 Şubat 1921’de Hâkimiyeti Milliye Sebilürreşad’da yayınlanır. Sonra Konya’da Öğüt gazetesinde yer alan İstiklâl Marşı Anadolu halkının teveccühünü kazanır. İstiklâl Marşı 12 Mart 1921’de TBMM’de kabul edilir. İlk okunuşta büyük alkış alır ve beğenilir. 2-3 kere tekrar tekrar ayakta okunur. Mustafa Kemal’e sorarlar, “daha çok hangi mısraı beğendin ve hoşuna gitti” derler. Son kıt’adaki son iki mısraı söyler:

“Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet/ Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl!”

Mehmet âkif, bu şiiri yazarken cebinde iki lirası vardır. O parayı da bir arkadaşından borç almıştır. Şiirin ödülü ise 500 altındır. O dönem milletvekili maaşı ise sekiz altındır. 500 altın lira ise büyük bir servettir. Âkif, bunun yarısını, diyelim yüzde 10’unu bile alsa yine büyük bir servete sahip olacaktır. O, bu serveti elinin tersiyle iterek kabul etmiyor.

Orduya ve askere büyük moral olacak olan İstiklâl Marşı’nın ilk iki kıt’ası şöyle:

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;

O benimdir, o benim milletimindir ancak.

 

Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl!

Kahraman ırkıma bir gül… ne bu şiddet bu celâl?

Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl,

Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl.”

mehmet-akif-ve-istiklâl-marsi.jpg

“KORKMA, ALLAH BİZİMLE…”

İstiklâl Marşı’nın ilk cümlesi “Korkma!” ile başlıyor. Burada öylesine bir ruk iklimiyle karşılaşıyoruz ki, Birinci Dünya Savaşında 12 cephede savaşırken Çanakkale Cephesi’nde yedi düvele karşı destan yazan Mehmetçiği ‘Bedrin Aslanlarıyla bir tutan o ruhu anlamadan İstiklâl Marşı anlaşılamaz. Anadolu büyüklüğünde deniz, kara ve havada (şafaklarda) dalgalanan o kutsal al sancağın, yurdumuzun üstünde tüten en son ocak kalıncaya kadar sönmeyeceğini askerlere “Korkma” diyerek ifade eden Mehmet Âkif, o “korkma”yı nereden ilham alarak duvara kazıdı, dersiniz?..

Şanlı Peygamberimiz, hicret ettiği esnada yanına aldığı yol arkadaşı Ebu Bekir’le birlikte mağaraya sığınmıştı ya…

Müşrikler geldiğinde Ebu Bekir, Efendimiz’e bir şey olacak diye korkuyla ümit arasında büyük endişe duyarak terlemeye başlayınca; Peygamber Efendimiz, onu şu sözlerle teskin etmişti:

“Korkma, yâ Ebu Bekir Allah (C.C.) bizimle”.

Cenab-ı Hakk’tan başka ilâh tanımayan ve başka ilâhlara tapmayan aziz milletimizin hakkıdır; istiklâl, ve bağımsız olarak ebediyete kadar hür yaşamak.

Afrin’deki aslan parçalarına da “Korkmayın, Allah sizinle...” diyor ve temenni ediyoruz:

“Allah bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazdırmasın.”

 

YARIN: Akşehir’in mağdur din âlimi Hacı Mustafa Lütfü Efendi.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT