Muzaffer Kırmacı

Muzaffer Kırmacı

KILAVUZU KARGA OLANIN…

Sizi bilmem; ama arkadaş seçerken benim kriterlerim vardır.

Herkesle arkadaş olunmaz.

Birçok insanla selam alış-verişiniz olabilir. Hatta sohbetler de yapabilirsiniz. Zaten insan olmak da bunu gerektirir. Ama bu, o kişi ile sizin arkadaş olduğunuzu tescillemez.

Yani arkadaşlık daha başka bir şeydir.

Bir de “dostluk” vardır ki o da arkadaşlığa benzemez.

Her arkadaş olduğunuzla dost değilsinizdir.

Dost dediğiniz zaman, bazı mahremiyetlerinizi karşılıklı olarak paylaşıyorsunuz demektir.

Dost, dost ile sessiz konuşur. Gönülden gönüle bir yolculuk yapmaktır dostluk.

Arkadaş ve dostlar bir diğerinin adeta ciğerini okur. Mesela neleri yapabilir, neleri yapamaz. Nelerden hoşlanır, nelerden hoşlanmaz. Dünyevi ve uhrevi hassasiyetleriniz nelerdir, bilirsiniz. Ona göre de tavır alırsınız.

Her önünüze gelene deruni dünyanızı açıp, bitpazarı gibi sergileyemezsiniz.

Peki, zaman-zaman arkadaş ve dost seçiminde yanıldığınız olmaz mı?

“Onun her şeyi yapacağını bilirdim de, bunu yapacağına ihtimal vermezdim” diyerek hiç mi pişmanlık duyduğunuz olmadı?

“Vay anasını nasıl da gözümüzü boyamış, iç dünyasını gizlemiş” hayreti ile (tabiri caizse) ağzınız açıkta kalmadı mı?

İnsanız. Hata yapabiliriz, yanılabiliriz.

Hata yaptığınızı anlamak size hayal kırıklığı yaşatsa da, bir anlamda da bir kazançtır. Çünkü yeni bir şey öğrendiniz, yeni bir tecrübeniz oldu. Belki bu yeni tecrübe ile aynı hataları tekrar yaşamayacaksınız.

Arkadaş ve dost seçerken gösterdiğiniz hassasiyeti, sizi yönetmeye talip olan siyasetçileri seçerken de göstermiyor musunuz?

“Bu adam ya da bu parti beni temsil edebilir” dediğinizin de sizi yanıltma ihtimali yok mudur? Elbette vardır.

Peki, yanıldığınızda ne yapıyorsunuz?

Arkanızı dönüp çekip gidiyor musunuz, yoksa “gözümüzü açtık bunu gördük” diyerek hatalarını görmezden mi geliyorsunuz?

Ya da “düşmanımın düşmanı dostumdur” gafleti ile at gözlüklerinizi iyice mi yerleştiriyorsunuz gözünüze?

Siyaset konusunda hatada ısrar etmek, arkadaş konusunda yanılmaya benzemez. Bu konuda Allah’ın size verdiği aklı sonuna kadar kullanmak zorundasınız. Hatır- gönül için de, aklı kiraya vererek yapacağınız siyasi tercihiniz ya sizin ve sizden sonra gelecek nesillerin kurtuluşudur, ya da dertleri zevk edinmenin başlangıcıdır. Böyle bir durumda da şikâyet etmeye, ağlayıp zırlamaya kimsenin hakkı yoktur.

Kılavuza dikkat edeceksiniz.

Boş ve hamaset kokan sözlere inanmayacaksınız.

Siyasi ikbali için, asla yapamayacakları şeyleri vaat edenleri ciddiye almayacak, olaylara gerçekçi yaklaşacaksınız.

Yani hayal alıp satanlara itibar etmeyeceksiniz.

“Onlar ne veriyorsa, ben beş fazlasını vereceğim” diyenlerin ülkeye ve size verecek hiçbir şeyinin olmayacağını Allah’ın verdiği aklınızı kullanarak anlamalısınız.

Üç milletvekili için, vatanını satanlarla birlik olanları iyi tanıyacak, inançlı gibi gözüküp de inancınızı meta haline getirenlere unutamayacakları bir ders vereceksiniz.

Daha iyisini yapacağı konusunda hiçbir emare göstermeyenlerin, Vandallar gibi yıkmayı vaat etmesinin anlamını anlamadıksa, yarın dizlerimizi dövmenin anlamı olmayacaktır.

“Arkadaşını söyle, sana seni anlatayım” anlayışından yola çıkarsak, seçeceklerimiz de bir bakıma bizim kalitemizi ortaya koyacaktır.

Peygamberimiz “Nasılsanız, öyle yönetilirsiniz”  diyorsa, bu hadisten de alacağımız bir ders olmalı.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum