Erol Sunat

Erol Sunat

'Lafı Bağdat’a götürmek!'

'Lafı Bağdat’a götürmek!'

Bizde oldum olası Bağdat deyince akan sular durur. "Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar bulunmaz", "Aşığa Bağdat sorulmaz", "Bağdat'a haberci lazım ise ben giderim", "Balın olsun, sineği Bağdat'tan gelir", "Sora sora Bağdat bulunur", "Yanlış hesap, Bağdat'tan döner" gibi deyimler dilimizden hiç düşmez!

Mevzu laf üstüne olunca; Laflara tur attırmaya, lafı dolandırmaya, laflara edebiyat yaptırmaya kendimizi bildik bileli bayılırız.

Lafı Bağdat’a götürmek gibi, lafla zamandan çalmayı, konuyu dağıtmayı, Akıllarda bin türlü soru işaretleri oluşturmayı, lakin asıl anlatmamız gereken konuya bir türlü girmemeyi, lafla olayları süslemeyi pek biliriz.

Sormamız gerekeni sormak yerine, elimize ne geçtiğini bilmeden, anlamadan dinlemeden sevinmelerimizde meşhurdur!

Dolar 8 liradan 18 liraya nasıl çıktı, neden çıktı, ne oldu da böyle oldu konusunu fazlaca soranımız, merak edenimiz, bu durum bizi kat be kat fakirleştirdi diyenimiz olmazken, 18 liradan, 12 liraya, on bir liraya indi diye bir halay çekmediğimiz kaldı!

İnsanımıza kulak verirseniz, esas araya kaynayan, gözden kaçan bir konu daha var! Dolar 18 liraya çıktığında dolarını, altının gramı bin lirayı aştığında altınını bozduranlar, yani alırken de, satarken de kazananlar konusunda kapak kaldırmayan anlatımlar, lafı aldı götürdü hemen Bağdat’a!

*****

18 liradan dolar, gramı bin liradan altın alanların elinde patladı dolar ve altın! O da yetmedi, doların füze misali yükselişini anında okuyan ve piyasalara yansıtan piyasalar, paldır-küldür inişini nedendir bilinmez okuyamadı yada okumak işine gelmedi!

Ne kadar geç okursak, o kadar iyi havasını sürdürmeye devam ediyor!

Yahu piyasa, senin kastın hep bize mi diyen oldu mu, gördünüz mü, duydunuz mu?

Sonrası edebiyatın işi…

Dolar yükselirken, fiyat etiketi değiştirmekten başını alamayanlar, dolar düşerken parmaklarını dahi kıpırdatmadılar!

Nereye gitti laf?

Bağdat’a!

İndirim olacak tabi ki…Etiketler değişecek, piyasalar hele bir sakinleşsin, sisler dağılsın, henüz önümüzü göremiyoruz denmeye başlanmadı mı?

Laf sizce de nerelerde?

Paris’e gidecek hali yok ya…

Bir koşu, yine gitti Bağdat’a!

*****

Laf sanatının bildiğimiz ustaları olan Milattan öncesine damga vuran eski Yunandan Atinalı Demosthenes ve Romalı Senatör ve hatip Marcus Tullius Çiçero misali laf sanatını konuşturanlar ne mi yaptılar?

Lafı olabildiğince eğip büktüler! Alelacele Bağdat’a götürdüler! Oralardan da hatırı sayılır bir şekilde geç getirmenin edebi sanatlarını kullanmaya ve konuşturmaya başladılar!

Yollar uzak gelemedim türküsünün eşliğinde;

Yola çıktım çıkıyorum! Yola çıktım arıyorum! Gelmem uzak değil, bir o kadar yakın! Beklemekten vazgeçme sakın! Diye nağmeler çekmeye devam ettiler!

Laf çok, dişe dokunur olanı boşa arama derler ya…

Olması gereken ne kadar beklenti varsa patinaj yapmaya başladı.

Hem ne patinaj!

Bu kadar çok tesadüfün yan yana gelmesi nasıl bir tesadüf acaba?

Çünkü; Asgari ücretliye yapılan zamdan sonra, beklentiye giren memurlar, çalışanlar, emekliler doların düşmeye başlamasından sonra 3 Ocak tarihinde ne olacak, neler olacak diye başladılar kara kara düşünmeye…

*****

Madem ki dolar düştü, dolayısıyla enflasyonda bu kadarına da pes arkadaş dedi!

Yeminle hiç beklemiyordum!

Bakın halay çekmeyi bıraktım!

Bazı kalemlerde az buçuk indirimler başladı!

Ocak ayında birçok kalemde indirim olabilir.

Benim göstergelerde düşüşler devam ediyor!

O halde, Ocak ayının üçünde enflasyon rakamları beklenenin altında çıkarsa, var mı benim bu işte bir kabahatim?

Düşmüyor dediniz, düştük işte!

İnmiyor dediniz, indik işte!

Arada bu işin ceremesine çektiyseniz de, olacak o kadar!

Enflasyon böyle konuştuğunda siyaset sazı eline almaz mı, sazın teline vurmaz mı?

Lafı götürür Bağdat’a, gezdirmediği şehir, dolaştırmadığı diyar kalmaz, bal damlayan , inci misali saçılan laflar sıralanır ardı ardına…

Gözlerime bak, ne dediğimi anlarsın, sözlerime bak, nereye vardığını bilirsin demez mi?

*****

Diyenler neler der demesine de…Dinleyenler ise; ey bize bunları birdenbire tatlı tatlı anlatmaya başlayan, daha önce nerelerdeydin demez!

Aslında laf, Bağdat’a gideli üç yıldan fazla olmuştu. Dolar, Virüs ve enflasyon yanlarına altını da alıp ortalığı kasıp kavurmaya başlayınca, laf Bağdat’tan koşa koşa geri geldi.

Olduğu yerde hafakanlar bastı duramadı belli ki…

Kendini parçaladı olmadı! Timsah gözyaşları döktü kimse itibar etmedi! Bir köşede sus-pus oturdu, bekledi! Arada çıkışlar yaptı, aralara girdi, kimseden yüz bulamadı!

Lafın tansiyonu düştü, gözleri ve sözleri karardı, başı döndü, ayıldı, bayıldı, meydanlara yayıldı.

Artık sana güvenimizde, itimadımızda kalmadı dedi insanlar.

Sen değil misin güvendiğimiz dağlara kar yağdıran! Sen değil misin en darda olduğumuzda yanımızda olmayan, bize el uzatmayan, dinlemeyen, gönlümüzü almayan!

Dolar düşünce, altın düşünce lafa can geldi! Kanatlandı, ayakları yerden kesildi! Havalandı, konacak dallar aramaya başladı! Bağdat’tan döndü, ayağının tozuyla kaptı mikrofonu!

Hafızayı beşer nisyan ile maluldür sözünü söyleyenin elini bir değil, en az üç kere öpmeli! Dolar düştü diye şapkasını göğe atanlar, çektiklerini ne çabuk unuttu? Piyasalara bitpazarı misali nur mu yağdı? Cümle fiyatlar yarı yarıya indi de milletimizin mi haberi olmadı?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Erol Sunat Arşivi

Kül

10 Mayıs 2024 Cuma 00:05
SON YAZILAR