LİYAKAT VE EHLİYET BU İKİLİYE DİKKAT?

Liyakat, hak etmiş, hak kazanmış, lâyık teriminin Türkçe sözlükteki anlamıdır.

Liyakat bir anlamda layık olmak.

Layık, hak eden, uygun olan, yaraşan, yaraşır, uygun anlamındadır.

Ehliyet ve liyakat, birbirinin kardeşi sayılabilecek iki kelime.

İkisini de Arapçadan alıp benimsemişiz.

Herhangi bir işin yapılması, yaptırılması söz konusu olduğunda o işin ehlini ararız.

Ehil olan, bilgisiyle de, deneyimiyle de işin üstesinden kolayca gelebilecek ehliyete sahiptir.

Liyakat de, ehliyet gibi bir çeşit “yeterlik” anlamı taşıyor ama sanki biraz daha ayrıcalıklı, biraz daha üstün bir konumu var bu kelimenin.

Herhangi bir insanın “sürücü belgesi”, yani ehliyet alır gibi liyakat madalyası yahut liyakat nişanı alması mümkün mü?

Ehliyet ile liyakatin dilimizdeki bu kullanılış yerlerine bakarak ehliyetin içeriden ve aslî bir “yeterlik” anlamını, liyakatin ise dışarıdan ve belki izafî bir “uygunluk” anlamını taşıdığını söyleyebiliriz.

Birinin liyakatinden söz ederken, “Efendim, bu makama o lâyıktır” dendiğinde biri çıkıp “Fakat efendim, falanca elyaktır!” diyerek falancanın o makama daha lâyık olduğunu iddia edebilir.

Ehliyet alanında böylesi karşılaştırmaların pek anlamlı olacağını sanmıyorum.

Hemen her ilişkide; görevlendirmede, değerlendirmede, ödüllendirmede, hatta cezalandırmada ehliyet ve liyakat ölçütlerine göre davranılması beklenir.

Selim akıl, selim fıtrat, temiz vicdan, ehliyet ve liyakatin devreden çıkarılmasına tahammül gösteremez.

Ehliyet ve liyakat ölçütlerinin çeşitli şeytanî etkenlerle göz ardı edildiği, hatta açıkça çiğnendiği durumlarda ilâhî diyebileceğimiz bir düzeneğin işlemekte olduğu fark edilir; böylece dünyada her şeyin ve herkesin, kendi yeterliğine, hünerine, değerine, niteliğine, dengine, yakışığına, yaraşığına, yerine, yârine, düşmanına, hakkına uygun bir durumda olduğu anlaşılır.

Bu dünyevî durumun tatmin etmediği, edemediği akıllar ve vicdanlar da bulunabilir elbette.

Her durumda Hak ve hak üstündür, güçlüdür, muzafferdir.

Marifet, yeryüzü koşullarında O’na lâyık ve ona ehil olmanın yolunu yordamını bulmakta!

Şimdi seçim var, adaylar meydanda.

Adaylara sorun bakalım, kaçının belediyecilikte bilgisi tecrübesi var, yapacağı işin ehliyet sahibi.

Adaya sorun, siz kendiniz sorunuza göre değerlendirin. Gerçekten bu işe liyakat sahibi mi? Yani bu işe layık mı?

Bazen duyuyorum. Değerlendirdim layık değil ama iyi insan diyenler oluyor. İyi insan demek ile bu işler olmuyor.

İyi insan ise kendi şirketinizin başına getirin sizin şirketinizi yönetsin.

Pilot değil ama iyi insan ise uçağı verin sürsün siz de yolculuk yapın da göreyim.

Sevgili dostlar her anın bir sonrası yok.

Yapılan her hata ömrümüzü törpülüyor.

Biz ve bizden öncekiler bir takım sıkıntılı dönemler yaşadık lakin bizden sonraki neslimiz rahat ve huzurlu olsun istiyorsak liyakata, ehliyete önem vermeliyiz.

Önem vermezsek ne olur diyorsan? Bu işin vebali büyük diyorum.

Bu işin ahirette hesabının olduğunu hem işi teslim edenlere hem de işi teslim alanlara bir kez daha hatırlatıyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum