Makaram Sarı Bağlar, Zam Ağır Millet Ağlar!

Altın düştü, dolar düştü. Resmi rakamlara göre, enflasyonda düştü. Bu düşüşten sonra ne olması lazım?

Ortalığın güllük gülistanlık olması!

Açıklanan rakamlara bakarsanız vaziyet öyle…

Ya hakikat?

Hakikat bunun tam tersi…

İnanmak istemeyen kim varsa, bi-zahmet sokakların sesine kulak versin!

İnsanların yanına gelsin, onların baktığı yerden, yani hakikat penceresinden baksın!

Vicdanının sesini bastırmasın!

İnsanımızı duymak isteyen, halini görmek isteyen, ne çektiğine şahit olmak isteyen!

Kaçma gel!

Gel kaçma! Ucuz dediğin market bu tarafta…

Ekonomik dediğin Çarşı-Pazar bu tarafta..

Artmadı dediğin enflasyon bu tarafta…

Ekonominin kalbinin attığı sokaklar bu tarafta…

Ciğeri yananlar bu tarafta…

Mutfağı alev alanlar bu tarafta…

Cebi tutuşanlar, aklı karışanlar bu tarafta…

Hakikat nedir, hiç mi merak etmiyorsun?

Bu kadar da değil, abartılıyor, hani nerde, ne olmuş diye sitem etmek yakışmıyor!

Esas sitem edecekler, gücenecekler ve bu konu da kararını çoktan vermişler de bu tarafta…

Anlayacağınız…Halep oradaysa, arşın da bu tarafta…

O taraf neresi mi? Olmanız gereken, ancak olmadığınız, sizi arayıp da bulamadığımız taraf!

 

*****

Bir zamanlar ne deniyordu?

Dolar düşerse, altın düşerse, enflasyon da düşer!

Onlar düşerse, piyasalar rahatlar, fiyatlar düşer!

Ne oldu?

Dolar düştü, altın düştü…

Biz yine yüz üstü yere kapaklandık!

Fiyatlar bir milim yerinden kıpırdamadı!

Hatta kıpırdamadıkları gibi, birde daha çok beklersiniz demedikleri kaldı!

Belki dediler de biz duyamadık, o telaşeler arasında…

Sadece bir anlık bir duraksama yaşanıyor hepsi o kadar.

Daha yüksek fiyatlara doğru kısa bir mola vermişçesine bekliyorlar!

Bu arada, Altında ki, düşüş karşısında açıklama yapanlar, dalga geçer gibi bakın ne diyorlar?

Altın almanın tam zamanı!

Zamanı olmasına zamanı da, sorun bakalım, millette ekmek alacak para var mı?

 

*****

Hatırlarsanız geçtiğimiz yıldan beri, siyasilerimiz ve bankalarımız yastık altı edebiyatları yapa yapa bir hal olmuşlardı.

Korona, Enflasyon, market ve çarşı-pazar, yüksek faturalar milletin son kalan birikimlerini de aldı götürdü.

İnanan oldu mu? Olmadı!

Şaka yapıyoruz sanıyorlar! İşin garibi inanıyorlar da…

Hayatın ne kadar pahalı olduğunu bizler iliklerimize kadar hissederken, rakamlarla konuşanlar, hâlâ

hayal dünyasında gezinmeye devam ediyorlar.

Öldük diyoruz’

Hadi canım diyorlar, Allah geçinden versin, siz daha bizi de gömersiniz!

Bittik diyoruz!

Siz eski topraksınız bir şey olmaz diyorlar.

Ne elde ne avuçta kaldı diyoruz!

Az biraz eşeleyin yastık altında, vardır, kalmıştır, ölümlük-dirimlik altın-akçe bir şeyler demeye getiriyorlar.

Anlayacağınız ölsek yine inanmayacaklar!

Yoksa bu davranış şekli işlerine mi geliyor!

Bir anlatan, bir açıklayan olsaydı da, hayırlısıyla bir öğrenebilseydik!

 

*****

Sağlık çalışanlarından sonra Korona aşısı vurulmaya başlayan, Pandemi döneminde virüsün yüzde doksanın üstünde hayattan kopardığı 65 yaş ve üstü insanımız karamsar mı karamsar!

Yaşama sevinçlerini sorgular hale geldiler!

Onların bu halini görmek ve bilmek sanki istenmiyor gibi, yada bu duygusal insanlara öyle geliyor!

Geçmişte pazarlara gidebiliyor, ucuz bir şeyler alabiliyorlardı.

Bu insanlara pazara gitmekte yasak…

Hafta içinde saat 10.00 ile 13.00 arası üç saat izin.

Diyorlar ki…Fazla uzaklaşma, evinin civarında gezin!

Her sokakta küçük marketler var, onlara uğra, uzaklara gitme!

Başın döner, tansiyonun çıkar, şekerin yükselir!

Emekli ve yaşlı insanlar market fiyatlarını görünce zaten yükselmeyen ne tansiyonları kalıyor ne şekerleri! Alışveriş yapacakları yerler sınırlı…

Mahalle bakkallarının yerini alan küçük marketler…

Deniyor ki, elinizde avucunuzda ne varsa verin marketlere…

Üç liralık domatesi on liraya, iki liralık elmayı 8 liraya alın. Bir liralık marula beş lira verin çıkın! Hülasa, marketlerde bir güzel kazıklanın! Bu manzara karşısında, yeminle şair oldu çıktı, 65 yaş ve üstü!

Ne diyelim? Bir dörtlükte biz söyleyelim;

“Saat onda kendimi, sokaklara atarım / Markette az dolaşıp, eve gelip yatarım”

“Ne eş kaldı, ne de dost, sokaklar sessiz ıssız / Ben bu halle bu eve, söyle nasıl sığarım? “

 

*****

Sevgili TÜİK, rakamlarını güncellemiş, madem güncelledi, bu enflasyonun yüzde 20’lerin üzerine çıkması lazım değil mi diye soranlar, merak edenler, piyasaları gördü mü acaba diye merak edenler için açıklanan rakamlar ortada!

Sağ olsun TÜİK daha yüzde 15’e varamadı!

Allah’tan güncellenmişler!

Güncellenmiş hali bu olanın diye yorum yapanlar, henüz işin içinden çıkamadı diyorlar!

Sözün kısası, artık kilo kilo alma devri kapandı, bakarsınız yarın-bir gün AB’ye filan gireriz, şimdiden tane ile almaya alıştırın kendinizi der gibiler!

Hem az para ödeyin, hem nefsiniz körlensin!

Hem keseniz rahat etsin, hem sağlığınız yerine gelsin!

Biz sizi düşünüyoruz, siz bizim için önemlisiniz demeye getiriyorlar!

Kiralardan, doğalgaz, elektrik ve su faturalarından kapak kaldırmıyorlar!

O mevzuya girdiler mi mevzu derin…

Çünkü, markette, her gün ayrı bir fiyatla karşılaşıldığını anlatsak dinleyen yok!

Paylaşsak inanan yok! Gelin, görün desek, geliriz bakalım deyip, baştan savan savana!

Ne zaman düşecek bu fiyatlar?

Altın ve dolar yine düştü, fiyatlar sapasağlam yerinde!

Sonrası makara her zaman olduğu gibi tekrardan en başa sarıyor.

Ne mi diyelim? Bir beyitte biz söyleyelim;

Makaram sarı bağlar, zam ağır millet ağlar / Tepeleme kar yağdı, umurunda mı dağlar?”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.