Erol Sunat

Erol Sunat

Okullar açıldı açılmasına da…

Okullar açıldı açılmasına da…

Okullarına koşa koşa gitti çocuklarımız. Koşmak ne kelime uçtular. Tatlı bir telaş sardı her birini. Yüzleri güldü. Heyecanları doruklarda gezdi.

Onların o heyecanına ortak oldu analar, babalar ve ailelerinin büyükleri…

Çocuklar okula gitti o tatlı telaşın yerini oldukça buruk, acılı, sıkıntılı izahı kolay kolay yapılamayan değişik bir telaş aldı.

Hatta telaş dediğimiz kavram anlamını yitirdi.

Telaş ve tatlılık yan yana gelemeyen, bir arada gözükemeyen iki kavram oldu çıktı.

İçi beni dışı seni yakar derler ya hani…

Konuşamayan, derdini anlatamayan, paylaşamayan insanların hesaplı bir şeyler bulabilmek için ayaklarına kara sular indiği günlerden geçiyoruz.

Bir yanda okula gittiği için sevinen çocuklar, bir yanda o ağır okul masrafı karşısında bunalan, sıkılan, çırpınan ana ve babalar.

Okullar açıldı açılmasına ya…

Bir de onlara sorun…

Okula yeni başlayan heyecandan yerinde duramayan çocuğunuzun okul masrafları öylesine yüksek ki…

Hele okula giden birden fazla çocuğunuz varsa…

Hangisinin gönlünü alacaksınız?

Hangisinin yüzünü güldürecekseniz?

Hangisinin ihtiyaçlarını tam anlamıyla karşılayacaksınız?

Nasıl diye bir soru kelimesi var?

Bu nasıl kelimesine destek lazım…

Omuz vermek lazım. Velilerin omuzlarındaki bu ağır yükün alınması lazım.

Okullar açıldı açılmasına lakin, taşlar yerine oturmadı…

İşler defter, kalemle bitmiyor. Önlük var…Forma var…Çanta var…

Daha fazla sayıp ana ve babalarımızı üzmenin bir alemi yok…

*****

Bir zamanlar neşeli okul şarkılarımız vardı.

“Daha dün annemizin / Kollarında yaşarken / Çiçekli bahçemizin / Yollarında koşarken / Şimdi okullu olduk / Sınıfları doldurduk / Sevinçliyiz hepimiz / Yaşasın okulumuz”

Okul yurt güneşidir / Bize bilgiler saçar / Annemizin eşidir / Severek kucak açar / Okul insanlık yolu / Her yanı şeref dolu / Sevinçliyiz hepimiz / Yaşasın okulumuz”

Bu şarkıyı bizim neslimizde bilmeyen var mı?

Hatırlamamak mümkün değil.

Hele ki, sevinçliyiz hepimiz/ Yaşasın okulumuz kısmını…

Nasıl unutabiliriz ki…

Hepimiz okullu olduk…

Ülkemizin köylerinde, kasabalarında, ilçelerinde, vilayetlerinde sınıfları doldurduk…

O tahta sıralarda, kara tahtaların önünde okuduk.

Yazılı olduk, sözlü olduk…

Bütünlemeye kaldık, sınıfta kaldık…Bir üst sınıflara geçtik, mezun olduk.

O okullarda büyüdük.

Ana gibi baba gibi sevdiğimiz öğretmenler okuttu her birimizi…

Eli öpülesi cennetmekan öğretmenlerdi…

Sonra arkadaşlarımız vardı…

Onlarla, sınıf arkadaşı olduk, okul arkadaşı olduk, aynı okulların mezunları olmaktan gurur duyduk.

Yıllar sonra bir araya gelindiğinde gözlerimiz doldu.

*****

O yıllarda ders zili çaldığında toplanır. Hep birlikte andımızı okurduk. Ne mutlu Türküm diyene dedikten sonra da sınıflarımıza girer, öğretmenlerimizi beklerdik…

Andımızı ne güzel okurduk öyle…

Heyecanla…

Aşkla…

Türkiye’min bütün okulları, Türk çocuklarının o gür sesleriyle dolar taşardı

Ve bizim andımız;

Türk’üm doğruyum çalışkanım diye başlardı.

Gelin o andımızı hatırlayalım;

Türk'üm, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Ey Büyük Atatürk!

Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım Türk varlığına armağan olsun.

Ne mutlu Türk'üm diyene!

*****

Eskiden daha mı güzeldi öğrencilik, daha mı kolaydı bizi okula gönderen ana ve babalarımızın işi? Mum ışığında, idare lambası ışığı altında ders çalışırdı geçmişin öğrencileri.

Kalem azdı, silgi bölüşülürdü. Bir silgiyle, birkaç kişi silerdi yanlış yazdığını…

Herkesin çantası yoktu…

Hatta doğru dürüst ayakkabısı…

Diyeceksiniz ki…

Şimdi ne ararsan var.

Seç, beğen al…

Al amma, hangi parayla? Hangi imkanla? Hangi maaşla?

Okullar açılıyor açılmasına da daha işin kırtasiye meselesini tam anlamıyla aşamadık. Daha geride çocukların beslenmesi var, okula geliş gidişleri var. Kalabalık sınıflar var. Harçlıkları var, beslenme çantalarına ne konulacak konusu var…

Okula aç gitme riskleri bir hayli yüksek…

Eski bir eğitimci olarak bu manzarayı dolu dolu gözlerle takip etmenin üzüntüsü içerisindeyim.

Okullar açıldı açılmasına amma, ana babaların kolu kanadı kırık, maddi imkansızlıklar insanların elini kolunu bağlamış durumda….

Yeni Eğitim yılı hayırlı uğurlu olsun, Rabbim öğrencilerimizin ana ve babalarına kolaylıklar versin.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Erol Sunat Arşivi
SON YAZILAR