1. YAZARLAR

  2. Uğur Özteke

  3. TÜRK SPORUNUN 2 NUMARASI FARUK ÖZÇELİK
Uğur Özteke

Uğur Özteke

Yazarın Tüm Yazıları >

TÜRK SPORUNUN 2 NUMARASI FARUK ÖZÇELİK

A+A-

Kendimce bu yaşıma kadar sigara içmeyi dahi beceremedim ise, bunu anamdan babamdan habersiz gizlice yapmaya çalıştığım spora bağlarım.

Küçüklere merhameti, büyüklere saygı ve hürmeti kendimce bir insanlık görevi olarak kabul edip yaşam biçimi yaptım ise bunun ilk ve tek kaynağı spordur.

56 yaşına girdim.

Hayatımda iki şey benim için olmazsa olmazdır.

Bir eğitim, iki spor.

İyi bir eğitim alan insan eğer adam gibi sporda yaptığı ise inanın o insandan korkmayın, en kötüsü bile vatan haini asla olmaz, olamaz.

…………

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Bey’in Başbakanlık’tan bugüne kadar en çok istediği ama bu alandaki başarısızlığı dahası istediklerinin yapılamadığını zaman zaman kendisinin de yakın çevresi ile paylaştığını hatta yeri geldiği zaman kızdığını da biliyoruz.

Bugün artık Sayın Cumhurbaşkanımızın sporcu yönünün, spora olan sevgisini ilgisini bilmeyenimiz var mı?

Ancak bu insanın adalet, sağlık, eğitim gibi bazı hassas noktalara bütün imkanları seferber etmesine rağmen sporda maalesef arzulananlar elde edilememiştir.

Cumhurbaşkanımızın spordaki hedefleri, ne acıdır ki bazı siyasiler başta olmak üzere kendisine oy veren milyonların rüyasına bile giremez.  

…………..

Ve son yıllarda Türk sporunun dama taşları sık sık değişti.

Çünkü Sayın Cumhurbaşkanımıza verilen brifinglerdeki rakamlar ne sahalara ne salonlara ne de piste yansımıyordu.

İşin bir de görünmeyen yönü vardı.

Sportif başarıdan önce sporcunun önce insan sonra adam olması yani toplumda örnek insan olması gerekirdi.

Spor iyi bir eğitimle birleştirilebilirse bu ülkenin geleceği kurtulur, Türkiye işte o zaman işte Dünya ülkesi ve lideri olur.

Bu acı gerçeği Sayın Cumhurbaşkanımız yaşıyordu ama alt kademede siyasiler ve bürokratlar bu alanda kısa paslaşmalarda hep bacak arasından beşlik (!) oluyorlardı.

……………

Şimdi bazı şeyler sistem üzerinde Cumhurbaşkanımızın arzuladığı şekilde oturmaya başladı.

Sporu yöneten isimler, dahası Türk sporunun zirve isimleri artık “dün şöyleydi, şucuydu, böyle olabilir mi?” gibi endişeler taşımayan kelimelerle de tarif edilemeyecek önce insan olarak mükemmel denilebilecek kişilerden oluşmaya başlamıştı.

………….

Yazımıza girişten buyana bu kadar lafı niye ettik biliyor musunuz? 

Geçtiğimiz hafta Ankara’dan gelen bir dostumuz bize Spor Bakanlığının Müsteşarı Sayın Faruk Özçelik Bey’in insani yönünü anlata anlata bitiremiyordu. Ve bu gelen kişinin hayat felsefesinde spor yoktur. Dahası spora karşıdır bile. Bu kadar şaşkınlık içerisinde Faruk Bey’i ballandıra ballandıra anlatmasında müsteşarla biten bir işi ya da müsteşarın kendisine bir yardımı filan da olmamıştı. Sadece şahit olduğu bir olayı bize aktarıyordu. Sonunda da “Böyle muhteşem bir insan olamaz” diyordu.

…………..

Bu abimizi gönderdikten sonra düşündüm.

Faruk beyle ilgili bugüne kadar çok önemli isimler fısıltı halinde müsteşardan bize çıtlatmalar yapmış ve “Konya kıymetini bilmeli” demişti.

Sporla iç içe olanlar, bizim meslektaşlarımız her fırsatta soluğu makamında almışlar dönüşlerinde de hep iyi şeyler yazmışlar konuşmuşlardı.

Sporun dışında bu işin eğitim yönünde sessiz ancak reform niteliğinde işler yapılırken Faruk Bey hiç işin ön yüzünde görünmemişti.

İki yıldır bu kadar önemli ve stratejik bir makamdaki Konyalı isim ile ben hiç mi hiç tanışmamış dahası ayaküstü karşılaşmamıştım.

Ve kendi adıma çok büyük bir hata işliyordum.

Bize çok çok farklı kanallardan anlatanlardan bu muhteşem isim benim hemşerimdi, yani Hadimliydi.

Hadimlinin kötüsünü bile bağrıma basarım. Çünkü bizim kötümüz sadece serttir. Bizden asla hain, yamuk, ikiyüzlü olmaz.

Orta hallisi yani kendi işinde olup gideni Allah bilir ya cennetliktir, bırakın insanı kurda kuşa merhametlidir.

İyisi ise bakın soyuna mutlaka bir yerden Hazreti Hadimi’nin torunudur.

…………

Ben eşşek (!) iki yıldır böyle bir insanı ne tanımış ne ziyaret etmiş ne de “hayırlı olsun” bile dememiştim.

O gün kendi kendime epey bir empati yaptım. Hep niye? Neden? Niçin? Diye düşündüm.

Bir noktada sorularımın cevabını buldum. Sporda dönen iğrençliklerden, sporun bizim çocukluğumuzda, gençliğimizde ki sporla bugünkü sporun uzaktan yakından alakası olmadığını görmüş olmamızdan, o günlerde ki spor ise bugün yapılan spor olmadığına artık inandığımızdan, iç dünyamızdaki kırgınlıklardan spordaki güzellikleri göremediğimizi anlayabiliyorduk.

……………

Sonra birkaç saat Faruk Bey’i kendimce öğrenmeye tanımaya çalıştım.

Sporu spor gibi yapmış. Eğitimi çok yönlü ve adam gibi almış. Devletin en zor ve kritik kurumlarının sıkıntılı birimlerinden hep sınıf atlayarak yükselmiş.

Kimilerine göre sert imiş ama uzaktan öyle imiş. Yaklaşınca mütevazi olduğu görülüyormuş. Güler yüzlü de imiş.

Hepsinden öte samimiymiş.

………….

2002 de Konya’ya döndüğüm zaman Konyalı ve Konya’da yaşayan insan profilinde benim için artık “çok temiz, çok iyi, çok çalışkan, dürüst, akıllı, doğru, abdestini alır namazını kaçırmaz, hacı, 20 defa Umre’ye gitti…” gibi tanımlamalar anlamını yitirmişti.

Bir tek şey istiyordum “samimiyet”

…………..

Onca güzel sözü, Mesnevi’yi bile ilk önce Konyalı için yazdığına inandığım Hazreti Mevlana bile bu konuda ne demişti “Aslında farkındayım hayatımdaki sahte varlıkların, istesem bir anda temizlemesini de bilirim. Ama bunca sahteliğin, benim samimiyetime ihtiyacı var.”…

…………..

Bir de Faruk Bey’in Kredi Yurtlar Kurumu projelerine çalışmalarına yine kendimizce göz attık. Sporun iki numarası sadece Konya için bu alanda TOKİ’yi sollamış.

Şehir merkezi ilçeler en ücra köşelerde ki gençlerimiz birilerinin ya da falancaların değil devletin sıcak yuvasına alınmış. Hem de en ufak mide bulandırıcı, akçeli işlerin a’sına bulaşmadan.

………….   

Şimdi bu satırları yazarak belki kendi vicdanımı temizlemeye çalışıyorum. Ama bu vesile ile siz değerli okurlarımızın, büyüklerimizin, kamuoyunun bir kendi değerimizi, temiz tertemiz pırıl pırıl bir altın parçasından söz ederek kamuoyunun sesi, kulağı, gözü olma vazifemizi de yapmaya çalıştık.

………..

Bu saatten sonra tek diyeceğimiz şey “Sayın Müsteşarım, Faruk Bey, biricik Hadimli hemşerim güzel insan, Cenab-ı Allah’ım tuttuğunu altın etsin. Kötülerin şerrinden korusun. Evinin, işinin, çevrenin cümle ile birlikte huzuru, mutluluğu, sağlığı, neşesi sevgisi, bereketi daim olsun. Ettiğin her duan kabul olsun inşallah. Cenab-ı Allah’ım cümle ile birlikte başını öğe eğdirecek hatalardan korusun mahcup etmesin inşallah.”…

 

GÜNÜN OKKALI SÖZÜ

Ehil olmayanlara sabretmek ehil olanları parlatır.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Vatmanlarımızın ısrarla korna çalarak ilerleme gayretine rağmen hâlâ tramvayın önünde yürüyerek karşıdan karşıya geçmeye çalışmadığımız zaman daha iyi ADAM oluruz.   

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT