Hasan Büyükkeleş

Hasan Büyükkeleş

Yunan Köyü Bityon

1965’te İstanbul Hadimköy’de yirmi dört ay askerlik yaptım.

Üç sefer İstanbul’dan Ankara’ya muhafız olarak gittim.

Ankara’dan acemi askerleri alır Edirne’ye kadar kara trenle askerleri dağıtarak giderdik.

Edirne’ye yaklaşırken kırk beş dakika Yunan toprağı olan Bityon köyüne gelir tren orada durur, 20 veya 25 dakika bekler karşıdan gelen Avrupa trenini bekler daha sonra hareket ederdi.

Bu topraklardan geçerken toprak bastı parası verirdik.

Üç beş sene sonra rahmetli Başbakan Süleyman Demirel Türk topraklarında yeni bir demir yolu yaptırdı.

Başımızda bir yüzbaşı gene Ankara’ya gittik.

Bayrama denk geldi.

Arefe günü Ankara’daydık, üç gün sonra yolculuk başladı.

Acemi askerleri dağıtarak Edirne’ye gittik askerleri teslim ettik.

Yüzbaşı bizi inzibat bölüğüne götürdü.

Akşam tekrar dönecektik. İnzibat bölüğündeki iki çavuş hemşerimdi Konyalıydı.

Beni salmadılar yüzbaşı ve diğer arkadaşlar gittiler ben kaldım.

Edirne’yi üç gün gezdim Selimiye Camii’ni ziyaret ettik.

Selimiye Camii’nin minaresine çıktık.

Minarenin kapısı tek. Minarenin içinde üç tane merdiven var ayrı ayrı.

Üç arkadaş her ayrı merdivenden yukarıya çıkmaya başladık.

Birbirimizi görmüyoruz her merdiven bir şerefeye çıkıyor.

Mimar Sinan’ın ruhu şad olsun. Rabbim rahmetini bol eylesin.

Harika bir eser.

Bu arada  pazar günü Edirne’den sekizde trene bindik bir kompartımanda kız kardeşiyle beraber binen bahriyeli bir çocukla aynı kompartımanda yolculuk yapıyorduk.

Yunan köyü olan Bityon’a geldik. pencereden bakıyorduk, bahriyeli arkadaş portakal verdi onu yedik Yunan askerinin biri bahriyeli askerin bacısına laf attı.

Elimdeki portakalı yunan askerinin suratına fırlattım, tam yüzüne denk geldi.

Silahını çekti tam o anda tren hareket etti.

Ben de çektim silahımı o Yunanca küfür ediyor ben de ona ağzıma geleni söylüyordum.

Bahriyeli çocuk da şaşırdı. Yunan askerinin yaptığı terbiyesizliği böylece atlattık, yolculuğa devam ettik.

Bulunduğumuz bölük on üçüncü tank taburu idi.

Tren üç yüz metre ilerisinden geçerdi.

Saat üç… Trenin şefine “treni durdur burada ineyim” diye rica ettim.

İtiraz ederek “olamaz”, “yok” dediyse de, ısrar ettim.

Treni durdurdu, indim bölüğüme geldim.

Altı sefer Bityon köyünün macerasını yaşadım

Ne mutlu Türküm diyene

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.