30 AĞUSTOS TÜRK MİLLETİNİN TAMAMINI İLGİLENDİREN BİR BAYRAMDIR!

30 Ağustos 1922’nin muzaffer komutanı, Türkiye Cumhuriyetinin banisi Mustafa Kemal, 30 Temmuz 1928 tarihinde, 30 Ağustos’la ilgili şöyle demişti;

“30 Ağustos'ta sevk ve idare ettiğim muharebe, Türk milletinin yanımda bulunduğu halde, idare ettiğim ilk ve son muharebedir. Bir insan kendini, milletle beraber hissettiği zaman, ne kadar kuvvetli buluyor bilir misiniz? Bunu tarif zordur. Eğer ben, açıklamakta zayıf kalırsam beni hoş görünüz...”

30 Ağustos kendini milletiyle beraber hisseden ve o milletle tarihte eşine az rastlanan bir istiklal mücadelesine girişen ve galip çıkan bir liderin ve o liderin ardından hürriyete koşan bir milletin hikayesidir.

Onun için, Türk Milletinin tamamını ilgilendiren bir bayramdır!

30 Ağustos 1922 ile 9 Eylül 1922 arasındaki 11 günü, savaşarak, koşarak, adeta uçar gibi giden bir milletin İzmir’e ulaşırken, aynı zamanda işgal altındaki diğer şehirlerini, ilçe ve kasabalarını köylerine varıncaya kadar kurtardığı o baş döndüren mücadelesini kolay anlatamazsınız.

Kolay anlatamadığınız için, 30 Ağustos, Türk milletinin tamamını ilgilendiren bir bayramdır.

Türk İstiklal Mücadelesinin son 11 günlük destanlara konu olan yürüyüşünün adıdır 30 Ağustos. Bu yürüyüş, sadece İzmir’e, 9 Eylül’e değil,  zaferlerle taçlandırılan, hürriyete, vatan topraklarının tamamını kurtarmaya doğru giden bir yürüyüştü...

Ya İstiklal, ya ölüm!... dediler de, yürüdüler, Ayyıldız fedaileri.

Güneşin parlattığı süngüleriyle hep bir ağızdan bağırıyorlardı;

İzmir’e!... İzmir’e!...

Oysa, 15 Mayıs 1919’da, İzmir’e çıkan Yunan askerleri, Ankara’ya!... Ankara’ya!... diye bağırmışlardı. Lakin, onlar Ankara’ya hiçbir zaman varamadılar...

İşte 30 Ağustos, onun için Türk milletinin tamamını ilgilendiren bir bayramdır.

Türk ordusu, bu milletin bağrından çıkmıştır. Bu bayram ordumuzun olduğu kadar, o şanlı orduya hizmet etme şerefine eren bizlerinde bayramıdır. Ordusuyla ordu-millet olan, et ve tırnak gibi birbirinden ayrılması mümkün olmayan Türk Milletinin neden tamamını ilgilendirmesin bu bayram?

30 Ağustos, Türk Milletinin Zafer Bayramıdır. İşgal altındaki vatan topraklarının kurtarılmasındaki, son ve kesin darbenin vurulduğu zaferin ta kendisidir.

Anadolu’nun gördüğü en son, en sinsi, en planlı ve programlı icra edilen işgalin sona erdirildiği bir zaferin adıdır.

Karşımızda olan devletlerin tamamının sonuna kadar destek verdiği, desteklediği Yunanlıların, bütün direnç noktalarının, dayanaklarının paramparça edildiği, işgalin adım adım sonlandırıldığı, işgal altındaki şehirlerimizin, ilçelerimizin, kasabalarımızın, köylerimizin birer, birer Yunan işgalinden kurtarılmasının zaferidir 30 Ağustos.

Türk Milletinin en ciddi anlamda kutlaması gereken bayramlardan birisi olduğu için. Türk Milletinin tamamını ilgilendiren bir bayramdır.

Bundan böyle de, çok daha fazla ilgilendireceğinden hiç kimsenin şüphesi olmasın.

Ne diyordu, Gazi Mustafa Kemal; ACİZLER İÇİN İMKANSIZ, KORKAKLAR İÇİN MÜTHİŞ GÖRÜNEN ŞEYLER, KAHRAMANLAR İÇİN İDEALDİR...

 

BURSA;  8 TEMMUZ 1920-11 EYLÜL 1922

Eğer, 26 Ağustos 1922 gece sabaha karşı taarruza kalkan Türk ordusu, 30 Ağustos’ta Başkumandanlık Meydan Savaşını kazanamasaydı. Ege ve Marmara bölgesinde, işgal altındaki şehir ve kasabalarımızın hiç birini kurtaramayacak ve bugün bu yazdıklarımızı yazamayacak, anlattıklarımızı anlatamayacaktık!

11 Eylül 1922’de işgalden kurtarılan Osmanlı Payitahtlarından Bursa gibi…

30 Ağustos, bu yüzden, Türk Milletinin tamamını ilgilendiren bir bayramdır.

30 Ağustos, halkın genelini ilgilendiren bir bayram değildir yaklaşımında bulunanlar için tarihimizin ibret vesikalarından biri olan Bursa örneğini sizlerle paylaşalım;

“Bursa, 1. Dünya Savaşı sonrasında 8 Temmuz 1920′de Yunanlılar tarafından işgal edilmişti. 11 Eylül 1922′ye kadar esaret altında kaldı.

Bu işgalin Millî Mücadele’nin başşehri Ankara’ya olan yansıması çok farklı oldu. Konu hemen Meclis gündemine geldi ve müzakere edildi.

Kürsüye gelen Burdur Milletvekili İsmail Suphi Bey, Yunanlıların işgal ettiği Anadolu topraklarında yaptığı zulümleri bir bir anlattı. Konuşmasında, Yunanlıların Bursa Ulu Camii’ni bombalarla tahrip etmek istediklerini anlattı.

Bu sırada milletvekillerinin kendilerini tutamayarak hıçkıra hıçkıra ağladıkları görüldü. Meclis tutanaklarına da yansıdığı gibi Meclis’te gözyaşları sel olup aktı. (TBMM Zabıt Ceridesi, C. II, s. 227.) tahribe yeltendiklerini, Yunanlı subayların yedi asır evvel Osmanlı Sultanı Orhan Bey’le evlenen Rum kızı Holofira, yani Nilüfer Sultan’ın kabrine giderek, “Vaktiyle sen bir Türk’e vardın” demek suretiyle kabri tekmelediklerini ve tahrip ettiklerini anlattı.

Bursa’nın işgali üzerine TBMM’de Başkanlık Kürsüsüne siyah bir şal örtülmüş ve işgalden kurtulana kadar kaldırılmamıştır.

Başkomutanlık Meydan Savaşı’nın kazanılmasından sonra Türk kuvvetleri 10 Eylül 1922′de Bursa üzerine yürüyüşe geçmiş ve 11 Eylül günü 48. Süvari Alayı 3. Bölük Komutanı Şükrü Naili (Gökberk) Bey, Bursa Belediyesi Binası’na Türk bayrağını dikmiştir.”

 

TÜRK MİLLETİNİN MUSTAFA KEMAL’LE KAZANDIĞI SON ZAFER!

Anadolu tarih boyunca işgallerle burun buruna yaşamış bir coğrafya. Bu coğrafyada yaşananları unutmak demek, hiç yaşanmamış gibi yaşamaya devam etmek demek, boş bulunmak demektir. Geçmişle gelecek arasında inşa edilmiş köprüleri kaderine bırakmak, Anadolu’yu dışarıdan gelecek her türlü saldırıya karşı savunmasız bırakmak demektir.

Milli bayramlarımızı, Mahalli kurtuluş günlerimizi, bize yakışanı yapmak adına coşkuyla, heyecanla kutlamak, milli heyecanı ayakta tutmanın, geçmişle gelecek arasında ki köprülerin sapasağlam ayakta kalmasını sağlamak olacağını unutmamamız gerekiyor.

İzmir gibi, İstanbul gibi, Aydın gibi, Manisa gibi, Uşak gibi, Kütahya gibi, Afyon gibi, Bursa gibi işgalleri, işgal altında yaşamanın ne demek olduğunu iliklerine kadar yaşamış şehirlerde milli heyecanları ayakta tutabilmenin yegane yolu, mahalli kurtuluş günleri dediğimiz günleri tam anlamıyla yaşamak ve yaşatmaktır.

''30 Ağustos Bayramı halkın genelini ilgilendiren bir bayram değildir” şeklinde sarf edilen talihsiz açıklama, bu zarureti oldukça net bir şekilde ortaya koymuştur.

Lakin; 5 Mayıs 2012 tarihinde çıkarılan Ulusal ve Resmi Bayramlar ile Mahalli Kurtuluş Günleri Yönetmeliğinin ilgili maddeleri gereği, milli bayramlarımızı ve mahalli kurtuluş günlerimizi oldukça sembolik bir şekilde kutluyoruz.

O tarihten bugüne, belediyelerin alternatif programları olarak lanse edilen, Hokkabazlar, Palyaçolar, balonlar, halat çekme yarışmaları, çuval yarışları ve folklor gösterileri gibi programlarla, bu açık kapatılmaya çalışıldı.

Kendi kültürümüzde var olmayan bu türden gösterilerin kime ne kadar coşku ve heyecan verdiğini

2023’e dört yıl kala, artık seremoni şekline dönüşen milli bayramlar ve mahalli kurtuluş günlerinden, geriye ne kaldığının sonucunu ise 30 Ağustos Zafer Bayramı öncesi yapılan maksadını bir hayli aşan açıklamada görmek gerekiyor.

Dileriz, 5 Mayıs 2012 tarihli Ulusal ve Resmi Bayramlar ile Mahalli Kurtuluş Günleri Yönetmeliğinin ilgili maddeleri, milli bayramların ve mahalli kurtuluş günlerinin yeniden gerektiği gibi kutlanması yönünde değişir ve Türk Milleti olarak 2023 yılına coşkuyla ve heyecanla girmenin hazzına ve bahtiyarlığına erişiriz.

Çünkü, 30 Ağustos, Türk milletinin genelini ilgilendiren öyle bir bayramdır ki, bu bayramın ruhunda özünde şehitlerimizin kanları, analarımızın gözyaşları, Türk Milletinin esarete başkaldırışının ve hür yaşama arzusunun sarsılmaz iradesi vardır.

Bu topraklar için, Türk Milletinin Mustafa Kemal’le kazandığı son zaferdir.

Mensubu olmaktan şeref duyduğumuz Türk Milletine kutlu olsun!

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum