Ali Rıza Eren; Öğretmenlerin Öğretmeniydi!

Konya’da Türkiye Cumhuriyetinin ilk öğretmenlerinden olan Ali Rıza Eren, Karaman-Bucakkışla-Bayır Köyündendi. 1893 doğumlu olan Eren Hoca, 1995 yılında 102 yaşında vefat etmişti. Konya Rüştiyesini bitiren Ali Rıza Eren, İstiklal Savaşında İhtiyat Birliklerinin başında Mamak’ta Yedek Subay olarak görev yapmıştı.

Kardeşleri Behçet ve Hasan Çanakkale’de şehit düştüler.

Cumhuriyetin ilanından sonra öğretmenliğe başladı. İlk görev yeri Doğanhisar’dı. Bir yıl burada kaldıktan sonra, akrabaları olan Konya Milletvekili Hulki Karagülle’nin isteği ile Taşkent’e geldi. Taşkent’te öğretmenin tayini çıkınca, Taşkent öğretmensiz kalmıştı.

Ali Rıza Öğretmen tam 9 yıl Taşkent’te öğretmenlik yaptı.

Dokuz yılın ardından, Konya’ya geldi, ilk olarak eski adı Altınçeşme ilkokulu olan Cumhuriyet İlkokulunda göreve başladı.

Daha sonra Şehit Sadık, İsmet Paşa ve Şimdiki Mümtaz Koru İlkokulunun olduğu yerde bulunan Kurtuluş İlkokulunda görevine devam etti.

Son görev yeri olan İhsaniye İlkokulundan 1960 yılında emekli oldu.

Emekli olduğu okul olan İhsaniye İlkokulu ile birlikte tam 46 yıl öğretmenlik yaparken, Konya’nın ve Konyalıların öğretmeniydi. Ona Öğretmenlerin öğretmeni demişlerdi.

Bir başka yönü de, samimi bir Mevlana aşığıydı. Kendisi gibi Mevlevi olan arkadaşlarıyla birlikte Mevlana türbesine gider, Dokuz yüz doksan dokuzluk tespihlerin başına, her 33’e bir kişi olmak üzere otururlar, Onlar tespih çekerlerken, bugün niyet havuzu olarak bilinen yerde, bir arkadaşları da Sema ederdi.

Rahmetli Zeliha Hanımla evli olan, Ali Rıza Eren’in dört oğlu vardı. Dr. Mesut Doğan Eren ve Selçuk Eren rahmetli oldular. Diğer oğulları ise Emekli Vali Behçet Eren ve Elektrik Mühendisi Haluk Eren’di. 

 

*****

Vefatından yaklaşık 6-7 yıl önce artık gözleri görmeyen Ali Rıza Öğretmen’in ziyaretine öğrencilerinden bir Kurmay Albay geldi.

Bu ziyaret sırasında, eşi Zeliha Hanım ve en küçük oğlu Haluk Eren’de oradaydılar.

Kurmay Albay, Öğretmeninin ve eşi Zeliha Hanım’ın ellerini, öptükten sonra, Ali Rıza Öğretmenin tam karşısına oturdu.

Hocam dedi, ben öğrencilerinizden İsmail…

Kurmay Albay İsmail, beni hatırlayabildiniz mi?

Ali Rıza Eren görmeyen gözleriyle onun yüzüne baktı;

Yok oğlum dedi, adını yanlış söyledin., sen İsmail değilsin!

İsmail Albay şaşırdı.

Aman Hocam dedi, tekrar söylüyorum, benim adım İsmail, siz herhalde beni çıkaramadınız!

Ali Rıza Eren kızdı;

Sus ülen dedi, hani sizin okulda Kuvay-ı Milliye ile ilgili bir müsamere yapmıştık. Sen beşinci sınıftaydın. Sana Osman Çavuş rolünü vermiştim. Sen Osman Çavuşsun!

Gözleri dolan Kurmay Albay, gözyaşlarına hakim olamadı.

Evet Hocam dedi, o benim, ben Osman Çavuşum.

Ayağa kalktı, gözyaşları içinde hocasına sarıldı ve defalarca elini öptü.

 

*****

İlkokul öğretmeninin adını unutan var mı? Üzerimizde anamız kadar, babamız kadar hakları olduğunu düşünmedik mi? Anamız kadar, babamız kadar sevmedik mi onları?

Ne beni İlkokul birinci sınıfta okutan Sabahat öğretmenimi unuttum, nede ikinci sınıfta okutan Remziye öğretmenimi.

Ne üçüncü sınıfta okutan Ahmet öğretmenimi nede dördüncü ve beşinci sınıfta okutan Halil öğretmenimi.

İçlerinde sağ olanlar var, rahmeti rahmana kavuşmuş olanlar var.

İlkokul öğretmenlerimiz sevgi dolu insanlardı, yüzümüze baktıklarında, ne derdimiz var, bilirler, sorarlar, problem neyse çözerlerdi.

Biz güveni onlardan öğrendik, cesaret nedir, onlar aşıladı her birimize.

O kara tahta var ya, o kara tahta, oraya çıkmak, sorulanlara cevap vermek, orada ders anlatmak, problem çözmek çok zor gelirdi.

Öğretmenlerimiz ne derdi bir hatırlayın!

Kalk tahtaya!

Kara tahta er meydanı gibiydi!

Kara tahta bir yana, doğru nedir, dürüst nedir, yalan söylememek nedir, onlardan öğrendik.

Yalancının mumu yatsıya kadar yanar sözünü ilk onlardan duymuştuk.

Bu sınıfta küs görmek istemiyorum dediğinde, küsler ilk teneffüste barışırlardı. Dövüşenlerin birbirinden özür dilemesi, bir daha kavga etmeme sözü vermesi, öğretmenlerimizin sürekli gözlerinin üzerimizde olması nasıl unutulabilir.

 

*****

Bugün oldukça sönük bir şekilde birkaç saatliğine kutlanan Öğretmenler günü rahmetli Turgut Özal döneminde, tam manasıyla bayram havasında kutlanırdı.

Öğretmenler günlerini kutlasınlar diye, 24 Kasım günü okullar yarım gün tatil edilir. Bir yarım günde Mülki İdare Amirleri olan Valiler ve Kaymakamlar inisiyatif kullanırlar, o günün tamamını öğretmenler bir arada geçirir, bir araya gelir, öğle yemeğini bir arada yerler, öğretmenler arasında birlik, beraberlik ve kaynaşma gerçekleştirilirdi.

Bu öğretmenlerle Mülki Amirleri yakınlaştıran bir yaklaşımdı.

Ancak, daha sonraları bu uygulamadan vazgeçildi.

En fazla iki saatte bitirilen, program sonrası derse devam edilen, öğretmenlerin gününün öğretmenlerce kutlanmasına müsaade edilmeyen buruk bir gün olarak kutlanmaya devam ediyor.

Öğretmenler günü bu yıl da, Pandemiye kurban gitti…

Dileriz, 2021 yılından itibaren, öğretmenler günü, öğretmenlere verilecek yeni imkanlarla, öğretmene yakışır bir şekilde kutlanır.

 

*****

Cumhuriyetimizin banisi Mustafa Kemal Atatürk, okulların önemini belirtirken diyor ki;

Okul genç beyinlere, insanlığa hürmeti, millet ve memlekete sevgiyi, şerefi, bağımsızlığı öğretir. Bağımsızlık tehlikeyi düştüğü zaman onu kurtarmak için izlenmesi uygun olan en doğru yolu belletir. Memleket ve milleti kurtarmaya çalışanların, aynı zamanda mesleklerinde birer namuslu uzman ve birer çalışkan bilgin olmaları lâzımdır. Bunu temin eden okuldur..- Ancak bu şekilde her türlü teşebbüslerin mantıkî neticelere erişmesi mümkün olur.

Öğretmenler hakkında da şöyle diyor;

Okullarda öğretim vazifesinin güvenilir ellere teslimini, memleket evlâdının, o vazifeyi kendine hem bir meslek, hem bir ülkü sayacak üstün ve saygıdeğer öğretmenler tarafından yetiştirilmesini temin için öğretmenlik, , diğer serbest ve yüksek meslekler gibi, aşama aşama ilerlemeye ve herhalde refah teminine müsait bir meslek haline konulmalıdır. Dünyanın her tarafında öğretmenler, toplumun en fedakâr ve saygıdeğer unsurlarıdır.

Öğretmenler! Yeni nesli, cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcileri, sizler yetiştireceksiniz.

Ve yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır.  Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle orantılı bulunacaktır. Cumhuriyet fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister! Yeni nesli, bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir.

 

*****

Onlar bizi okutanlar, elimizden tutanlar, doğruyu hakikati gösterenler, yolumuzu aydınlatanlar!

Onlar haklarını ödeyemediklerimiz. Rahmeti rahmana kavuşan öğretmenlerimizin mekanları cennet olsun. Öğretmenler gününüz kutlu olsun sevgili öğretmenler!...

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.