Rasim Atalay

Rasim Atalay

Dolandırıcı Gazeteci!

Dolandırıcı Gazeteci!

İyi niyet istismarcıları, gün geçmiyor ki yeni bir yol, yeni bir yöntem bulmasınlar, insanları kandırmak, aldatmak için akla hayale gelmeyecek yöntemlere başvursunlar…

İşlerinde o kadar profesyonel hale gelmişler ki, artık çaresiz kalıp, şapka çıkarmak durumunda bile kalabiliyorsunuz.

Öyle bir senaryo yazıyorlar ki, kısa metrajlı film ve hatta sezonlar sürecek dizilere bile konu olabilecek türden yaklaşımlar sergileyebiliyorlar.

Başımızdan geçen bir olay üzerinden hem gazeteci meslektaşlarımı, hem kamu kurum ve kuruluşlarını hem meslek örgütlerini ve STK’ları uyanık olmaları yönünde uyarmak için böyle bir yazıyı kaleme almak üzerime vazife oldu.

Dilerseniz, başımızdan geçen olayın hikayesini kısaca size aktarıvereyim.

Geçtiğimiz haftalarda bir Perşembe günü…

Orta yaşlarda, hafif tombul ve kısa boylu, kılığına, kıyafetine ve konuşmasına baktığınızda yol yordam görmüş, eğitim almış, feleğin çemberinden geçmiş olduğu kanaati oluşturan bir vatandaş, gazetemizin kapısını çaldı.

Mesai arkadaşlarıma kendisini gazeteci olarak tanıtan şahıs, İzmir’de gazetecilik yaptığını belirterek bizimle görüşmek istemiş.

Tabi adımızı, sanımızı bilmeden.

Randevunuz var mı diye soran arkadaşlarıma randevusu olmadığını, Konya’ya gelmişken, Konya’daki gazeteci meslektaşlarıyla da görüşmek istediğini söylemiş. Arkadaşlarım da şahsın iyi niyetinden yola çıkarak bana ilettiler.

Ben de aynı iyi niyetle ve Konya’ya misafir olarak gelmiş olan bir meslektaşımız olduğu düşüncesinden hareketle buyur ettim.

Yarım saat kadar konuştuk.

Meslekten, mesleğin dününden, bugününden, yarınından…

İzmir’deki gazetecilik faaliyetlerinden, İzmir’in yerel yönetimlerinden, Konya’nın yerel yönetimlerinden…

Olay öyle bir noktaya geldi ki, şahsı muhterem Konya ile İzmir’i kıyaslayıp “Keşke İzmir’i de en az bir dönem AK Partili belediyeler yönetse de İzmir temizlense. Sonrasında biz yine bulunduğumuz yere geri döneriz zaten” diyerek Konya’nın yerel yönetimlerine olan övgüsünü dile getirdi.

Daha ileri giderek ofisimizi gezmek istedi, ona da müsaade ettik.

Senaryoya göre babası emekli polismiş. Konya’da babasının görev yaptığı dönemde satın aldığı bir evi varmış. Babası vefat ettikten sonra bu ev kendisine düşmüş. İhsaniye Mahallesi’nde bulunan eve talip çıkmış ve satmak icap etmiş. Evi satmak için Konya’ya gelmiş. Devir işlemleri için Cuma gününe tapudan randevu almışlar.

Bir süre sonra beni İzmir’e davet edip, bir not kağıdına telefon numarasını da yazarak müsaade istedi. Kapıya kadar uğurladım. Tam asansöre binecekken, Konya’da otelde kaldığını, kaldığı otelin parasını peşin ödediğini, üzerinde yeterince parasının kalmadığını sadece yemek yiyecek kadar bir parayı borç olarak istediğini söyledi.

Yemeğe ısrar etmeme rağmen kalmamasından anlamam gerekiyordu aslında ama anlayamadık işte, safız ya…

Neyse, Allah ecrini zayi etmesin, üzerimizde ne vardıysa o an için, bir miktar verip uğurladım.

Sonra düşündüm, bu durumda ben olsam ne yapardım diye?

En müşkül olduğum anda bile bir telefonla yardımımıza koşacak insanlar var çok şükür. Hiç mi eşi, dostu yoktu bu adamın?

Sonuçta gazeteciydi, tanınan, bilinen, güvenilen bir kişi olması gerekirdi.

Bunları düşünürken, internetten şahsın ismini araştırdığımda hiçbir yerde ismine rastlamadım. İzmir’de bahsettiği gazete de yoktu.

Verdiği numarayı aradım, aradığımız numara kullanılmamaktaydı!

Netice itibariyle gazetecilik kispetine bürünmüş bir dolandırıcı tarafından ucuz yollu dolandırıldığımı anladım.

Bu olayı bazı meslektaşlarımla paylaştığımda aynı senaryoyla bir kısım meslektaşımızın da dolandırıldığını öğrendim. Hatta bununla da sınırlı kalmamış, mesleğimizle ilgili bir kamu kurumunun üst düzey yöneticisi de aynı dolandırıcı tarafından, aynı yöntemle dolandırılmış.

Başta meslektaşlarım olmak üzere, kamu kurum ve kuruluşları ve STK’lara bu vesileyle bir uyarıda bulunmuş olayım. Kendisini gazeteci olarak tanıtan bu şahsın mesleğimizle uzaktan yakından alakası yoktur. Bildiğiniz dolandırıcıdır.

Simasını da aklımın bir kenarına yazdım bu şahsın. Ha bu arada gün gelir bir yerde tekrar karşılaşacak olursak, ne kızacağım, ne de rencide edici tek kelime edeceğim. Dolandırıcı da olsa işini çok güzel yapıyordu. Bu nedenle kendisini takdir edeceğim.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Rasim Atalay Arşivi
SON YAZILAR