Enflasyonu Düşerken Görmüşler!

Bazılarımız enflasyonu düşerken görünce, hemen enflasyonun derdine düştüler! Vah zavallı! Kırık-çıkık, yara-bere yoktur inşallah! Kolunda sıyrık, ayaklarında çizikle mi atlatmış?

Olur o kadar!

Netice de düşmek bu!

Yok canım, başı dönmüş, ayağı takılmış düşmüş bir kuyuya…

Nasıl düşmüş?

Diyorlar ki, Enflasyon hem öyle bir düşmüş ki, yüz üstü kapaklanmış! Uzun süre ayağa kalkamamış , baygınlık derecelerine gelmiş!

Eeee…sonra…

Biraz doğrulmuş, hemen önünde üzerinde kapağı olmayan bir kuyu varmış.

Bir adım atar atmaz, düşüvermiş!

Görenler hemen bağırmışlar!

Eyvahlar olsun, enflasyon düştü diye!

Bile bile düştü diyenler aramadığınız kadar çok!

Kimi beş beter olsun demiş!

Kimi o kuyudan çıkamasın inşallah diyormuş!

Kimi ölse de kurtulsak bu beladan demiş!

Kimi de düşse bir dert, kuyudan çıksa bir dert diye dizlerini dövmüş!

Sonra birileri gelmiş kuyunun başına, beni duyan yok mu diye bağırıyor demişler.

Ağaç bir merdiven uzatmışlar sıkı sıkıya da tutmuşlar üst tarafından, çıkmış gelmiş enflasyon yukarıya doğru. Görenler, olaya şahit olanlarda;

Aaaa…demişler, enflasyon düştü diyorlardı ya, bakın çıkmış bile!

Hemen, elini yüzünü yıkamışlar, birisi bir bardak su getirmiş!

Demek düştün ha demişler hiç inanmamıştık düştüğüne ya…Kimbilir ne oldu da düştün?

 

*****

Enflasyon üzerine fazla gelindiğinden dolayı pek bir dertli…

Diyor ki, Canavar diye milleti benimle fena korkuttular. Benden korkacaklarına gitsinler de, Koronadan korksunlar!

Canavar aslında kötü bir kavram değil. Enflasyon Canavarı deyince, iki soğuk ve itici kelime yan yana gelmiş gibi oluyor.

Mesela cana-var dediğinizde, ortada ne canavar kalıyor, nede canavarlık!

Ben cana varım…Siz canlarım için varım. Dostlarım için varım.

Kimselere kızmam, kimseleri kırmam, küsene gönül koymam.

Bana haset diyemezler, fesat diyemezler, kıskanç hiç diyemezler,

Sonra kindar falan değilim . Kin tutmam. Kimsenin makamında koltuğunda gözüm olmaz.

Böyle enflasyona can kurban olmaz mı?

Ben sonra merhametli bir canavarım! Kimseyi ezmem, hele ki sizleri hiç!

Benim yüzümden fark bile alacaksınız önümüzdeki ay…

Benim farkım, fark yaratmak!

Yüzde üçün üzerine, belki yüzde dört, belki de yüzde beş fark alacaksınız!

Benim nerem canavar arkadaşlar?

Düşenin dostu olmazmış, bir düştük, bakın ne hale geldik!

Ne dersiniz, bu enflasyon iki yüzlü mü, yalancı mı?

 

*****

Enflasyona sormuşlar! Asgari ücret ne kadar olur?  Milletin ağzında bir üç bin lafı dolaşıyor!

Sen ne dersin Enflasyon? Senin rakamlara göre, işin içinden çıkılabilir mi? Susma hakkımı kullanabilir miyim demiş!

Asgari Ücret tespit komisyonu, işi Hakeme götürmeden bu işi bitireceğiz diyor da…

Henüz ne dediğini duyan olmadı!

Fısıltılar, gidişatın üç bin gibi olacağına dair balonlarını uçurdu bile…

Üç binden yukarı olursa, bu ücreti verenlerde, verecek olanlarda zorda kalır, darda kalır diye sızlanmalar, bundan daha yukarısı olmaz demeler, ucundan, kıyısından başladı bile!

Üç bin lirada sulh olmaya, el sıkışmaya hazır gibi herkes!

Asgari ücretli dediğimiz insanlar, sürekli darda ve zorda insanlar. 2020 şartları olağanüstü zor şartlardı.  Neden elinizi taşın altına koymazsınız ki…

Asgari ücretlilerin eli hep o taşın altında…Gelin bu rakamı aşın. Üç bin beş yüze kadar ayağınızı gazdan çekmeyin! Hatta dört bin deyinde dua etsin asgari ücretliler hepinize!

İnsanların ekonomisinin, TÜİK ve enflasyon rakamlarıyla örtüşmesi söz konusu bile değil. Cebindeki para ile ne alabiliyor, nereye ne kadar yetişebiliyor düşündüğü o.

Rakamlar kaygan bir zemin üzerinde, ayakta durmakta zorlanıyor.

O kadar hareketli bir zemin ki, takibi zor, kontrolü sıfır, rakamları değişken.

Her şey anlık değişiyor. Rüzgar insanlardan yana değil. Meltem rüzgarları kayıplarda…

Bu kaygan zeminli vadide, Poyraz var, Karayel var, Lodos var. Ara ara da şiddetli fırtına…

Enflasyon dut yemiş bülbül misali sus-pus. Ben diyeceğimi dedim. Benim rakamım budur. Düştüğüm kadar düştüm. Sokak ekonomisi beni ilgilendirmez havalarında…

 

*****

Bazılarımız da diyorlar ki ; Göreceksiniz, bu kendini beğenmiş enflasyon daha da düşecek!

Daha kış tam anlamıyla gelmedi.

Kar yağmadı, her yer buz kesmedi!

Her mahalle de, her sokakta doğalgaz yok, kömür var, kömür!

Kömür demek is demek, sis demek!

Enflasyon nasıl dayansın bu havalara…

Paten bilmez!

Bot giymez!

Kazakla arası yok!

Bu yıl hem çok üşüyecek!

Hem de bayağı bir düşecek!

Artık kolunu mu kırar, ayağını mı? Yoksa kaldırım taşlarına kafasını vurur da, hastanelik mi olur bilinmez!

Bizde daha da beter ol diyeceğiz keyifle! Çünkü, o düşmeden, bize rahat yüzü yok!

İşin gerçeği ne mi? Karda da, buzda, bizim ayağımız kayar, onun ayağı kaymaz! Biz düşer, şaşarız da, ona hiçbir şey olmaz! Neden mi? Tecrübeyle sabit!

 

*****

Büyüklerimiz bize dediler ki, sizi enflasyona ezdirmeyeceğiz! Demek ki, enflasyona ezilmek falan yok! Çünkü, Enflasyon zapturapt altında. Demek ki, bu sefer kurtardık yakamızı enflasyondan…

Enflasyon, dalgalı deniz misali, düşüyor da, çıkıyor da...Olsun, varsın…

Ne demişti büyüklerimiz, enflasyon eskisi gibi sizi ezemez!

Ezmeye kalksın ayaklarını kırarız o canavar kılıklının!

Diyelim ki ezilmedik, ezilmesine de, neye göre belli bu ezilmeme hali?

TÜİK’e göre mi?

Marketlere göre mi?

Çarşı-pazara göre mi?

Piyasaya göre mi?

Döviz ve altına göre mi?

Aldığımız ücretlerin alım gücüne göre mi?

Seçip beğenip birini mi alalım, yoksa fazla mal göz çıkarmaz deyip hepsini birden mi kabullenelim?

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.