Esnafın Canına Tak Etmiş Durumda!

Geçtiğimiz hafta Mevlânâ Meydanına yakın bir yerde, Konya Lokantacı esnafı masa sandalye yaktı.

Virüs sadece bize mi var dedi?

Lebalep ve tıklım tıklım dolu olan kongrelere vurgu yaptı!

Yaklaşık dört aydır kapalı olan dükkanlarının ve çektikleri sıkıntının büyüklüğünü göstermek için böyle bir yola başvurdukları açıkladı esnaflar!

Korona virüsün tek sorumlusu biz miyiz dediler!

Ödemelerimizi yapamıyoruz dediler!

Artık dayanacak gücümüz kalmadı dediler!

Dükkanlarımızı bir an önce açmak istiyoruz dediler!

Evimize ekmek götüremez olduk dediler!

Kiralarımızı ödeyemiyoruz dediler.

Borçlarımızın faizi artıyor dediler.

Bizim derdimizi dinleyecek kimse yok mu dediler!

Yanan masa sandalye yandı bitti, kül oldu.

Ancak esnafların yangını sönmedi!

Konya’nın çok yüksek riskli iller arasında olması,

Bu şartların esnafların lehine değişmemesi,

Değişme ihtimalinin virüsün artması nedeniyle geciktikçe gecikmesi, esnafın sabrını da taşırdı, sabır taşını da çatlattı!

 

*****

Bu şehirde en azından yüzde elli kapasiteyle de olsa dükkanlarını açmak istiyor esnaf kardeşlerimiz.

Neticede esnafımızın birinin canına tak etti, masalarını, sandalyelerini yaktı!

Üstelik Konya gibi bir yerde!

Konya, sabırlı ve tevekkül sahibi insanların yaşadığı bir şehir.

Farkına varılmayan ve varılmak istenmeyen ne mi?

Artık, insanların dayanacak, sabredecek güçlerinin kalmadığı!

İnsanların iflas ettiği, dibe vurduğu, çaresizliklerinin had safhalara ulaştığı!

Bu insanlara, durumun ne, halin, ahvalin ne diye soranın, el uzatanın olmadığı!

Sevgili siyasiler, Allah rızası için dolaşın şu şehrin içinde. Aylardan beri dükkanını açamayan insanların çalın kapısını.

Bu şehir ne İstanbul, ne Ankara, ne İzmir, ne de Adana!

Herkes birbirini tanır, bilir yıllardır!

Konya suskun, her şeyi içine atan, içinde fırtınalar kopan insanlara benzer!

O insanlar patladığında ne oluyorsa, Konya’da da onlar olur, onlar yaşanır.

Çoğu sessiz ve derinden, bazen de masa sandalye yakan esnaf gibi çıkışlar gösterebilir.

Bu durumun, sakin insanların, hoşgörü sahibi olan insanların, art niyetli olmayan insanların şehri olan Konya’da yaşanıyor olması, mevzunun ne denli vahim boyutlara ulaştığının bir göstergesi.

 

*****

Konya’da birçok meslek dalı, kuşaktan kuşağa devam eder.

Temsilde ve teşbihte hata olmasın, adam aşçıysa, ya üçüncü kuşaktır, ya dördüncü.

Çünkü, bu şehir Ahiliğin merkezidir.

Meslek erbaplarının en az yüzde sekseninin ustası babasıdır. Öyle olunca da, meslekler babalardan oğullara, torunlara intikal eder.

Meşhur laftır, boynuz kulağı geçer derler ya…

Torunlar ve torunların evlatları, onları yetiştirenleri fersah fersah geçmişlerdir bu şehirde.

Meslek erbapları virüs döneminde, çok hırpalandılar. Aylarca dükkanları kapalı kaldı. Açtılar, randıman alamadılar. Kiralarını, vergilerini ödeyemediler.

2021 Mart ayına olabilecek çok zor şartlarla gelebilenler, dükkânlarını kapatmayanlar, eldeki-avucundaki birikimlerini son kuruşuna kadar harcayanlar, son raddeye geldiler!

Yani, bıçak kemiğe dayandı! Kemiği de kesmeye niyetlendi mi? Orasını biz değil en iyi onlar biliyor.

Battık batacağımız kadar, yandık yanacağımız kadar, savrulduk, savrulacağımız kadar yok mu gören diye bağıran, feryat eden insanlar, baktılar ki, ne gören var, ne duyan!

Onlarda belli ki, ibreti alem için masasını sandalyesini yaktı herkesin içinde…

 

*****

Bu olay hafife alınacak bir olay değil!

Bu olay üstü örtülecek, es geçilecek, dikkate alınmayacak bir olay değil!

Adam demek istiyor ki, evime ocağıma ateş düştü!

Yandım ben!

Öldüm ben!

Bittim ben!

Söndürün bu ateşi!

Pansuman tedbirlerle olmuyor, bu ateş sönmüyor!

Aç olan adama, ne anlatsanız sizi dinlemez! Doyurun karnını, çözün ne derdi varsa, ondan sonra anlatın ne anlatacaksınız!

Biz ise hâlâ işin edebiyat tarafındayız! Edebiyat böyle hallerde karın doyurmaz! Gönüllere su serpmez!

Hiç kimseyi teselli etmez!

Dünyanın en güzel “-ecek ve -acak” diye biten cümleleri kâr etmez!

Adam yanmış bir kere! Yananı Allah görür demek yetmiyor! Yananı elbette Allah görür, sadece yananı değil, onu yakanı da görür! Seyredenleri de, umursamayanları da, parmağını bile oynatmayanları da!

 

*****

Yananın yanmasını seyredenler, o yangın bize gelmeyecek mi sanıyorlar!

Elinde her türlü imkan varken o yangınları söndürmeyenlere, yarın kendileri yanarken bir kova su dökenin olmayacağını bilmezler mi?

Tarih tekerrürden ibarettir derler ya… İbret alınmadığı için tekerrür etmeye devam ediyor!

İnsanlar yanarken, herkes kendi başının çaresine baksın diyenlerin, yada o imalarda bulunanların binlerce yıldır adlarını anan olmadı.

Bu gidişat güvendiğim dağlara kar yağdı gidişatı! Bu gidişat, o dağlara yağan karı, o vefasız dağla baş başa bırakıp, hadi bana eyvallah, sen yoluna, ben yoluma deme gidişatı!

Belli ki, edebinden, adabından ser verip sır vermemeye çalışıyor insanlar.

Esnafımızın masa ve sandalyesini yakması taşkınlık gibi görülmemeli…

Kan kusup kızılcık şerbeti içtim demekte bir yere kadar sevgili siyasiler!

 

*****

Daha ne yapsın insanlar, daha nereye kadar sabretsinler!  Tuzu kuru olanlar ne zaman ağlayanın, sızlayanın halini anladılar ki, bugün anlayacaklar? Tok, açın halinden anlamayı unuttu dediğimiz günleri yaşıyoruz.

Bazıları çıkıp Konya’da bunlar olmamalıydı, yaşanmamalıydı diyebilir!

Diyebilir de, Konya bu hale neden geldi, bu insanlar keyfinden mi böyle davranıyorlar diye hiç düşünmeyecekler mi?

Ateş düştüğü yeri yakıyor! Bu ateş vicdanları da, merhametleri de yakmalı, kalplere sirayet etmeli ki, haberiniz olsun, duyun şu insanları, görün şu insanları artık!

Sadece esnafları değil, işsizleri de görün, işini kaybedenleri de görün, iş arayanları da görün, emeklileri de görün! Hülasa milletin işin içinden çıkamadığı halini görün halini!

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.