HIDIRELLEZ, TÜRK MİLLETİNİN BAHAR BAYRAMIDIR!

Türk Kültürüne göre Hıdırellez 5 Mayıs’ı 6 Mayısa bağlayan gece başlar ve 6 Mayıs’ta devam eder. Tarihçilerimiz, Türk Milleti için Bahar Bayramının Hıdırellez’e denk gelen 6 Mayıs tarihi olduğu noktasında birleşir. Hıdırellez bu anlama oldukça yakışan, yüzyıllardır sürdürülen müstesna bir gündür.

Hıdırellez...Yaygın inanışa göre “Hızır-İlyas Günü”, Hızır ve kardeşi İlyas’ın buluşma günü ve kavuşma günü olarak kabul görür.

Neden Hıdırellez denildiği konusuna gelince...

İster şive deyin, ister ağız, her ikisi de aynı anlamı taşıyor, ikisinden de, aynı anlam çıkıyor,

İkisi de hoş, ikisi de geçerli...  

Hıdırellez, inanışa göre, denizin karayla buluştuğu, dileyenlerin dileklerinin kabul olunduğu gün...

Mart ayının o soğuk ve insanın içini titreten günlerinin bittiği, Nisan ayının bir açık, bir kapalı, yağışların hiç eksilmediği günlerinin ardından, baharın tam anlamıyla yüzünü gösterdiği, gülümsediği, bahar tamda bugündür denilen, baharı müjdeleyen gün..!

Hıdırellez, Hızır’ın insanlar arasında dolaştığı, muradına ereceklerin, muradına Hızır vasıtasıyla erdirildiği bir gün olarak anlatılır durulur yıllardan beri...

Kültürümüzün en güzel, en sevimli, insanın içini ısıtan, yüzünü ışıtan, yarınlara umutla baktıran günlerinden biridir Hıdırellez!

Bu yıl Korona, onu da engelledi engellemesine de, bizlere de Hıdırellezlerde, bugüne kadar yapmadığımız neleri yapabilirdik diye düşüncelere daldırdı!  

Hıdırellez harika bir bayram günüydü. Herkes işini –gücünü bırakır, esnaf dükkanını kapatır, mahalleler boşalır, insanlar bir araya gelir, neşeli kahkahalar hıdırlık denilen, Hıdırellez buluşmalarının yapıldığı mekanlara yayılırdı.

Birlik vardı, beraberlik vardı, hatır-gönül vardı, komşuluk vardı, dostluk vardı, yarenlik vardı o Hıdırellezlerde.

Hiç kimse Koronayı işaret edip, mevzuyu Koronanın üzerine yıkıp geçmemeli! Biz o güzel günleri ne çabuk unuttuk! Bizler böyle güzel günleri unutmak gibi, silmek gibi yanlışlıklara imza attığımız o kadar çok yıl geçirdik ki.

Hıdırellez, Türk Milletinin Bahar bayramıdır!

6 Mayıs, yani bugün, bahar bütün güzelliğiyle yüzünü gösterir bizim coğrafyamızda.

Ancak biz bu güzel günün ne kıymetini bildik,

Ne anladık,

Ne de bu günü bir bayram günü olarak yaşamaya çalıştık.

O yaşadıklarımız uzun yıllar önceydi. Bizim kuşağın çocukluk yıllarına denk gelen günlerdi.

Bugün hayali bile, bir başka güzel!

 

HIDIRELLEZ’DE NELER YAPILIR, NELER YAPILMAZ?

Anadolu’nun hemen birçok köşesinde birbirine benzer uygulamalar sergilenir Hıdırellezde. 

Hıdrellez günü dikiş dikilmez.

Hamur yoğrulmaz.

Çamaşır yıkanmaz.

Bütün bu işlerin bir gün önceden yapılmış olması gerekir. Zira Hıdrellez eğlenmeye ayrılmış bir gündür.

Hıdrellez yağmur ile karıştırılıp pişirilen sütten mayısız peynir ve yoğurt çalınabilir.

Hıdrellez günü yağmur bol ise bütün hayvanlar dışarıya salınarak bu yağmurla yıkanmaları sağlanır. Böylece bu hayvanların sütlerinin bol, yünlerinin çok olacağına inanılır.

Genç kızlar, Hıdrellez yağmurundan biriktirdikleri su ile yıkanırlar.

Bu su ile yıkananların üstüne hastalık gelmeyeceği,

Saçlarının uzayacağı,

Gelin gittikleri eve bereket taşıyacaklarına inanılır.

Kayıkçılar kayıklarını Hıdrellezde suya indirirler.

Hıdrellez günü dal kırılmaz, ağaç kesilmez.

Hıdrellez akşamı yani 5 Mayıs akşamı kadın ve kızlar ellerine kına yakarlar.

Hıdrellez akşamı ikindiden sonra bahçede bulunan gül ağacının altına insanlar isteklerinin resmini çizerler. Örneğin ev isteyen ev şekli, araba isteyen araba şekli, hayvan isteyen hayvan şekli, evlilik isteyen sevdiğini canlandıran bir resim çizer ve dilekte bulunurlar.

Bunu yapmakla o yıl içerisinde isteklerinin gerçekleşeceğine inanılır.

Hıdrellez günü kavga edilmez. Kavga edilirse bir yıl boyunca kavgalı olacağına inanılır.

Hıdrellez günü hamile kadınların salıncakta sallanmasına izin verilmez.

Hıdrellez günü makas iple bağlanır, açılmaz. Makas kimseye verilmez, elle tutulmaz.

Hayvanların sütünün çok olması için Hıdrellez günü süt pişirilmez, gece pişirilir. Sütü olmayan komşulara süt verilir, yayıkta ayran yapılıp komşulara dağıtılır.

Hıdırellezle ilgili bakın bir manimiz ne diyor; "Su başında su tası / Gümüştendir kurnası / Bugün dilek tutanın / Kabul olur duası"

 

HIDIRELLEZ GİBİ GÜZEL GÜNLER ISKALANMAMALI!

Biz geçmiş Hıdırellezlerde, bayram günlerinde ve kandillerde çok şeyi ıskaladık ve halen ıskalama derdindeyiz!

Bu ıskalamalar üzerine şiirde yazılır, hikâye de, roman da…

Bizler var ya, bizler! Dostluk ve arkadaşlıkları ıskaladık...Küslükleri, dargınlıkları bitiren barışmayı ıskaladık...Samimiyeti, içtenliği ve kaynaşmayı ıskaladık...Bir olmayı, birlik olmayı ve beraber olmayı ıskaladık...

Hıdırellez, sadece ateş yakıp üzerinden atlamak değildi!

Piknik sepetini alıp, mangalları kapıp bir köşede mangal keyfi yapmakta değildi...

Kültürümüzde var olan birçok hoş, güzel ve anlamlı gün, bizlere halen göremediğimiz, görmek istemediğimiz, kenarından dahi geçerken kırk kere düşündüğümüz, sevgi ve dostluk ellerini uzatıyor.

Ancak biz bu elleri yakalama gibi bir çabanın içinde değiliz!

Neden mi?

Bizim barışmamızı, bir araya gelmemizi, birbirimizi sevmemizi istemeyenler, çekemeyenler o kadar çok ki…

Bizi kavgaya sürüklüyorlar! Bizi küslüğe sürüklüyorlar! Bizi tartışmaya ve münakaşaya sürüklüyorlar! Bizi birbirimizle hasım olmaya, düşman olmaya zorluyorlar! Hiç durmadan, bıkmadan, usanmadan tahrik ediyorlar! Böyle yaparken de, bu işlere bayıldığımıza inandırmak istiyorlar!

Zavallı barış! Kolu-kanadı kırık olan-biteni ümitsizce seyrediyor!

Birçoğumuz barışmak için can atsa da, küslük noktasında çakılıp kalmaya, zevahiri kurtarma anlamı yüklendiğinden, el ele verebilme imkânlarını nasıl olup da heba ettiğimizi, anlayamıyoruz!

Bari Hıdırellez gibi günlerde barışalım, barışalım da, şu bitmez-tükenmez sen-ben kavgalarının, sizden-bizden hikayelerinin kökü kurusun!

 

“KUL SIKIŞMAYINCA HIZIR YETİŞMEZ”

Hıdırellez güzel bir gün. Güzel kültürümüzün, nesilden nesle aktarılan hoş bir günü...

Türk milletinin gönlünde, gözünde, ruhunda olması, yer etmesi ve yaşaması bir başka güzel...

Gelin; “Hıdırellez yağmurunun damlaları altın olur.” diyelim. “Az bilirim uz bilirim, Hıdırellez’den sonra yaz bilirim” diyelim.  “Kul sıkışmayınca Hızır yetişmez” diyelim de Rabbimizin izniyle yetişsin inşallah!

Hıdırellez Hızır'ın beklendiği gün diye anlatılır.  Hızır'ın haneleri, hıdırlıkları dolaştığı, derdi olanlara Hızır misali yetiştiği anlardır o bekleyişler.

Hızır erişsin dertlerinize, dileklerinize ve beklentilerinize inşallah!...

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.