İştahın Açıldığı Soğuk Havalarda Kilolara Dikkat!

Soğuk havanın başlaması ile birlikte yürüyüş yapmak, otobüsten erken inip yürümek gibi seçeneklerden uzaklaşıyoruz. Eve kendimizi atınca da uyuyana kadar atıştırmalıklar sürekli göz kırpıyor sanki… Evde geçirilen zaman uzayıp, güneşi daha az görünce kendimizi daha mutsuz, yorgun, depresif hissedebiliyoruz ve iştahımız da yine bu durumlara paralel artış gösterebiliyor. Havaların soğumasıyla birlikte değişen yemek tercihlerimizi nasıl yönlendirmeliyiz? Kış aylarında vücut ısısını yüksek tutan besinler var mı? Bu aylarda karbonhidrat ve tatlı kaynaklı gıdalar yemek doğru mu yanlış mı?  Gelin birlikte bakalım

NEDEN SOĞUK HAVALARDA İŞTAH AÇILIYOR?

Soğuk havalarda iştah açılmasının hem fizyolojik hem de psikolojik bir sebebi vardır .Kısalan günler ve güneş ışığı ile temasımızın azalması sonucunda vücudumuzda D vitamini sentezi azalır. Bu da mutlu hissetmemizi sağlayan seratonin hormonunda azalmaya sebep olur. Seratonin salgılamanın bir diğer yolu, karbonhidrat tüketmek olduğu için karbonhidrata duyduğumuz çekim giderek artar.  Oysa ki karbonhidratkan şekerimizde ani yükselmelere neden olacağından çabuk acıkma ve sürekli bir şeyler yeme isteğini artırır. Çabuk yorulma ve uyku hali yaratır. Sadece anlık kendimizi iyi hissetmemizi sağlar.

Psikolojik sebeplere gelince; can sıkıntısı gibi sebeplerle yemeğe yöneldiğimiz gibi, aslında dünyada oldukça sık rastlanan 'mevsimsel yeme sendromu' ile de karşı karşıya olmamız mümkün. Mevsimsel yeme sendromu yaşayan kişiler, mevsime bağlı yaşadıkları depresyonu farkında olmadan karbonhidratla tedavi etmeye çalışır. Yapılan araştırmalar bu sorunu yaşayan kişilerin günde yaklaşık 800 kalori daha fazla almaya meyilli oldukların saptamıştır.

KİLO ALMAMAK

Yaz yaklaştıkça formuna dikkat edenlerin sayısı artarken, kışın kilo alma eğilimi daha fazladır. Havanın daha erken kararması, güneşin yerini yağmur-karın alması ve soğukların gitgide artıp, işlerin yoğunlaşması dolayısıyla gelişen halsizlik, isteksizlik, mutsuzluk sonucu aşırı yeme atakları bu aylarda daha fazla gelişebilir. Kilo almamak için az ve sık yiyerek açlığınızı kontrol altında tutabilirsiniz. Bunun için yanınıza taşıması kolay pratik ara öğünler alın. Lif içeren seçimler, daha uzun süre tok kalmanızı sağlar. Sıcak bitki çaylarına tarçın ve karanfil atmak da iştahınızı kontrol etmeye yardımcı olabilir.

 

SAĞLIKLI KİLO İÇİN ÇORBA

Soğuk  günlerde canınızın çikolatalı bir tatlı istemesi şaşırtıcı değil çünkü daha fazla ısınmak için daha fazla enerji ihtiyacımız var gibi gelir. Beyin bir şeyler yiyince vücut ısısının yükseleceğini bilir ve yemek yemeniz için sinyaller gönderir. Sinyaller almaya başladığınızda telefonun başına geçip pizza siparişi vermek yerine düşük kalorili, besleyici değeri ve lif oranı yüksek yiyecekler atıştırmayı deneyin. Mesela sıcak bir çorba,  tarçınlı süt veya ballı bitki çayı gibi.

 

KIŞ DEPRESYONU

Bazı araştırmalar, depresyon vakalarının yüzde 14’ünün kışın ortaya çıktığını gösteriyor. Güneş ışınlarının azalması, havaların soğukluğu süreci hızlandırabilen faktörler. Omega-3 yağ asitlerinin, özellikle de DHA’nın (Dokosohekzanoikasit) eksik olması, sizi depresyona karşı korumasız hale getirebilir. Anti-depresan etkili bir beslenme planı, bol miktarda balık ve omega-3 yağ asitleri bakımından zengin diğer besinleri (ceviz, keten tohumu, semizotu) içermelidir.

MUTLULUK İÇİN YULAF


Günler kısaldığında ve güneşten yeterli olarak faydalanamadığımızda, serotonin hormonunu artırmaya ihtiyaç duyabiliriz. Kış karanlığı pek çok bireyin keyfini kaçırabilir. Karbonhidrat bakımından yeterli beslenmek, serotonin yani mutluluk hormonunu artırır. Akşamüzeri daha iyi hissetmek için özellikle yulaf içeren 150-200 kalorilik, düşük yağlı bir ara öğün yararlı olur. 3 çorba kaşığı yulaf, tarçın, yarım elma, yarım muz, 2-3 ceviz ve bir bardak sütü biraz pişirin. Muhallebi kıvamına gelince biraz bal ve hindistan cevizi ekleyin, eminim çok beğeneceksiniz. Aynı tarifi pişirmeden soğuk olarak da deneyebilirsiniz

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLÜ TUTMAK
Kış döneminde soğuk algınlığı ve gripten korunmak için bağışıklık sistemimizi güçlü tutmalıyız. Bu açıdan, meyve-sebze tüketiminin artırılması önemli.

  • Elma, armut, nar, portakal, kivi, mandalina ve greyfurta mutlaka yer ayırın.
  • Yulaf betaglukanı da bağışıklık sistemini güçlendirmede oldukça etkilidir.
  • Anti-oksidan kapasitesi oldukça zengin olan nar, önemli miktarda potasyum, lif, A ve C vitamini,  niasin içerir. Zengin vitamin ve mineral içeriğiyle kış mevsiminin vazgeçilmezleri arasından yer alır. Ayrıca nar, bağışıklık sistemini de güçlendirdiği için gribe karşı koruyucu olarak tüketilir. İçeriğindeki besin öğeleriyle kolesterolü düşürür, kalp sağlığına ve kansere yakalanma riskini kansere karşı koruyucu etki gösterir. 100 ml. nar suyu, 100 ml. kırmızı şaraba veya 100 ml. yeşil çaya göre 2-3 kat daha fazla anti-oksidan taşır. Narın aynı zamanda kan yapıcı, idrar söktürücü, enerji verici ve tansiyon düşürücü etkisi de var.

CİLT İÇİN YAĞLI BALIKLAR VE BADEM
Sıcaklıkların düşmesi ve nemin azalması cildin kurumasına sebep olur. Diyette yapılan değişiklikler, vücudun kurumasını engelleyebilir. Bunun için ilk önce sağlıklı yağları tüketmeye başlamalısınız. Yağlar, hücreleri koruyucu etki gösterir, eğer çok az miktarda yağ tüketiyorsanız derinizde çatlaklar oluşabilir. Omega-3 yağ asitleri bakımından zengin somon, orkinos gibi balıkları özellikle kış aylarında haftada     2-3 gün tüketmeye özen gösterin.Yeterli E vitamini almak da önemli çünkü E vitamini deriyi koruyucu etki gösteren ve hücrelerdeki serbest radikalleri yok eden bir diğer besin öğesi. Badem, kabak çekirdeği ve bal kabağı kaynakları arasında. E vitamini yetersizliği derinin dokusunu ve kalitesini etkiler.

D VİTAMİNİ İÇİN AZ YAĞLI SÜT

Soğuk havalar, evde kalınan veya spor salonunda geçirilen süreyi uzatsa da kışın daha az güneş ışığı alırız. Oysa güneş, D vitamini kaynağımızdır. D vitamini bakımından zenginleştirilmiş az yağlı sütse kış aylarında güneşle alamadığımız D vitamininin yerini doldurur.

SIVI KAYBI İÇİN SU

Kuru ve soğuk hava su içmeyi isteğini azaltabilir ancak hissedilmese bile vücuttan su kaybı gerçekleşir. Kaybedilen sıvıyı yerine koymak önemli. Eğer dışarıda spor yapıyorsanız çalışma öncesi ve sonrası tartılın, kilo kaybı varsa 1-2 bardak su için. Su, alınan kaloriyi etkilemez bu nedenle su içeriği yüksek meyve, sebze ve çorba hem uzun süre tok kalmanızı hem de su ihtiyacınızı karşılamayı sağlar.

VÜCUT ISISINI YÜKSELTEN 10 BESiN

Kök sebzeler: Kabak, tatlı patates, havuç, lahana gibi kök sebzeleri sindirirken vücut daha fazla enerjiye ihtiyaç duyar. Bu da vücut ısısını artırır.

Tarçın: Tarçın kan şekeri düzeyini dengede tutar. Lif içeriği yüksek olan tarçın vücut ısısını artırır, tatlı isteğini azaltır. Toz olarak süt, yoğurt gibi besinlerde, çubuk tarçını suya ya da çaylara ekleyebilirsiniz.

Taze Zencefil: Bağışıklığı güçlendiren zencefil vücut ısısını artıran besinlerin başında gelir

Karabiber: Karabiberde bulunan biberin maddesi sinir sistemimizi uyararak ısı üretimini artırır. Karabiber aynı zamanda öksürük giderici etkiye sahiptir. Demir içeriği yüksektir 1 yemek kaşığı pekmeze 1 çay kaşığı karabiber ilave edip karıştırarak tüketebilirsiniz.

Zerdeçal: İçindeki kurkumin etken maddesi bağışıklık sistemini güçlendirir. Antikanserojen olmasının yanı sıra vücut ısımızı yükseltir. Zerdeçal içerisinde bulunan kurkumin sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir. Karabiberde bulunan piperin, zerdeçalın etkinliğini arttırır. Bu yüzden mutlaka birlikte kullanmaya özen gösterilmelidir.

 

Acıbiber: İçerisindeki kapsaisin metabolizma hızını, dolayısıyla vücut ısısını artırır.

Ihlamur: Virüslerin neden olduğu hastalıklara karşı savunucu olan ıhlamur, terlemeyle birlikte vücut ısısını artırır.

Demirden zengin besinler: Demir ve mineral eksikliğinin neden olduğu anemi sorunu olanlar daha fazla üşür. Kırmızı et, pekmez, siyah çekirdekli kuru üzüm gibi demiri zengin besinler kansızlık sorununa fayda sağlayarak ısınmamızı artırır. Her gün 2 çorba kaşığı pekmez (kan şekeri ile ilgili sorunumuz yoksa), 2 yemek kaşığı siyah kuru üzüm ve günde bir kez 120-150 gram kırmızı et tüketimi faydalı olacaktır.

Yeşil çay: İçerisindeki kateşinler sayesinde güçlü antioksidant olan yeşil çayı günde 2 fincan içerek hem metabolizma hızımızı hem vücut ısımızı artırmış oluruz. Poşet kullanırsak sıcak suda 1 dakika; demleme şeklinde yapacaksak, kaynayan suda 5 dakika demlenmesi yeterli olur.Bal Kabağı:Kolon kanserine karşı koruyucu etkisi olan bal kabağı yüksek oranda lif, kalsiyum, A vitamini ve fosfor içerir. Kış aylarının vazgeçilmezi olan bal kabağını tatlı krizlerinde sağlıklı bir alternatif olarak değerlendirilebilir

Soğuk havalarda içinizi ısıtacak aynı zamanda da virüse karşı bağışıklığınızı güçlendirecek bir tarif verip yazımızı sonlandıralım

BAL KABAĞI ÇORBASI

 MALZEMELER

  • 3 dilim bal kabağı (iri dilim)
  • 1 adet patates
  • 2 litresu
  • 3 yemek kaşığısıvı yağ
  • 1 adetsoğan
  • 3 dişsarımsak
  • 1 su bardağıet suyu
  • 1 su bardağısüt
  • 1 çay kaşığıtuz
  • 1 çay kaşığıkarabiber
  • 1/2 çay kaşığızerdeçal

HAZIRLANIŞI

  1. Tüm malzemeleri doğrayarak çorba yapımına başlayın.
  2. Doğranmış kabakları ve rendelenmiş patatesi bir tencereye alıp üzerine sıcak suyu ekleyip kaynatalım.
  3. Tavaya sıvı yağı alıp doğranmış soğanı, sarmısağı ve rendelenmiş havucu koyup kavurun.
  4. Kavurduğunuz harcı tencereye ekleyip kaynatmaya devam edin. Et suyu ve tuzu ilave edip, sebzeler yumuşayana kadar pişirin. Çorbayı blenderdan geçirin.
  5. Ardından sütü ilave edip güzelce karıştırın.
  6. Zerdeçal, tuz, pul biber ve karabiber ekleyip 5 dakika daha kaynatın.
  7. Ardından sıcak sıcak servis edin.

                                                                  

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum