Erol Sunat

Erol Sunat

KONYA’NIN POTANSİYELİ MESELESİ!

KONYA’NIN POTANSİYELİ MESELESİ!

Sayın Valimiz Cüneyit Orhan Toprak, geçtiğimiz hafta, 16. Uluslararası Konya Mistik Müzik Festivali öncesinde yapmış olduğu açıklamalarda, “Konya’nın potansiyeli her fırsatta tarihi, kültürel, inanç turizmi, tarımı, sanayisi bakımından Konya Türkiye’de ve dünyada olması gereken yerde değil. Konya’nın potansiyeli çok fazla” demişti.

Konya, Sayın Valimizin de tespitlerinde yer aldığı gibi, potansiyeli oldukça zengin ve yüksek bir şehir.

Şehrin bu potansiyelini bugüne kadar harekete geçirebildik mi?

Ya da niçin harekete geçiremedik?

Bu şehrin potansiyelini görmezden geldiğimiz uzun yıllar geçirdik. Dışarıdan getirilen, adeta kadrolu hale dönüştürülen kaprisleri, nazları ayyuka çıkan sanatçılarla bu şehrin potansiyeli ortaya çıkarılamazdı! Nitekim öyle de oldu. Ancak bu işin yanlış olduğu konuşulsa da, kaldığımız yerden devam ettik, ediyoruz, sanırım etmeye de devam edeceğiz.

Şehrimize bizimde bir desteğimiz, bir yardımımız olsun diyen kültür adamlarını, turizmcileri, sanatçıları, sanatkarları görmemeye, dikkate almamaya, onlara fırsat tanımamaya devam ediyoruz.

Bu durumda olan bir şehir potansiyelini kullanabilir mi?  

Kendi öz evlatlarının mağdur olduğu, mağdur durumlarda bırakıldığı bir şehir de, şehir nasıl kullansın potansiyelini?

Şehir şöyle soruyor;

Kime ne imkan ve fırsat verdiniz?

Buyur şu sahneye mi dediniz?

Şu sergi salonunda sergini aç diye, kime ne dediniz?

Sanatçılardan, sanatkarlardan bu dünyadan ayrılanlara, yaşayanlara bir plaket mi verdiniz, hangisini layıkı veçhile andınız, hangisine yandınız?

Potansiyelin üstelik alâsı var bu şehirde, potansiyeli kullanma adına görev almışların bu potansiyelden istifade etme, onlara yer verme, onlara şans tanıma, onlarla bu şehri çok daha ötelere götürme gibi bir niyetleri neden olmadı?

En azından son 30 yıldır, istisnalar haricinde bunun böyle olmadığı görüldü.

Konya, kendi öz evlatlarına, üvey evlat muamelesi yapmaktan kendini alamayan bir şehir havasından acele kurtulmalıdır diyenlere katılmamak ne mümkün!

Konya’nın potansiyelini harekete geçirmek, el ele vermekten, bir ve beraber olmaktan geçiyor.

Bu işin lokomotifliğini üstlenen Büyükşehir Belediyemiz, şayet 2007 Mevlana yılından bu yana bu şehrin Konya dışı ve Konya içi bütün evlatlarını, odalarını, Sivil toplum kuruluşlarını, sanat ve kültür adamlarını ve gönüllülerini, sanatçılarını, sanatkarlarını, müzisyenlerini, ressamlarını bu işin içine dahil edebilseydi, neler olmazdı neler!

Konya’da yer yerinden oynardı.

 

UÇAN SEMAZEN: KADİR ÖZÇAKIL…

O yıllarda bir Kadir Özçakıl vardı. Yerden 59-60 metre yükseklikte Sema gösterisi sunuyor, amacım tüm insanlığa Mevlana’yı sevdirmektir diyordu 

11 Ağustos 2005, 23. Dünya Üniversiteler Arası Spor Oyunları yani UNIVERSİADE 2005 İzmir’in final bölümü gösterilerini o ve ekibi yapmış, yerden 60 metre yükseklikte sema yapmıştı. Bu gösteriyi İzmir’de 80 bin kişi izlemiş. 143 Ulusal Kanal, canlı yayın olarak vermiş, Türkiye’den de canlı olarak TRT verirken, 99 Semazen ile değişik bir kareografi sunulmuştu.

Kadir Özçakıl, ekibiyle birlikte Konya Atatürk Stadyumunda, İzmir’de yapmış olduğu gösteriyi yapmak için teklifte bulundu, ancak kabul görmedi. Ne 2007’de ne de ondan sonra…

Rahmetli Kadir Özçakıl, Konya’nın potansiyel sanatçılarından biriydi. Sanatçı diye bu şehre getirilenlerden neyi eksikti?

Yüz gün yüz gece programlar yapan belediyemiz, neden Konyalı sanatçıların potansiyelinden istifade etmedi, neden düşünmedi diye sordu geçti şehir!

Bu şehrin ülke çapında tanınan insanlarını bu şehir neden tanımaz, neden destek vermez, neden destek olmaz diye konuştu, tartıştı ve unuttu şehir!

Belediyelerimiz ve ilgili müdürlüklerimiz, dairelerimiz susma hakkını kullana kullana bu günlere geldiler denildi lakin, üstünde yine de, fazla durmadı şehir!

Bu şehrin var olan, kaybolmayan, yerli yerinde duran potansiyelini susma hakkıyla yok saymakta bir yere kadardı diye de az denildi ve geçildi…

Susma hakkı, Konyalının tabiriyle bağrını başını yedi, artık iflas etti. Bugün için de bir kıymeti harbiyesi kalmadı!

Hz. Mevlana’nın deyişiyle dün dünle birlikte gitti, cancağızım, bugün yeni bir şeyler söylemek lazım dediği o gün geldi çattı.

İşte o yeni söylemi Sayın Valimiz söyledi.

Günaydın Konya!

Gözün aydın olsun Konya!

Sen çok yaşa, ömrün uzun olsun Sayın Valim!

Ve o var olan, ortaya çıkmasın diye üzeri kapatılan potansiyel meselesi çıktı geldi orta yere…

 

KONYA TANITIM SEÇENEKLERİ BİR HAYLİ FAZLA OLAN BİR ŞEHİR!

Konya’nın potansiyelini harekete geçirmek için elimizde neler olduğuna gelince;

Bu şehri fetheden Kutalmışoğlu Süleymanşah’ın hatırasına bir “fetih günü” ile başlayabiliriz.

Bu şehri Başkent yapan I. Kılıçaslan’ın hatırasına “Konya’nın Başkent oluşu günü” ile devam edebiliriz.

Sonrasında, şehrimizi tanıtmak için harika bir Bedestenimiz var!

Adeta burada bir etkinlik yapmamak için yemin etmiş gibiyiz!

Bu bedestenin 40 sokağında, istenirse 40 gün kırk gece bu şehri tanıtma adına ne günler, ne festivaller yapılır Sayın Valim.

Kaza kaza yorulmadığımız, bağrını delik-deşik ettiğimiz, bir zamanlar Selçuklu sarayının ve Alaeddin camiinin olduğu, şehrimizin olabilecek en güzel, en harikulade cazibe merkezi olan Alaeddin tepesini Söğüt’ten çok daha anlamlı ve güzel bir ziyaret alanına dönüştürebiliriz.

Bu şehir Sultanlar şehri Sayın Valim.

Bu tepede yatan, Selçuklu Sultanları, ”I. Mesud, II. Kılıçarslan, II. Rükneddin Süleyman, I. Gıyaseddin Keyhüsrev, I. Alaeddin Keykubad, II. Gıyaseddin Keyhüsrev, IV. Rükneddin Kılıçarslan, III. Gıyaseddin Keyhüsrev” için o tepeyi tam anlamıyla bir Selçuklu Tepesi yapabiliriz!

Konya’ya gelen ziyaretçi sayısında inanın patlama yaşanır.

Bir zamanlar beş milyon ziyaretçi nasıl gelir deniyordu. O tartışmaların yapıldığı yılların üzerinden tam 12 yıl geçti.

Tarım Fuarıyla birlikte bu sayı yaklaşık üç milyonu bulabildi. Fuar ziyaretçileri 400 bine yaklaştı.

Bu rakam, sadece Tarım Fuarını üç holden, altı hole çıkarmakla gerçekleşti. Tarımın kalbinin attığı bu şehre bundan böyle 12 hollü bir Tarım Fuarının yakışacağını da unutmadan söylemek isterim.

Diğer seçeneklere sanırım sütunum yetmeyecek!

 

YETER Kİ KONYA’NIN POTANSİYELİ AYAĞA KALKSIN!

Konya gibi kadim bir Başkent’te ne yok ki…

Bu şehirde; Un var, şeker var, yağ var, irmik var, Göksu’nun berrak suyu var, sac ayağı var, üzerine konacak kazan var, kazanın kepçesi var. Kazanı yakacak odun-kömür fazlasıyla var.

Kazanı kaynatacak ateş ziyadesiyle mevcut!

Konya’ya lazım olan helvacı mı?

O da kolay!

Yeter ki Konya’nın potansiyeli ayağa kalksın!

Olay olacak olay!

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Erol Sunat Arşivi
SON YAZILAR