KÜLTÜRE OLAN AÇLIĞI, AŞKI VE SEVDAYI GÖREBİLDİNİZ Mİ?

Konya Kitap Günlerine olan göz kamaştırıcı ilgi ve alaka, Konya’da her yaştan insanın kültüre olan açlığını, kültüre olan aşkını, kültüre olan sevdasını gösterdi. Yüzbinlerce insan kitap günlerine adeta doyamadı!

Bu yoğun ilgi ve alakadan tek bir sonuç çıktı.

Konya’nın kültürel ve sanatsal faaliyetlere olan açlığının, aşkının ve sevdasının görülmesi gerektiği!

Bu açlığı, bu aşkı, bu sevdayı görebildiniz mi?

Çünkü bundan böyle, yapılacak olan kültür ve sanat organizasyonları, kültür ve sanat günleri, yüzbinlerce insan tarafından merakla beklenecek ve takip edilecek!

Gerek katılımcılar, gerek ziyaretçiler kendilerine gösterilen kolaylıklardan son derece memnunlardı.

Kitap Günlerinde imza günleri, paneller, gösteriler işte olması gerek buydu dedirtti!

Bu yapılan ağızlara bir parmak bal çalınmasından ibaret! Bunun devamı gelmeli.  Konya sadece bu kadarcık bir etkinlikle kalmamalı, yetinmemeli diyenleri sanırım duymayan kalmadı!

Kitap Günlerindeki manzara, bu şehrin koltuğunda birden fazla karpuzu rahatlıkla taşıyabileceğini gören ve görmeyen gözlere, resmen ispat etti!

İşte onun içindir ki, bu şehrin kültür ve sanat konusunda acilen bir yol haritasına ihtiyacı var.

Bu yol haritası, bu şehrin 365 gününü dolu dolu yaşayacak ve yaşatacak imkanlara sahip olduğunun da bir teminatı olacak!

İnanın el ele verildikten sonra, bunu başarabilecek güce sahibiz!

Kitap Günlerine denk gelen, yeterince basına ve kamuoyuna yansıtılamayan, Karatay Belediyemizin ve değerli Başkanı Hasan Kılca’nın sahip çıkmasıyla gündeme gelen Aşıklar Bayramı,

Bir sonraki yıla rahmetli Feyzi Halıcı dönemine geri dönülen,

O günleri yâd eden, çok daha fazla Halk Aşığının katıldığı,

Aşıkların sazları ve sözleriyle derecelere girdiği, kendi dallarında yarıştığı,

Her dala ayrı ödüllerin konulduğu ve en az beş gün, bir hafta sürecek gerçek bir görsel şölen haline dönüşecek,

Ulusal televizyonlardan naklen yayınlanacak,

Konya Aşıklar Bayramının zamanı gelmedi mi?

Bu arada bir başka yanlışımızda, yaptığımız organizasyonları çakıştırma yanlışlığı!

Kitap Günleriyle, Aşıklar Bayramı aynı günlere rastlamamalı, günler çakışmamalıydı!     

Bir tarihte Şerbet-i Veladet’le, “Mâzi’den Âti’ye Ticaret Kervanı Yürüyüşü” aynı güne yani 30 Eylül tarihine denk düşürülmüş ve günler çakışmıştı!

Bereket versin ki, daha sonraki yıllarda, yine Eylül ayında, ancak 30 Eylül’den önceki günlere alınarak, bu çakışmanın önüne geçilmiş ve doğru olan yapılmıştı.

 

VARLIK İÇİNDE YOKLUK ÇEKEN ŞEHİR!

Eğer, kültür ve sanat adına Bedesten gibi, Ecdat Parkı gibi, Tantavi Kültür Merkezi gibi, Kültürpark gibi, sanat ve sanatçıya açabileceğimiz eski-yeni sanat ve kültür merkezlerini hayata geçirmekte çok fazla geç kalmazsak, Konya bir yıla yayabileceği etkinliklerle lafla değil, gerçek bir kültür şehri olduğunu ortaya koyacaktır.

Kimse kusura bakmasın amma, Konya, varlık içinde yokluk çeken bir şehir görünümünden bir türlü kurtulamıyor!

Nedenine gelince…

Kültür, sanat ve sanatkara saygı, destek, onlara imkan ve fırsat tanıma artık laf devrini, laf dönemini kapatmalı diye düşünüyorum!

Konya dışarıdan getirdiği onca sanatçı ve sanatkarların yanı sıra, özellikle onlarca yıldır ihmal ettiği,

unuttuğu, görmezden geldiği bizzat kendi öz evladı olan sanatçısıyla,  kendi sanatkarıyla tanışma günleri, barışma günleri, gönül alma günleri, onları taltif etme günleri, onore etme günleri, vefat edenleri anma günleri düzenleme gayret ve çabasına girmelidir.

Bu konuda ne kadar geç kalındığı,

Ne kadar çok hayal kırıklığı yaşandığı,

Konya’nın ve Konyalının malumudur!

 

SANATI VE SANATÇIYI KÜSTÜRMEK

Bazı mekanlar için, sanatseverlerin buluşacağı yer çağrıları yapılıyor. Hatta sanatseverlerin buluştuğu yer diye anılmaları yönünde haberler, duyurular var!

Yanlış olan bir şey var! Bazı mekanların yıldızını parlatırken, bazı mekanlara selamünaleyküm dahi demiyoruz! Kiminde izdiham var! Kiminde gelen gideni ara ki bulasın!

Bu ayırım, bu seçim, mekanlar arasında yapılan tercih hem hoş değil, hem de çok yanlış!

Sanatı ve sanatkarı küstürmek demek olan bu yaklaşım,

Konya gibi kadim bir şehre,

Kadim bir Başkente,

Ve sahip olduğu kadim kültüre yapılan en büyük haksızlıktır!

Sanatçılar, sanatkarlar, sanat erbapları bu şehrin yetiştirdiği, bu şehrin öz evlatlarıdır. Sanatçı ve sanatkarlarımız toplumun en duygusal insanlarıdır. Onlardan kimine öz, kimine üvey evlat muamelesi yaparsanız, şehir gücenir, sanat gücenir, sanatçı ve sanatkar gücenir. Olan şehre olur. Yazık olur!

Çünkü Allah vergisi yetenekleri olan bu insanların, her birinin ayrı becerileri, ayrı ustalıkları, ayrı kabiliyetleri var!

Nüfus olarak milyonu aşan şehirler sıralamasında ilk on şehrin arasında bulunan Konya, kültürüyle, sanatıyla, sanatçısı ve sanatkarıyla Anadolu’nun seçkin şehirlerinin başında geliyor.

Sanatı, sanatçıyı, kültürümüzü nerede buluşturacağız?

Bu insanları ne zaman destekleyeceğiz?

Desteklemeyi, ellerinden tutmayı düşünüyor muyuz?

“-ecek” ve “–acak” eklerini kullanmaktan ne zaman vazgeçeceğiz? Bu sorulara cevap vermenin eşiğindeyiz. Kimsenin artık kaçışı da yok, kurtuluşu da!

 

“SEN ANILMASI GÜZEL OLAN SÖZ OL…”

Konya, zengin bir kültüre, sanat ve sanatçıya, bu insanlara ve dallara yer ayıracak, yer gösterecek, onlara imkan ve fırsat tanıyacak mekanlara sahip!

Bu kadar zenginliğin ve mekan bolluğunun içinde, kültürümüze, sanatımıza, sanatçımıza ve sanatkarımıza sahip çıkamıyoruz!

İplere un sermeye, havanlarda su dövmeye, güneşi balçıkla sıvamaya çalışmak gibi, imkansız olan yaklaşımlar sergilemeye devam ediyoruz!
Sanatseverler için mekan açmak güzel şey!

Yer bulmak, yer göstermek, merkez açmak, açılan merkezleri geliştirmek harika gelişmeler olarak yüzümüzü güldürüyor.

Güldürüyor, güldürmesine lakin;

Modern anlamda, sanat galerilerimiz, sergi salonlarımız yok!

Sanatçıların çalışmalarını sergileyebilecekleri galeriler hem oldukça kısıtlı, hem de yeterli değil!

Kültür ciddi bir iş! Biz kültür adına, bugüne kadar hep konuştuk! Kültürü konuşmayı seviyoruz!

Sabahlara kadar konuşsak, bıkan yok, usanan yok, dinleyeni her zaman çok!

İşin icraat safhasına gelme noktasında, yine sözle kapıları ardına kadar açıyor, sanat ve kültür adına mangalda kül bırakmıyor, ahkam kesmede Guinnes rekorlarını alt üst ediyoruz.

Hz. Mevlana, “Sen anılması güzel olan söz ol. Çünkü insan, kendisi hakkında söylenilen güzel sözlerden ibarettir.” demiyor mu?

Anılması güzel olan sözlerin sahibi olmak sizlere düşüyor sevgili büyüklerimiz, sevgili Başkanlarımız!

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.