Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

SOKAKLARI TEMİZLEYEN HANIMEFENDİLER

Hani bir deyimimiz vardır ya, “herkes evinin önünü temizlerse tüm sokaklar temiz olur”. İşte bu zamanda bu anlayışın yerine getirildiğini bire bir yerinde gördüm. Hem de Konya’da. Kentsel dönüşüme girmiş ancak henüz bozulmamış bir mahallede (galiba Şeker-Tekke Mahallesi), evlerinin önünü, eski usul kalın saplı süpürgelerle temizleyen iki yaşlı hanımı gördüm. Öyle duygulandım ki, bu iki asil hanım verseler ellerini öperdim.

Her zaman olduğu gibi yine bir yürüyüş programında idim. Genel tavrım bir yerden bir yere giderken farklı yerlerden gitmeyi, bilmediğim yerleri görmeyi, değişimleri ve insanların yaşayış biçimlerini gözlemeyi seviyorum. Bu sefer de öyle oldu. Yeni yapılan kocaman bloklar arasında, kendini korumuş tek katlı, bahçeli, dar ve kıvrımlı sokaklı bir köy havasında bir mahalleden geçiyordum. Beyaz kireçli avlu duvarları, rengârenk giriş kapıları, sokaklara birbirine laf atan, muhabbet eden komşu kadınlar dizilmiş. Bunlar arasında torunlarına bakan, ya da dertleşen nine (ebe)ler de var. Buralarda komşuluk ilişkileri daha çok köydekine benzer. Birinin evinde pişirilen mis kokan yemekler günah olmasın diye komşularla paylaşılır, birinin yaktığı taş fırında ortak çörekler, börekler pişirilir, kuzine sobalarda yapılan çaylar beraber içilir; hatta Konyalıların çok sevdiği çekirdekler bile beraber çitlenir buralarda. Kimse buralara “varoşlar” yaşayanlara da “varoş insanı” demesin. Bunlar fakir, daha az eğitimli ancak onurlu, “yürekli, duygulu, paylaşımcı, yardım sever, komşuları için dertlenen” insanlardır. 

Kafamda bin bir soru ile yürürken, dar bir sokakta, ellerinde uzun saplı süpürgelerle birikmiş toz veya atık ne varsa temizleyen iki bayan. Anne deyin, bacı deyin, abla deyin; komşu, yaren deyin; hatta hanımefendi bile diyebilirsiniz.  HANIMEFENDİ sadece şehirlerde yaşayan, yüksekokul bitirmiş, güzel giyinenler arasından mı olur? Elbette hayır. Hanımefendilik yardımseverlikten, paylaşımcılıktan, sevgiden, hakka riayetten; vatansever, asil, ülkesine hayırlı evlat yetiştirmekten geçer. Bir sözlükte hanımefendiliği: “Oturaklı insan; aklı başında, sakin, neyi, neden, nasıl yaptığını iyi bilen kadındır” diye tarif ediyor. Ben bu tabire uygun eğitimsiz, okumasız-yazmasız kadınlara çok rastladım. Hani okuyanlara hanımefendi denir ya. Öyle okuyan, şehirde doğmuş, eli kalem tutan, elinde sigarası, altında arabası, saçında perması: o kadar çok kadın var ki, onlara hanımefendi demeye bin şahit ister. Bu tiplerden bazıları, ayağı çamurlu, başı yazmalı, bacağı şalvarlı, çok çocuklu, köylü diye öz Türk analarından hatta kendi öz analarından da utanırlar.

Henüz 10-11 yaşlarında idim. Anamla babamın hastalığından dolayı kasabaya beraber gitmiştik. Babamın hastalığı dolayısıyla madensuyu aradık, öyle her yerde de yoktu. En son sorduğumuz dükkân sahiplerinden biri anamın istediği bir kasa madensuyu için “paran var mı, köylü” dediğinde rahmetli anam “senin dükkânını başına yıkacak kadar var” demişti. Adamın eli ayağı dolaştı, şaşırdı ve yediği zılgıttan diyecek bir şey bulamayan şehirli adam yüzü kızararak kasayı uzatmıştı.       

Adamın köylü dediği şalvarlı kadınların çoğu, yazın sıcağında yanmış, karnında 8-10 çocuk, sırtında yükler taşımış. Taşımış ki şehirlileri doyuralım, aman onlar aç kalmasın, biz kalsak da olur; onlar dayanamaz, biz açlığa, yokluğa, susuzluğa, hatta uykusuzluğa bile alışkınız derler. Kimseyi kırmaz, incitmezler; yoksullukta bile cömerttiler. Kapısını çalarsın “buyur eder”, eline öpersin “berhudar ol”, evine girersin “aç mısın, yemek hazırlayayım mı”; der. Daha da neler ve neler.

İşte bu analardan ikisi evlerinin önünü, yani sokakları temizliyordu. Yanlarından “kolay gelsin” diyerek geçtim. Başlarını bile kaldırmadılar. Bu önemli bir örnekti. Şimdiki zamane insanı bırakın kendi evinin önünü, sokakları temizlemeyi, başkalarının da yaşama hakkına nasıl tecavüz ediyor, sigaralarla,  diğer atıklarla, tükürük ve çöplerle nasıl kirletirim onun peşindeler. “Yapmayın bunu” dediğiniz zaman da dövecek kadar hırsla bakanlar veya “sana ne” diyenlere çok rastladım.

Son sözüm, belediyecilik yasasına “herkes ve her kesim, kendi yaşam alanları ve dükkânlarının önünü temizlemekle mükelleftir” ibaresi eklenmelidir. Trafikte işlene yanlışları nasıl bir suç ise sokakları kirletmek de bir suç olarak görülmeli ve buna göre tedbirler alınmalıdır, diyorum. 

Sağlık, akıl, sevgi ve muhabbetle.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum