Ahmet Çapanoğlu

Ahmet Çapanoğlu

TEBESSÜM HAZİNESİ…2

Ne kadar kolay harcıyoruz biz hayatı. Ne kadar kolay tüketiyoruz mutluluğu. Ne çok şükürsüz hale gelmişiz. İstediklerimiz olmadı diyerek her şeyi dert ederken, sadece tek dünyası tavanı seyretmek olan hastalarda ki yaşama isteğini göremiyor, onların şükürlerini bile yaşayamıyoruz.

Kaçımızın uykudan uyanıp, bugünü nasıl mutlu tamamlarız diye düşünmüş ve uyanınca oluşan ruh halinin kendisine ne getirip götüreceğini düşünmüşüzdür. Hangimiz uyanır uyanmaz yatakta miskinlenmek yerine, güne kavuştuğu için şükrederek yüzünü yıkarken, kendisine gülümseyip selam vererek kendini sevdiğini söylemiştir.

Kaçımız evden çıkarken ev halkını fark edip gülümseyerek vedalaşmıştır? Farkında mısınız, ev halkınızın? Farkında mısınız onların size bakışlarının? Farkında mısınız, onların göz ifadelerinin size neler söylediğinin? Eğer farkındaysanız, fark edileceksiniz, farkında değilseniz, sizde fark edilmeyeceksiniz. Yani bir aynasınız onlara karşı. Ayna aynını yansıttığı için, sizin yansıtmalarınız size tekrar yansıyacaktır.

Farkında olmadığımız şeyleri fark etmeliyiz. Unutmayın ki, sevinenle sevineceğiz, üzülenle üzüleceğiz. Ama o kadar garip ki, var olan sağlığımıza şükretmek varken, yokluklara üzülerek hayatı mutsuz ve yaşanmaz kılıyoruz. Mutluluğun ve gülümsemenin bulaşıcılığını unutuyor, başkalarına verebileceğimiz, masrafı olmayan en değerli hazineyi ne yaşıyor ne de yaşatıyoruz. 

Önce kendinize, sonra karşınızdaki insanlara biraz olsun saygı ve sevgiyle davranmanız yeter. Kalbinizi güzelleştirin ve bu güzellik yüzünüze yansısın. Karşınızdaki insana umut versin ve size de aynı şekilde yansısın ki, önünüze gün içinde çıkabilecek zorlukları yenme gücü versin. Kalbinizden yansıyan mutluluk, sevgi ve göstereceğiniz saygı, insanları gülümsetecek, bir selamınız ruhlarını okşayacak, dertlerinden uzaklaştıracak ve kendilerini önemsediğinizi gösterecektir.

Hala neden ısrarcı davranıyoruz, kalplerimize mutluluk yerleştirmemek için uğraşıyor, mutsuzluk ve karamsarlıklarımızı gittiğimiz her yere götürüyor, götürdüğümüz yerleri de mutsuz ediyoruz. Hepimizde bir dargınlık, bir kırgınlık, bir affedememe duygusu var.  Affedememek ve kabullenememek, ruhumuzu zedeliyor, bakışlarımıza yansıyor.

Haydi, bugün uyanınca bir başlangıç yapalım. İlk önce kendimize gülümsemeyi, kendimizi sevdiğimizi söylemeyi, yarı ölüm olan uykudan uyanıp ayağa kalktığımız gibi her düşüşümüzde, önümüze çıkan her engelde mazeretler üretip takılı kalarak mutsuz olmak yerine, her düşüşte tekrar ayağa kalkıp tekrar denemeyi ve başarmayı düşünerek karamsarlığa kapılmadan mutlu olmaya söz verelim.

Aynaya, ev halkına, dağa taşa, kurda kuşa, iyiye kötüye, başarılara ve engellere gülümsemeyi seçelim. Tebessüm hazinesini kullanalım. Korkmayın bitmez. Bu kadar sıkıntı varken, tebessüm mümkün mü demeyin. İçim kan ağlarken gülümsemem mümkün mü demeyin. Bu gülümsemem riyakârlık olur demeyin. Bir bakmışsınız o gülümsemeyle o sıkıntılar hafiflemiş, karamsarlık bulutları dağılmış, pozitif düşünceler beyninizde oluşmaya başlamış ve içinde olduğunuz sıkıntıların çözümlenmesine yardımcı olmuş olur.

Gün bugündür. Bugün, yaşanacak gündür. Yarın var mı bilinmez. Yarın gelecekse boş ver, yarını yarın düşünün ve var olan bugünü her ne sıkıntınız varsa mutlu tamamlamaya çalışın. Tebessüm hazinenizden bir demet sunun kendinize ve etrafınızdaki insanlara. Nasılsa zaman geçiyor, neden mutsuz tamamlayacaksınız ki?

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.