“TEŞEKKÜRATIM MAHCUBİYETLE KARIŞIK!”

Hafta sonu, Konya’nın Şeyh-ül Muharririni Mehmet Ali Uz’un doğumunun 85. Yılında tertiplenen şükran gecesinin arka planında, vefa vardı.

Bu gece vefa gecesiydi, kadirbilirlik gecesiydi. Kadirşinaslık gecesiydi.

Mehmet Ali Uz, oldukça duygulandığı bu geceye, Konya İmam Hatip Okulundan Hocası olan rahmetli Hacıveyiszade Mustafa Kurucu Hocaefendi’nin, bir sözüyle karşılık verdi.

“Teşekküratım mahcubiyetle karışık!”

Vefanın saman alevine döndüğü günümüzde, cılız bir şekilde parlayıp parlayıp söndüğü günümüzde,

Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü ve arkadaşları, vefanın kaybolmadığını, kaybolmayacağını anlatmaya çalışıyorlar.

Dr. Mustafa Güçlü, anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az diye diye geliyor, lakin, anlayanlara selam olsun!

29 Mart 2008’de de benzer bir geceye tanıklık etmiştim. O gece, Ticaret Odasında, Mehmet Ali Uz Ağabey için Aydınlar Ocağı tarafından tertip edilen 50. Şükran gecesi vardı.

Aradan geçen 12 yılda çokta fazla bir şey değişmemişti sanki…

29 Şubat 2020’de de benzer olaylar yaşandı.

Mehmet Ali Ağabey’e 12 yıl önce, Şeyh-ül Muharririn belgesi takdim edilmişti.

Protokol o günde kayıptı, 12 yıl sonra yine kayıplarda…

Belediye Başkanlarımız, 12 yıl önce de yoktular, bu gece de yoklar!

Konya İmam Hatip Okulundan sınıf arkadaşları Avukat Halil İbrahim Gültekin ve Avukat Mehmet Ali Aldur gelmişlerdi.

12 yıl önceki gecede İl Kültürü Müdürü Mustafa Çıpan vardı, 29 Şubat’daki gecede ise İl Kültür Müdürü Abdüssettar Yarar.

Basından ise Merhaba Gazetesi İmtiyaz Sahibi Halid Şen.

Konuşmacılar Prof. Dr. Saim Sakaoğlu, Dekan Prof. Dr. Caner Arabacı, Dekan Prof. Dr. Mustafa Küçüködük ve Serdar Ceylan’dı…

Ayrıca torunu Emre Kaya, Selçuk Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Okka, İl Kültür Müdürü Abdüssettar Yarar, Konya Yazarlar Birliği Başkanı Mehmet Köseoğlu kısa birer konuşma yaptılar.

Gazeteci dostumuz İsmail Detseli ise, çok hoş, çok güzel bir şiir yazmıştı Mehmet Ali Ağabey hakkında. Akrostiş şiir her dizesinde onu vurguladı geçti. Gecenin sürprizi bu güzel şiir oldu.

 

BİZ İNSANLARI ÖLDÜKTEN SONRA SEVİYORUZ!

İnsanlara layık olduğu değeri sağlıklarında verebilmek, sağlıklarında teslim edebilmek konusunda parmağımızı dahi oynatmıyoruz.

Yerimizden dahi kalkmıyoruz.

Bunu böyle yapmalıyız diyenlerinde yanında olmuyoruz.

Alev Alatlı’nın dediği gibi, “Biz ölü sevici bir milletiz!”

İnsanlar öldükten sonra,

Onu ne kadar çok sevdiğimizi,

Ne kadar çok takdir ettiğimizi,

Ah, vah ederek, timsah gözyaşları dökerek ortaya koyuyoruz!

Ve her defasında da, sağlığında bunları yapmak isterdik demekten de kendimizi alamıyoruz!

Yalancılığın böylesine de pes doğrusu mu dersiniz?

Yalanın batsın mı?

Yalandan kim ölmüş mü?

Siz bilirsiniz!

Vefat eden bir değerin cenazesine tam kadro katılmak nasıl bir mahcubiyettir?

Yoksa, bunca zaman neden bu denli geç kalındığının yüzlere yansıyan bir ifadesi mi?

Anlayan varsa beri gelsin!

 

 

KÖŞE YAZMAYA BENİ MEHMET ALİ AĞABEY YÜREKLENDİRDİ!

Mehmet Ali Uz, Ağabey’le tanışmam 1999 yılının son aylarında oldu. Aynı yıl, Gazetenin o dönemde sahibi olan Mustafa Alagöz’e şiirlerimi getirmiştim, O da oğlu Emre Alagöz’ü çağırdı. Hocamın şiirlerini yayınlayacağız dedi. Emre kardeşimiz, bana “Şiir Demeti”  adlı köşe açtı. Her gün bir şiirim yayınlanmaya başladı.  24 Kasım Öğretmenler gününe doğru, serde öğretmenlik olunca, bir köşe yazısı yazdım, gazeteye bıraktım.

O yazının hayatımda apayrı bir sayfa açacağını nereden bilebilirdim ki…

Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni olan ve o güne kadar sadece gıyaben ismini duyduğum Mehmet Ali Uz, yazı yayınlandıktan sonra beni arattırmış.

1999 yılının Kasım ayının sonları olabilir. Yanına gittim. Hocam dedi yazınız çok beğenildi. Haftada 5 gün yazacaksınız. Emekli olmama aylar kalmıştı, sonunda üç gün üzerinde anlaştık. Kısa bir süre sonra, o üç gün onun dediğine geldi.   

Arada aksattığım günler oldu. Şiire ağırlık ver diyen dostlarımla köşe yazmaktan vazgeçme arasında ikilemler yaşadığım anlar oldu.

Ancak her defasında, Mehmet Ali Uz Ağabey, köşe yazmaya devam et diyordu. Elimden tutan, beni yüreklendiren, basın toplantılarına alıp yanında götüren, bu işi bana hem sevdiren, hem öğreten, hem yol gösteren insandı.

Köşe yazarlığını sürdürme nedenlerimin başında Mehmet Ali Ağabey gelir.

Yazmadığım günlerde, bana söylediği sözlerin altında ezildiğimi hisseder, bir şeyler yazar getirirdim.

Yanlış ve hatalarımı göstererek,

“ Hocam, bu cümle, bu satırlar sana yakışmamış, bunları çıkarıyorum. Yok çıkarma dersen yazını yayınlamıyorum...” derdi.

Ona hiçbir zaman itiraz etmek içimden gelmedi.

Söylediklerine titizlikle uymaya çalıştım. Mehmet Ali Ağabey’i kendime bir Hoca olarak çoktan kabullenmiştim çünkü.

 

O GECEDEN BU GECEYE!

Uzun yıllar sürdürdüğüm “Törpü” adını verdiği dörtlüklerin ilhamı ve en büyük desteği ona aitti.

Mehmet Ali Uz Ağabey, Ağabey olarak hitap etmekten büyük bir mutluluk ve onur duyduğum üç isimden biriydi Konya’da.

Mekanları cennet olsun, ağabeylerim rahmetli Recep Binatlı, rahmetli M. Lütfü İkiz’i de rahmetle ve şükranla anmak istiyorum.

Mehmet Ali Ağabey, Konya siyasetinin de önemli isimlerinden biriydi. Rahmetli Türkeş döneminde, üstelik 12 Eylül öncesinde Milliyetçi Hareket Partisi Konya İl Başkanlığı yapmıştı.

Başında bulunduğu Konya Ansiklopedisi o olmasa çıkmazdı.

Benim gibi birçok insanı destekledi, bu şehirle ilgili yazılar yazmamıza vesile oldu.

12 yıl önce rahmetli eşi Şükran Uz hanımefendi, çiçek sunmuştu Mehmet Ali Ağabeye.

O geceden bu geceye değişmeyen tek şey vefa oldu!

Prof. Dr. Saim Sakaoğlu Hocamız, Fahrünnisa Mahallesinde ki, vefa sokağından bahsetmişti.  Çünkü o vefa sokağında büyümüş ve yetişmişti. Konya’nın vefa sokağı, vefa şehrine açılan bir kapı olup gitmişti.

Dr. Mustafa Güçlü dostumuz ise, vefa şehrinin kapılarını tek kelimeyle zorlayanlardan.

Ey vefa şehrinin insanları, vefayı unutmayın dercesine!

Dilerim, bu şehirde vefa unutulmaz! Dilerim değerli insanlarımız sağken, yaşıyorken hatırlanmaya devam eder!

Teşekkürler Dr. Mustafa Güçlü…

Rabbim ömrünü uzun etsin, Mehmet Ali Ağabey...

Ellerinden öperim...

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum