ÜÇ AYLAR VE ŞİVLİLİK

Üç aylar hicri takvime göre recep¸ şaban ve ramazandan oluşan ve mübarek kabul edilen aylardır. Hicri takvimle miladi takvim arasındaki farktan dolayı her yıl üç ayların başlangıcı bir önceki yıla göre on gün önceden gelir. İslam âleminden farklı olarak üç ayların gelişi Konya’da daha farklı bir coşkuyla karşılanır. Özellikle çocuklar için ayrı bir anlam ifade eden bu özel günün adı şivliliktir. Şivlilik sadece Konya’da yaşatılan güzel bir gelenektir. Şivlilikten bir gün önce yani çarşamba akşamı çocuklar tarafından fener alayı kutlanır. Fener alayı da şivlilik gibi Konya’ya has bir gelenektir. Akşam yemeğinden sonra çocuklar fenerlerini alıp dışarıya çıkarlar. Renkli kâğıtlardan yapılan fenerlerin içerisinde mum bulunur. Şivlilik her yıl üç ayların yani recep ayının ilk perşembesi kutlanır. Bugünün gecesi de Regaip Kandili’dir. Üç aylar mümkün olduğunca namaz ve oruç ibadetleriyle geçirilmesi sebebiyle Konyalılar tarafından ‘namaz ayları’ olarak adlandırılmış ve kısaca ‘namaz’ kelimesiyle ifade edilmiştir. Üç ayları iki ay öncesinden takip eden Konyalılar ‘cemaziyelevvel¸ cemaziyelahir¸ ilknamaz (recep)¸ ortanamaz (şaban)¸ sonnamaz (ramazan)’ olarak dillendirirler.

 

Bazı araştırmacılar bu geleneğin geçmişini bir zamanlar çocuklar tarafından bugüne özel olarak alınan kaval ve trampete istinaden Friglere kadar götürse de biz bu geleneğin Friglerle bir ilgisinin olduğuna ihtimal vermiyoruz. Bu güzel geleneğin Konya’da yaşayan Müslüman halka has bir uygulama olduğunu ve tamamen çocukları sevindirmeye yönelik bir sebeple düzenlendiğini düşünüyoruz. Doğruluk derecesini bilemiyoruz ama Konya’da şivlilikle ilgili eskiden beri anlatılan bir menkıbe vardır. Menkıbeye göre; Bir Türk-İslam mutasavvıfı olan Ebu Bekir Şiblî bir gece rüyasında Peygamber Efendimizin (s.a.v.)¸ annesinin rahmine recep ayının ilk perşembesi intikal ettiğini öğrenir. Büyük bir sevinç içerisinde uyanarak bunu¸ oturduğu semtin bütün evlerine vararak ‘şiblî’ nidasıyla müjdeler. Her ev sahibi de müjdelik olarak ona bir parça yiyecek verir. İşte eski Konyalılara göre şivliliğin çıkışı böyle olmuştur. 

 

Muhtemelen şivlilik kelimesi Farsçada ‘karışma¸ uyuşma’ gibi anlamlara gelen ‘şîb’ ile Arapçada ‘doyuran¸ açlığı gideren’ anlamına gelen ‘şib’ kelimelerinden türetilmiş olmalıdır. Dolayısıyla ‘şiblilik’ olarak telaffuz edilen kelime zaman içerisinde ‘şivlilik’ kelimesine dönüşmüş olmalıdır. Ne zaman başladığını¸ nasıl ortaya çıktığını kesin olarak bilemesek de bir gerçek var ki çok önceden olduğu gibi günümüzde de Konya’da yaşayan çocuklar recep ayının ilk perşembesini iple çekerler. Daha sabahın ilk saatlerinde poşetlerini alıp şivlilik toplamak için sokağa çıkmak çocuklar için tarif edilmez bir heyecan ve mutluluk kaynağıdır. Çocuklar gruplar halinde yakın ve uzak komşularını dolaşırlar.

 

Bizim çocukluğumuzda şivlilik hediyesi olarak genellikle kırık leblebi¸ şekerli leblebi¸ kuru üzüm¸ çeşitli meyve kuruları¸ kabuklu fıstık¸ iğde ve peynir şekeri dağıtılırdı. O zaman naylon poşet yaygın olmadığı için şivlilik için özel olarak dikilmiş bir de torbamız olurdu. Arkadaşlarımızla bir gün önceden sözleşerek sabah erkenden çıkıp birlikte dolaşırdık.  Günümüzde daha çok gofret¸ şeker ve çikolata çeşitleri dağıtılıyor. Dağıtılan hediyeler değişse de hâlâ Konya’da şivlilik geleneği özünden hiçbir şey kaybetmeden yaşatılıyor.

 

Üç ayların başında kadınlar güzel bir dayanışma örneği sergileyerek¸ hem ‘namaz’da ‘bişi’ saracakları hem de sahurda yiyecekleri yufkaları yapmaya başlarlar. Yine aynı şekilde dayanışma içerisinde hazırlanan diğer bir sahur yiyeceği de eriştedir. Erişte ramazana has yiyeceklerden birisidir. Yeri gelmişken ‘bişi’den de bahsedelim. Bişi¸ Regaip Kandili’nin gündüzünde dağıtılır. Bişi yapmak için önce maya ile hamur yoğrulur ve bu hamur birazcık dinlenmeye bırakılır. Hamurdan tutulan ufak bezeler yaklaşık 15 cm çapında açılır. Açılan hamurlar birer birer tenceredeki kızgın yağa bırakılır. Kabarıp kızaran bişiler tencereden alınarak yufkaların içerisine mektup zarfı misali sarılır. Hazırlanan bişiler en yakın komşudan başlanarak uzakta oturan hısım akrabaya kadar dağıtılır. Bişinin yanı sıra bazı aileler de bugüne özel olarak pişirdikleri pekmezli un helvasını yufkaya sararak dağıtırlar. Bişi geleneği günümüzde geleneksel bahçeli evlerde oturan ‘karadakım’ ailelerin yanı sıra modern sitelere ya da apartmanlara taşınan eski Konyalı aileler tarafından da yaşatılmaktadır.     

 

Yazımızın başında bahsettiğimiz adetlerden başka Konya’da bir de bu mübarek aylara has ziyaretler yapılır. Üç ayların başlangıcı da bayramlar gibidir adeta… Tıpkı bayram ziyaretleri gibi ‘namaz’ ziyaretleri yapılır. Ailece toplanılır ve sırasıyla büyükler ziyaret edilir ve üç ayları tebrik edilerek onların hayır duaları alınır. 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum