1. YAZARLAR

  2. Uğur Özteke

  3. VALİ CÜNEYİT ORHAN TOPRAK, ARTIK BENİM EFSANEM OLMUŞTUR
Uğur Özteke

Uğur Özteke

Yazarın Tüm Yazıları >

VALİ CÜNEYİT ORHAN TOPRAK, ARTIK BENİM EFSANEM OLMUŞTUR

A+A-

Bugün yine birbirinden farklı üç dört konuya değineceğim. İçlerinde o kadar sıkıntılı durumlar var ki. Ama bunlar bu şehirde yaşanıyor. Yani kimine göre İstanbul’u alan CHP’li belediyenin ya da “Gavur İzmir” de değil bizim mübarek topraklarda oluyor. Haaaa en rezil olanları da bir dedikodu bir söylenti ya da bize atılmış bir mesaj değil başlangıç tarihinden itibaren polis kayıtlarında ve en önemlisi Sayın Valimiz Cüneyit Orhan Toprak Bey’in bilgisi dahilinde hukuka yansımış durumda.

O zaman hemen konularımıza başlayalım.

KADIN TACİZİ OLUR MU?

Cumartesi günü öğle saatlerine doğru pek çoğumuzun ve şehrin tanıdığı iş adamı bir abimiz aradı. Bu abimiz yıllardır başta Konyaspor olmak üzere şehrin pek çok platformda son derece mütevazı ve beyefendi olarak sessiz ama önemli görevler almıştır.

Selam sabahtan sonra abimiz konuya girdi. Son derece üzgündü. Son derece kırgındı.

Konuyu şöyle özetledi;

“Zaman zaman 6-8 zaman zaman ise 10-12 kişilik bir grup her sabah (Pazar günleri hariç) sabah namazını Evliya Çelebi Camii’nde kıldıktan sonra 1.5 saat falan toplu halde ikili üçlü gruplar halinde yürüyüş ve ardından da spor hareketleri yaparlarmış. Geçtiğimiz hafta aynı şekilde yürüyüşün ardından spor hareketleri yapıyorlarmış. Bu arada da içlerinden biri cep telefonundan mehter marşı müziği çalıyormuş. Bu esnada bir bayan gruba yaklaşmış ve bu müziği kapatmalarını istemiş. Gruptaki isimleri öğrendim gerçekten nerede ise hepsi şehrin tanınmış isimleri. Tepkiyi görünce hemen kapatmışlar ve hareketlerine devam etmişler.

Ertesi sabah yine aynı hareketleri yaparken gruba resmi bir polis otosu yanaşmış içinden inen görevliler haklarında suç duyurusunda bulunulduğunu söyleyerek bütün bu insanları karakola davet etmişler.

Grup ne olduğunu anlayamamış şaşkın hepsi karakola gitmişler. Burada ifadeleri alınmış.

Suçları parkta spor yapanları rahatsız etmekmiş. Bu isimlerde durumu özetleyip ifadelerini vermişler. Ertesi gün aynı durum devam ederken bu kez sivil polisler grubun yanına gelmişler. Polisler bu grubu bir saattir izlediklerini sıkıntılı bir şeyle karşılaşmadıklarını ancak kendilerinden bir bayanın şikayetçi olduğunu durumun da CİMER’e yazıldığını ve kendilerinin tekrar karakola gelmeleri gerektiğini söylemişler.

Bu arada yine bu parkta spor yapmakta olan üç dört bayan daha durumu görünce buraya gelmiş. Bu kadınlarda burada spor yaptıklarını bu gruptaki insanların abileri babaları yaşlarında olduklarını ve hiçbir sorun olmadığını söylemişler. Ve bu bayanlarda karakola şahit olarak gitmişler.

Olay bununla kalmamış.

Ertesi gün grup aynı yürüyüşü ve spor hareketlerini yaparken aynı şikayetçi bayan bu kez gruba yaklaşmış ve cep telefonu ile grubu çekmeye başlamış. Bu kez gruptan iki üç kişi bu bayana “Niye bizim görüntümüzü çekiyorsunuz?” diye çıkışınca bayan gayet sakin bir şekilde “Belgeselinizi çekiyorum” demiş.

Yine bu bayanın park görevlilerine “Bu adamlar bu parktan gidecekler” dediğini filan bize ilettikten sonra durumu bize özetleyen abimiz bu konuda ne yapılabileceğini sorarak yardım istiyordu.

Tabii şurada şunu net ifade edelim.

Bu sadece bizim tanıdıklarımızın bize aktardıkları durum.

Tabii bayanı da dinlememiz lazım. Bu iş nerede nasıl sonuçlanır onu bilemeyiz. Ama şu anada kadar durum bizim erkekler için oldukça sıkıntılı. Koca koca adamlar, içlerinde bugüne kadar karakol yüzü görmeyenler karakolu suyolu yapmaya başlamışlar.

Bayan okurlarımızı da üzmek istemiyorum. Konuya erkek kadın diye asla bakmıyorum ama sonucunu bizde merakla bekliyoruz. İnşallah durum netleşince buradan sonucu da sizlerle paylaşacağım. Çünkü kendi insanımız adına oldukça ilginç geldi.

KARATAY VE ESKİ SANAYİ’DE

BÜYÜKŞEHİR’DEN BİR ÇALIŞMA YOKMUŞ

Cumartesi günü bir okurumuz fotoğraflayarak Eski Sanayi ve Karatay Sanayii bölgesinde kaldırımlarda yeni düzenleme çalışması olduğunu belirtmişti.

Cumartesi günü Büyükşehir Belediyesindeki yetkili ve etkili bir dostumuzdan bize şu bilgi notu geldi.  

“Söz konusu lokal düzenleme eski Sanayi içerisinde ya da Karatay sanayi içerisinde Büyükşehir Belediyesince yapılan herhangi bir yenileme çalışması olmayıp iki sanayini arasından geçen Ankara yolunu ve yeni inşa edilen hızlı tren garını Lamcı Alt Geçidi ile istanbul Yolu ve Selçuklu bölgesine bağlayan mevcut cadde üzerindeki mevcut trafiği rahatlatacak lokal kavşak düzenleme çalışmasıdır. Karatay Sanayi ya da eski Sanayi içerisinde bir çalışma değildir.”

…………..

Yani burada boşa gidecek bir çalışma yokmuş.

BU ARADA HAFTA İÇİNDE

BÜYÜKŞEHİR İÇİN ÇOK ÖZEL

VE İNSANLIK YÖNÜNDEN

AĞLANACAK BİR DURUMU YAZACAĞIM

Hafta sonunda Doğanhisar’da yaşanan ve çaresizlik yüzünden insan olarak Büyükşehir’e yapılan bir müracaatın ve ardından gelişmeleri inşallah hafta içinde sizlerle paylaşacağım. Bu olayı bir kez daha bire bir yaşadıktan sonra kimse bana abdest alıp namaz kılmayı oruç tutmayı Müslümanlık olarak göstermesin.

İnsanlık ve İslamiyet’te neredeyiz bunu fotoğrafları ile yazacağım. 

YAĞMURDA BİLE SULAMA YAPARIZ

Cumartesi günü saat 16.05’te bir okurumuz bize şu fotoğrafı göndererek

foto-1-672.jpg

 

“Yağmurda bile sularız”... diyordu.

Ben de okurumuza bu durumun geçici kötü bir örnek olduğunu yağmur yağmasının düşünülmediği için otomatik sulama yoluyla sulama yapılmıştır dedim. Ve tabii ki malum cumartesi günü özellikle hafta sonu gün boyu şehrin her yerine güzel yağmur yağdı.

Aynı gün Saat 18.10 sularında bu kez kendi gözlerimle yağmurun altında Erenköy parkında çimlerin nasıl sulandığını gördüm. O anda saatler önceki durumu bizimle paylaşan okurumuza acaba haksızlık mı yaptım diye de düşündüm.

Çünkü günümüzde başkanından amirine memurundan işçisine kadar bu memlekete günümüzde bir damla suyun israfının günahtan insanlık adına utanç meselesi olduğunu bilmeyenimiz var mı?

Yok…

Ama ortada da yağmur altında sulama Meram’dan Selçuklu bölgesine kadar ispatlıydı.

Tek ve ortak duamız önce benim sonra hepimizin ıslah olması içindir.

 

SAYIN VALİME İNSANLIK ADINA MİNNETTARIM

Konya’mız ve insanımız dışarıdan bakıldığı zaman genel anlamda tarihten bugüne kadar şöyle bir çevremize baktığımız zaman mazbut hayat tarzı ile örnek ve övünülecek bir durumdadır. Ancak bizim gibi bu şehirde 24 saat nefes alıp verenler bir de meslekleri gereği güvenliğinden hukukuna en sıkıntılı işlerle birebir ilgilenenler şehre zarar vermemek adına hep susmuşlardır ve susuyorlar.

Eskiden bu durumlar kötülüklerin önlenmesi, suç işleyenlerin de deşifre olup niyeti bozuk olanların önüne geçilmesi için basınla dolayısıyla kamuoyu ile paylaşılırdı.

Tabii şimdi ne o eski basın var ne de o eski yönetim anlayışı. 

O yüzden de farkında iseniz artık sohbetlerimizde sık sık “at izi it izine karıştı”“tuz koktu”, “Allah korkusu kalmadı” gibi ifadeleri çok kullanır hale geldik. Tek duamız Cenab-ı Allah’ım sonumuzu hayır eder inşallah demek oluyor.

………….

Vali Toprak sessiz, yumuşak gibi görünse de inanılmaz tecrübeli ve objektif bir yüreğe sahip. Öyle detaylara bizzat gövdesi ile giriyor ki anlatamam. Haaa ben bunları tek tek anlatsam da yarın eli boş 10 parmağında on kara bir fesat grup bizi “Vali Toprak yalakası” ilan ediverir.

Onlar istediklerini yapmaya devam edebilirler. Çok şükür hiç kimseden böyle bir korkumuz yok. Masaya konulacak bir fotoğraf ya da belge de yok ama şehrin dedikodusu inanın yoruyor ve yıpratıyor o yüzden de yoğurdu üfleyerek yemeye çalışıyorum.

Her zaman söylüyorum ve hep yazıyorum.

Bu şehirde iyilik ve güzellik adına her şey olsa da asla ama asla samimiyet yoktur.  

Son haftalarda bugüne kadar basına yansıyanların dışında Sayın Vali’nin bir gece yarısı bir hastaneye tebdili kıyafet ile denetime gittiğini burada yaşadığı ve karşılaştığı durumdan dolayı da çok sert çıktığını duyduk.

Günlük koşturmaca içerisinde bu durumu ihmal ederken hafta sonu bu durumun farklı bir boyutunun sosyal medyada bir forum sitesinde video çekimlerinin fotoğrafı da yayınlanmış durumda.

İzninizle önce elden ele kulaktan kulağa dolaşan bu konuyu yayınlanan forum sitesinden alıp konunun anlaşılması için bazı bölümlerini sizlerle paylaşmak istiyorum.

“Arkadaşlar,

Kurban Bayramında ailemi ziyaret için Konya’ya gitmiştim. Annem Bayramdan önceki hafta dizlerinde ağrı için Konya Beyhekim Hastanesi Ortopedi bölümünden randevu olarak Doktor ……. muayene olmuş.

Bu doktordan daha önce muayene olmuşluğu yoktur. Doktor muayenesinden sonra dizlerine 3 kez iğne yapılması gerekiyor ve iğne başına 250 TL ücreti var diye belirtmiş. Annem de şifa olacağı düşüncesi ile doktorun teklifini kabul etmiş.

Buraya kadar garip bir durum söz konusu değil.

Bundan sonrası için:

Doktor yönlendirmesi ile hastane için de alçı odasında bulunan sivil giyimli bayana gitmiş. Bayan 250 TL para istemiş. Kredi kartı geçmediğini ve nakit alacağını söylemiş. Parayı aldıktan sonra çantasına koyup, annemden kan alarak santrifüj yaptırıp, (PRP) tekrar kendi kanını diz kapağına enjekte edilmiş.

Bayan kendisi zaten size PRP yapılacaktır diye belirtmiş. Eczaneden herhangi bir ilaç alınma olayı yoktur.

İğne sonrası annem cep telefonu falan alıp ben sizi haftaya arar hatırlatırım diye göndermiş.

Bu olayı bu şekilde annemden dinledikten sonra garip şeylerin döndüğünü anladım ve bir sonraki iğneye annemle birlikte gittim.

Hastaneye girişten itibaren ses kaydı ve gizli görüntü kaydı almaya başladım. Direkt kan alan bayanı bulduk ve PRP yapılacaktı size değil mi diyerek bizi hatırladı ve direk 250 TL alabilir miyim dedi. Ben de kredi kartı olmaz mı diye sordum. Tekrar nakit olduğunu söyledi. Peki, fiş fatura vermiyor musunuz diye sordum? Fiş isterseniz +%18 KDV var ve şuan vermemem sonra gelmeniz lazım dedi. Ben de siz kanı alın, ben hemen bankamatikten çekip geleyim diyerek odadan çıktım.

Hasta Hakları Birimine gittim ve bu durumu anlattım.

Devlet Hastanesinde elden nakit para alınıyor fiş fatura falan da verilmedi. Bu verdiğim para nereye gidiyor deyince, Hasta Haklarındaki bayan şaşkınlıkla ilk defa duyduğunu ve garip durumun olduğunu ve öğrenmek için birkaç yeri telefon ile aradı. Konuştuğu herkes Doktor Bey biliyor biz bilmeyiz diyerek doktor yönlendirme yapıldı.

Doktoru aradılar. Doktor duyunca apar topar hasta haklarına çıktı geldi ve siz beni nasıl şikâyet edersiniz gibisinden bize çıkışmaya kalktı. Sakinliğimi korudum ve ses kaydı almaya da devam ettim.

Doktor biz size tedavi yapıyoruz. Bu iğne dışarda 1000 TL’ye yapılıyor biz size 250 TL yapıyoruz. Ayrıca bizi burada ök*z gibi çalıştırıyorlar. Kimse ona bir şey dediği yok falan diyerek üste çıkmaya çalıştı. Ben de çalışma şekliniz beni ilgilendirmez ben verdiğim 250 TL’yi sormaya geldim deyince, hiçbir şey demeden gel benimle diyerek bankamatik gittik ve ATM’den 250 TL para (fotoğrafı çektim) çekti ve paramızı geri iade etti.

Hasta haklarına geri döndüm ve ses ve görüntü kaydını aldığımı belirttim. Böyle deyince ister istemez korktular da.

Bu olayı detaylı şekilde CİMER’e de yazdım.

Hastane yönetimi dönüş yaptı. Olayı Sağlık Bakanlığı Kurulu toplantı sonucu karar verecek dedi. Ben de olayı ört bas ederseniz. Ses ve görüntü kaydı olduğunu belirttim. İlgileneceğiz dediler.

Doktorun durumdan haberi olmuş ve annemi cep telefonundan arayarak beni nasıl şikâyet edersiniz gibisinden tehdit etmiş.

Bu olayı duyunca işin boyutu değişti. Hasta haklarını tekrar aradım ve doktor bizi nasıl tehdit eder deyince, bayan bu kez başhekim yardımcısının direk hattını verdi ve bu durumu ona da belirtin dedi.

Başhekim yardımcısı ile 21 dakika telefon görüşmesi yaptım. Durumu bir kez daha belirttim. Doğal olarak doktoru savunmaya kalktı.

Doktorlarımız cahildir, böyle bir şeyin yapılıp yapılmadığına dair bilgisi yoktur dedi.

Ben de bu doktor ilkokul mezunu birisi sanırım falan dedim. (Cevap yok)

Bize okulda bunların eğitimini falan vermiyorlar o yüzden bilemez falan dedi. Doğru söylüyorsun çalmayı okulda öğretmezler deyince ortalık gerildi. Ben geri adım atmaya niyetim yok atmayacağım da. Sonuç olarak yapılan doğru değil iyi niyetle yapılmıştır diyerek beni yatıştırmak istedi.

Ben de olayın videosu var siz gerekeni yapmadığınız takdirde ….. TV Ana haberde hep birlikte izleriz deyince, telaşlandı ve video basına vermeyin falan demeye getirdi.

Bu dünyada adalet sağlanmazsa ahirette sağlanırmış. (en çok da bu cümlesini beğendim)

…………………………..

Not: Kişisel verilerin korunması kanunu falan filan diyerek doktor da benden şikâyetçi olabilir. En doğal hakkıdır. Bu konuda kendim de ceza almaya razıyım. Ayrıca doktor rüşvet alıp devletin kurumunda parayla iş yapıyor. Bunu ben ispatladım diye doktor masum ben suçlu isem… Teşekkürler Yüce TÜRK Adaleti…

…………..

 

Biz de Sayın Valimizin gece yarısı yaptığı hastane denetiminin nerede olduğunu filan öğrenmiştik de konuyu yeni öğrenmiş olduk.

Bu konuda söz konusu hastane yönetimi, söz konusu doktor bey konunun yazılanların ve çizilenlerin dışında yanlış ya da yanlı bir şey olduğunu belirtirlerse onların da görüşlerine bu sütunlarında olduğu gibi yer veririz.

Sayın Valim şehrimiz ve mağdur insanlar adına şükranlarımı arz ediyordum.

 

GÜNÜN OKKALI SÖZÜ

İyi bilin ki, dünya geçip gitmekte, ahiret ise yönelip gelmektedir... Her ikisinin de adamları vardır. Sizler ahiret adamı olun, dünya adamı olmayın. Zira, bugün amel var, hesap yok.

Yarın hesap var, amel yok.

 

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Seyir halindeki otomobil açık arka camından çocuklar yarı bellerine kadar sarkmış iken direksiyondaki sürücü ana ve babalar bu durumu süratle önledikleri zaman daha iyi ADAM oluruz. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

23 Yorum