Yıkıldıktan sonra tescil edilen hamam!

Ünlü Türk arkeologu Remzi Oğuz Arık "tam bir azgınlık" olarak gördüğü tarihi eser tahribi konusunda birçok sözel ifade gezinir. Genelde hep Cumhuriyet'in ilk yılları suçlanır bu konuda. Ama 1950 ila 1960 arasında da Cumhuriyet'in ilk yıllarını aratmayacak denli Konya'nın tarihi dokusuna zarar verildiği unutulur.

Gazi Üniversitesi öğretim görevlisi Halit Çal'ın yazdığı bir makaleden edindiğimiz bilgilere göre Cumhuriyet'in kuruluşundan 1970'lere kadar tüm Türkiye'de tahrip edilen tarihi eserlerin dökümü aşağıdaki gibidir: 1922 yılında 1 mektep -yıkım-, 1923 yılında iki hamam -yıkım-1930'da 1 hamam -yıkım-, 1932'de 2 hamam -yıkım-, 1934'de 1medrese -yıkım-, 1937'de 2 cami, 1 saray tiyatrosu, 1 saray ahırı-yıkım-, 1938'de 1 cami ihata duvarı -tahrip-, 1940'da 2 cami, 1 medrese -yıkım-, 1941'de 2 cami -yıkım-, 1 cami -tahribat-, 1942'de 1 cami -yıkım-, 1943'de 1 mescit yıkım-, 1944'de 1 cami, 1 hamam -yıkım-, 1948'de 1 saray -tahrip-, 1949'da 1 mescit -yıkım-, 1950'de 2 cami -yıkım, 1953'de 1 cami, 1 külliye -tahrip-, 1956'da 5 cami, 5 mescit, 3 türbe, 2 kabir, 1 kışla, 1 çarşı, 2 zaviye, 2 sebil, 2 dergâh, 1 çeşme -yıkım-, 1957'de 5 mescit, 3 cami, 1 cami haziresi, 1 cami meşrutası, 5 çeşme, 2 sebil, 1 su terazisi, 1 karakol, 3 hamam, 2 medrese, 1 medrese haziresi, 1 tekke, 2 mezar, 1 kütüphane, 1 mektep. 1 mektep haznesi, 1 Uman, 1 hazire -yıkım-, 1 cami, 1 sebil, 1 kütüphane, 2 han, 1 idari yapı -tahrip-, 1958'de 5 cami, 1 türbe, 1 mescit, 1 mektep, 1 kışla -yıkım-, 1 cami, 1 sur, 1 sebil, -tahrip-, 1959'da 1 cami -tahrip-, 1960'da 1 cami -tahrip-, 1962'de 1 han -yıkım-, 1964'de 1 türbe -tahrip-, 1965'de 1 çeşme -tahrip, 1968'de 1 mescit, 1 han -yıkım-

Yine Çal'ın aynı makalesinden edindiğimiz bilgilere göre Konya'da 1950 ila 1961 arası yıkılan ya da tahrip edilen tarihi eserler de vardır.

Sözgelimi, Beyşehir İlköğretim Müdürlüğü'nün 23.12.1961 gün ve 470/ 84 sayılı Konya Valiliği'ne yazdığı yazıya göre Beyşehir Çarşı Camisinin mail-i inhidam durumda olduğu için Nafia fen me­murunun verdiği rapor üzerine kitabesi muhafaza edilerek yıkıldığı, Şeyh Cemaleddin Türbesi'nin ise Müftü Hasan Kaya nezaretinde Beledi­yece yıktırıldığı, ancak yıkımın kimin emriyle yapıldığının anlaşılamadığı belirtilmiştir.

Sahip Ata Hanigahı'nın girişi de Gayrimenkul Eski Eserler ve AnıtlarYüksek Kurulu'nun 25.11.1961 gün ve 1504 sayılı kararına göre belediyece kasten yıkılmıştır.

Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nün 23.8.1962 gün ve 2943 sayılı Konya

Valiliği'ne yazdığı yazıya göreyse Ereğli Cağalazâde Bedesteni'nin içine belediyenin betonarme çarşı yapması üzerine Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu'nun 29.7.1962 gün ve 1988 sayılı kararıyla soruşturma açılması istenilmiştir. 1956'da Abit Çelebi Hamamı Konya Belediyesi'nce yıktırılmıştır. 1957'de de Selimiye imareti belediyenin gadrine uğramış ve yıktırılmıştır.

1950 yılında da Akşehir İmaret Camisi'nin taş cephesi sıvanıp süslenirken Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü devreye girip, bunun derhal durdurulmasını istemiştir.

Yıkımlar üstüne açılan soruşturmalara verilen cevaplar ise gayet ilginçtir. Bu konuda açılan soruşturmalara "... eserin etrafında çevre düzenlemesi yaparken eserin aniden yıkılıverdiği veya caminin gece üç sularında büyük bir gürültü ile birdenbire yıkılıverdiği" gibi cevaplar verilmektedir.

Ama en ilginç durum Abit Çelebi Hamamı ile Selimiye İmareti'nin yıktırılması dolayısıyla oluşan durumdur.

16 Aralık 1958'de Maarif Vekili Celal Yardımcı hükümetin Dahiliye Vekili'ne "Konya merkezinde Selçuk devri eserlerinden olan Abit Çelebi Hamamı, meydanı daraltıyor mülahazasiyle 1956 yılında Belediyece yıktırılmıştır. Konya merkezinde Osmanlı devri eserlerinden olan Selimiye imareti, yine aynı mülahaza ile 1957 yılında Belediyece yıktırılmış bulunmaktadır... Bu durumun önlenmesi için Asârıatika Nizamnamesinin 8. ve Türk Ceza Kanununun 516. maddelerine göre suçlu görülen Belediye Reisleri hakkında takibat yapılmış ise de umumiyetle bunlar hakkında Vilâyet İdare Heyetlerinden meni muhakeme kararı alınmış ve 5805 sayılı kanunla müteşekkil Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunca ittihaz edilen kararlar infaz edilememiştir. Eski eserlerimiz bakımından endişe verici bir hal olduğunda şüphe bulunmayan bu durumun önlenmesi için Yüksek Makamınızca Valiliklerle Belediye Reisliklerine birer tamim yapümasmın lüzumlu ve faydalı olacağı kanaatindeyim."

Görüldüğü gibi Konya Valiliği İdare Heyeti, suçlu belediye reisi hakkında verdiği meni muhakeme kararıyla eski eserlerin tahribini hoş görmüştür. Koskoca Maarif Bakanı bile durumu İçişleri Bakanı'na şikayet etme gereği duymuştur.

Abit Çelebi Hamamı ile ilgili araştırmalarımızı sürdürürken trajikomik bir durumla da karşılaştık. Hamam hakkında 14 Ağustos 1953 tarih ve 175 sayılı Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunca korunması gerekli tarihi ve arkeolojik eser kararının 7 Nisan 1976 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Kültür Bakanlığı'na ait bir kararla onaylandığını tespit ettik. Yani hamamın tarihi eser olduğuna bakanlık 23 sene sonra farkına varmış. Tabii hamam yıktırılmasının üstünden de tam 20 sene geçmiş.

Böyle olur Türkiye'de tarihi eser koruması deyip geçelim mi sahiden?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.