Yine Unuttuk Deli Bekirleri!

Haziran ayı geldi, normalleşme adımları atılmaya başladı. Fakir fukara, garip guraba normalleşmenin neresinde diye akılımıza geldi mi?

Normalleşme beklentisi toplumun her kesiminde vardı. Bu beklenti neydi, ne olacaktı, nasıl olacaktı, son ana kadar, beklenildi.

Haziran beklentilere ne kadar cevap verecek, bekleyip göreceğiz!

Gariplerin, kalenderlerin, fakir ve fukaraların durumu bu hengamede, bu karmaşada inşallah bekle sıranı dercesine unutulmaz!

Bizim Suriyelilerin durumu ne olacak denildiğinde de, kimsenin gücüne falan gitmesin!

Sığınmacı Suriyelileri bu dönemde hiç unutmadık, yardım ve destek konusunda her defasında hatırladık. Onlarda ne yasak tanıdılar, ne kısmi ve tam kapanma. Çoluk çocuk maile, gece gündüz dolaştılar, tur attılar, Koronaya inat ne maske taktılar, ne sosyal mesafeye uydular.

Korona onlara dokunmamış olacak ki, 112 her defasında bizim insanımızın kapısında durdu.

Öyle olunca da, bizim kalenderleri, bizim Deli Bekirleri Korona vurdu!

Enflasyon vurdu!

Anlayışsızlık vurdu!

Unutulmak vurdu!

Kapısını çalmamak, ne haldesin diye sormamak vurdu!

Deli Bekir diye anlatmaya çalıştığımız, Yırtılan Deli Bekir’in yakası diye dile getirmeye çalıştığımız, insanlardı bu insanlar.

 

*****

Pandemi dönemi en fazla Delir Bekir diye tarif etmeye çalıştığımız kesimi hırpaladı! En çok onları yaraladı, yüreklerini dağladı geçti.

Deli Bekirler, yalan bilmez, yalan söylemez, yalandan ağlamak bilmez, yaygara koparmaz, olay çıkarmaz, hakkına rıza gösterir, aç gözlülük, açıkgözlülük dünyada yapmaz, hiçbir şeye tamah etmez!

Diyeceksiniz ki, böyle iyi niyetliye de derman yetmez!

Keşke öyle olsaydı!

Tutturmuşuz bir ağlamayan çocuğa meme verilmez hikayesi….

Deli Bekirler açım demez, şuna ihtiyacım var demez, kapıları aşındırmaz, aralara birileri koymaz! Devletim beni görsün der, beni görür der, bilir der, halimden anlar der, elimden tutar der!

Üç kuruşluk geliriyle, Allah’ına şükreder!

Deli Bekirleri görmeyenler, göremeyenler, ellerinde listelerle dolaşanlar, listede adın yok, adın geçmiyor diyenler, neden adın yok diye, neden yazılmamış diye merak da mı etmediler?

 

*****

Kim yaptı o listeleri? Bizler. Değişmez mi, yeni eklemeler yapılamaz mı, yeniden güncellenemez mi?
Bu şehirde bütün fakirlere ulaştık, ulaşamadığımız tek bir kalender kalmadı, tek bir fakir-fukara kalmadı çok şükür diyen varsa, Allah cümlesinden razı olsun!

Ulaşılamayan, kıyıda , köşede unutulan, adını her ne sebepten olursa olsun birilerinin yazmadığı, yazdırmadığı insanları arayıp bulanlardan da Allah razı olsun.

Ellerinde yetki olduğu halde, kendi fakir-fukaramızı aramayanları, bulmayanları, bana verilen liste bu, liste neyse o diyenleri de, Allah’a havale ediyorum diyenlere katılıyorum!

Bu konuda çalışanlardan ricamız, listelerin özellikle bu Haziran ayında tekrar güncellenmesi!

Pandemi döneminden sağ salim çıkan bu insanların aranıp, bulunması. Mümkünse yeniden bir tarama yapılması!

Sığınmacı Suriyelilere gösterilen ilgiyi, alakayı ve yakınlığı, kendi insanımızın çok daha fazla hak ettiğine inanıyorum!

Kantarın topuzu kaçtığı kadar kaçtı. Ancak, kantar bizim kantarımız, kendine gelmek için ne bekliyor, neyi bekliyor diye sormak lazım!

Görülemeyen, erişilemeyen, ulaşılamayan kalenderlerin, fakir ve fukaranın vebalini ödemek kolay değil. Muhtarlarımız, mahalle ve sokak sakinlerimiz, bu insanları listelemeli, bu insanlara yardım ulaştırmalı.

Konya gibi yardımsever şehirlerde bu işi Allah rızası için üstlenen çok kardeşimiz var.

Haziran ayında yeniden bir tarama yapılması gerçekten çok faydalı olacak diye düşünenlerdenim.

 

*****

Üç yıl kadar önce, “DELİ BEKİR DESTANI” diye bir şiir yazmıştım.

Bekir içimizden biri. Kalenderlerden, fakirlerde, fukaradan biri. Senin, benim, ötekini, berikinin, hepimizin tanıdığı Bekirlerden biri olabilir…

Sitelerde, villalarda, konaklarda, yalılarda aramayın Bekir’i!

Çünkü, oraların ne yolunu bilir, ne izini.

Şehrin fakir mahallelerine bakın. Sonradan mahalle olmuş yerleşimlere bakın. Ulaşılanlarına değil, ulaşılamayanlarına, adı-sanı hiçbir yere kaydedilmemişlere bakın!

Bekir işçi, Bekir çiftçi, Bekir dar gelirli, Bekir fakir, Bekir fukara. Amma Bekir bizim köylü, bizim mahalleli, bizim sokaktan komşumuz!

Hem kalender, hem gönlü zengin, her şeye rağmen gülümseyebilen, tebessüm edebilen biri.

Onu da görmezsek, bilmezsek, halini arz etmiyor diye, kulağımızın üstüne yatarsak, unutursak, vah bize, yazık bize, yazıklar olsun bize!

 

*****

DELİ BEKİR DESTANI

Varın girin koluna, sonra gaza getirin

Bedava nasıl olsa, bol piyazlı aferin

Garip inansın diye, çokça yapın vaadi

Ancak yırtılan yaka, hep bu Deli Bekir’in

 

Siyasette dostluk az, Bekir dostu unutmaz

Varır da Ankara’ya, hiçbir kapı açılmaz

İşi düşmüş garibin, kırk yılda bir denmez hiç

Herkes görünmez olur, kimse onu tanımaz!

 

Buğdayı para etmez, etse de derde yetmez

Hele zamlı mazota, güçler dermanlar yetmez

Algı, vergi bir alem, ne yapsın Deli Bekir?

Bu kadar borca-harca, canını verse yetmez!

 

Bekir bakar duruma, ha ölmüş, ha yaşamış

Güvendiği dağlara, lapa lapa kar yağmış.

Ekmek alacak para, bir gün olsa, beş gün yok

Ellisine varmadan, bir senede yaşlanmış

 

Sormaz, nedendir diye, paramparça yakası!

Edepten, terbiyeden, bir gün atmaz kafası

Dünya malı dünyada, kalır der yürür Bekir

Vefasızlara inat, sapasağlam vefası

 

Ünü çok ya garibin, unu var mı soran yok!

Yanında, bucağında, dağlar gibi duran yok!

Yakası yırtılmışın, o biçare halini

Gören de çok, bilende, lakin hiç aldıran yok!

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum