“BAD'EL HARÂB'ÜL-KONYA” / KONYA YIKILDIKTAN SONRA NEYE YARAR?

Konya’nın tarihi dokusu, kültürü, o kültürü ve tarihi yansıtan eski mahalleleri, sokakları yıkıldıktan, izler kentsel dönüşüm silindirleriyle yamyassı edildikten sonra, şehrin içinden çıkamadığı çıkmazı anlamıyorsunuz değil mi?

Eski kenti, olduğu gibi koruyoruz iddiası keşke doğru olsaydı, keşke doğruluğuna inanabilseydik!

Hani, “Bad'el harâb'ül-Basra” diye bir söz vardır ya. “Basra yıkıldıktan sonra neye yarar” anlamına gelen bu cümleyi artık, “Bad'el harâb'ül-Konya” Konya yıkıldıktan sonra neye yarar diye de okuyabilirsiniz!

Kalbini defalarca kırdığınız şehrin, kırılan kalbini nasıl tamir edeceksiniz acaba?

Yeni modern betonlaşmalarla mı?

Kentsel dönüşümlere kurban giden eski kentin, üzerine yeni kent inşa etmeye hazırlanıyoruz!

Güya, ayıp olmasın diye de, eski kent muhabbetiyle söze başlanıyor!

Sonrada laf salatasına garnitür olsun babından kentsel, mekânsal ve dokusal kelimelerinin süslediği cümlelerle konu sözüm ona zenginleştiriliyor! 

Bu alanlara da, Konya kültürünü, Konya tarihini yaşatacak ne varsa konulacağı gündemde.

Hatırlarsanız şehir olarak, Mengüç Sokak’ta ve Kılıçaslan meydanında inşa edilen Konya sokaklarını gördükten sonra yaşanan hayal kırıklığını kimse dile dahi getirmiyor!

Henüz tarihimizi ve kültürümüzü tam anlamıyla yansıtan bir Konya Sokağına sahip değiliz. Geçmiş dönemlerde, elimizde var olan iki şansı kaybettik.

Bu teşebbüs üçüncü bir teşebbüs olacak.

Mevlana Müzesinin arkasında yer alan ve kentsel yenileme alanı olarak belirlenen bölgenin, Konya kültürüne ve tarihine hitap etmesi ve ayrılmasının garantörlüğü Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca’da.

Konuya hassasiyetle bakan birçok insan gibi, acizane benim de ümidim Sayın Kılca’da.

Bu bölgede, Konya’nın kaybolmaya yüz tutmuş meslekleri, sanat ve sanatkârlarına, değişik ve çeşitli etkinliklere yol açacak bir kültür sokağının oluşturulmasını ve başlı başına bir kültür merkezi rüyasının hayata geçeceği günleri dört gözle bekleyenlerden birisiyim.

 

KONYA’NIN KALBİNİN ATTIĞI YER!

Konya’da yapılan imar faaliyetlerinde tarihi dokuya dikkat eden oldu mu? Keşke olsaydı, keşke bazı tedbirler alınabilseydi!

Ve biz bu tarihi dokuyu hem dilimizden hiç düşürmedik, hem de kaybedilmesine, yok olmasına, yok edilmesine seyirci kaldık!

Tarihi doku, şehrin siluetinin göstergesi olmuştur. Hele ki şehriniz tarihi özelliklere sahipse.

Şehir silueti, şehrin panoramasıdır, bir şehirdeki mimari ve diğer yapıların ufki görüntüsüdür.

Mesela şehrin silueti deyince şehrimizi yönetenler ne anlıyorlar?

Şehrin tarihi silueti ortaya çıkarılmalı diyen diyene de, bakalım ne yapacağız?

Mevlana Çarşısı, Altın Çarşı ve diğer tarihi alanlarda yapılan ve yapılacak olan kentsel dönüşüm çalışmaları derken, keşke çalışmaların adı kentsel dönüşüm olmasaydı!

Kentsel dönüşüm eski olan, tarihi olan, kültürel olan ne varsa hepsini yıkıp geçmeye gelen bir buldozer gibi… Ne insafı var, ne ölçüsü, ne endazesi!

Eski kent filan deniyor ya,  sanki eski kent diye bir şey kaldı?

Yoksa, tarihi dokuya uygun bir şeyler yapılabileceğini mi, düşünüyorsunuz?

Kentsel dönüşümün dokusu, bildiğiniz bütün dokulardan daha önde, daha ileride, daha geçerli, daha tercih edilir olanı olunca, akan sular duruyor, tarihi şehirde tarihi doku arıyorsunuz!

Tarihi izlerimizi bundan böyle, merkez Karatay ilçesinin Aziziye Mahallesi sınırları içerisinde arayacağız!

Mevlana Müzesi'nin doğu ve güneyinde yer alan bölge "kentsel yenileme alanı" olarak belirlendi.

Konya’nın kent merkezi neresi? Mevlana Müzesi ve civarı! Bu merkez şehrin kalbinin attığı yer!

Bugüne kadar Mevlana ve civarına hak ettiği değeri verdiğimiz söylenemez!

Bu merkezde, Mevlana Türbesinin yanı sıra, Sultan Selim Camii, tarihi ve turistik mekanlar var. Üstelik, Bedesten’e yakın, Kapı ve Aziziye Camii’ne yakın! Birçok yer yürüme mesafesinde…

Mevlana Çarşısının yeniden ihyası ve çevre düzenleme çalışmaları da gerçekleşirse, Konya’nın kalbi burada atacak demektir.

Birde nefes alınacak, oturacak, çay-kahve içilecek, yemek yenecek mekanlarda bu yeni düzenlemeye ilave edilirse, böyle bir şehirden ayrılmak istemeyecek ziyaretçiler!

Konya’ya gelen turistlerin ve ziyaretçilerin ilk uğradığı yer Mevlana Türbesi olsa da,  ziyaret sonrası bir çay dahi içmeden Konya’dan ayrılıyor gelenler.

 

TARİHİ İZLER ÇIKMAZI!

Tarihi izlerimizi kaybettiğimiz, çıkmaz sokaklara saptığımız garip bir dönem yaşıyoruz!

Bu durum şehrimizin handikabı.

Şehir, tarihinden, kültüründen, onları taşıyan izlerden uzaklaştıkça ve birde ben nerede yanlış yaptım, yapıyorum gibi soruları kendine sormuyorsa,  ne şehrin siluetinden kapak kaldırırlar, ne de tarihi dokunun muhafaza edilmesinden!

Avrupa’nın birçok şehrinde dini ve tarihi özelliği olan yapılar ve onların bulunduğu şehir merkezleri, aslına uygun bir şekilde muhafaza ediliyor. Biz ise tarihi dokuya savaş açmışlar gibiyiz!

Oysa şehir merkezine yapılacak olan her ne varsa, şehrin tarihi dokusuna uygun ve şehrin siluetini yansıtacak bir şekilde yapılmalı dense de, Avrupa gezmiş, tarihi şehirleri dolaşmış yöneticilerimiz, çoktan bu yanlışlıkları düzeltmeliydiler demekten de, kendinizi alamıyorsunuz!

 

BİRDE BİRBİRİMİZİ DİNLEMEYİ BAŞARABİLSEYDİK!

Şehrimizi yönetenler, şehir üzerine konuşanlar, tarihi doku üzerine bir yıllardır konuştular. Tarihimizden izler aradıklarını söylediler.

Lakin, Selçukluya doğru bir adım atamadılar.

Hangi tarihi dokuyu arıyorlardı, hangi tarihi dokudan bahsediyorlardı, hangi tarihi dokuyu koruyorlardı sorusu çınladı kaldı özellikle Türbeönü’nde…

Tarihiyle, kültürüyle, medeniyetiyle, o medeniyetin eserleriyle bir uçtan bir uca donatılmış şehirde, her şeyi aradılar, bir Selçukluyu aramadılar!

Osmanlı dahil bir çok tarihe yolculuk yaptılar, bir Selçukluya yolculuk yapamadılar!

Böylece tarihi izler çıkmazında gelip Selçuklunun önünde buluverdiler kendilerini! 

Bugün neredeyse bir yol haritasına dönüşen, “Tarihi izler gün yüzüne çıkmalı” benzeri söylemler hangi tarihi ortaya çıkaracak diye sormak, Selçuklu Başkenti için, ancak abesle iştigal olabilir!

Tarihi izler ortaya çıkarılırken, Kentsel dönüşüm çalışmalarının şehrin tarihi siluetini ortaya çıkaracağı görüşü de kabul görmüş!

Kentsel dönüşümlerle kendi elimizle, şehrin tarihini, kültürünü şehrin orta yerine gömüp, eski kente olan tahammülsüzlüğümüzle yeni bir kent yaratma peşinde koştuğumuzu da, kentsel dönüşüm ambalajıyla sunmakta kararlıyız!

Böyle olunca da, şehir olarak tarihi izler çıkmazında olduğumuzu anlamamakta ısrar ediyoruz!

Sizce de, çıkmaz sokaklarda çok vakit kaybetmedik mi?

Gelin, Konya Mimarlar Odası gibi, kültür ve turizme gönül vermiş Sivil Toplum Kuruluşları gibi, bu işe gönüllü olanlar gibi, kuruluşların ve insanların seslerine kulak verin, onları dinleyin, onların görüşlerinden yararlanmayı bir deneyin.  Madem ki, bu şehir hepimizin, bir olmanın, beraber olmanın, birlikte hareket etmenin, birlikte düşünmenin tam zamanı değil mi?

 

 

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum