1. YAZARLAR

  2. Uğur Özteke

  3. BİZİM BAŞKANLAR BUNU YAPAR MI?
Uğur Özteke

Uğur Özteke

Yazarın Tüm Yazıları >

BİZİM BAŞKANLAR BUNU YAPAR MI?

A+A-

Bu şehirde çok sevdiğim görüşlerine, tespitlerine büyük değer verdiğim bir dostum geçenlerde bin bir özür dileyerek Gazeteci Yazar Nihat Erence’nin bir köşe yazısını bize göndermişti. “Gazeteci kimdir?” diyordu. Kimse kusura bakmayacak. Bugün böyle bir gazeteci yok. Haaa dün de yoktu. Ben hiç değilim zaten. Allah var Ankara’da İstanbul’da çalıştığım yıllarda bu işimden, dahası yaptığımız haberlerden çok büyük keyif aldım. İyi de maaş almıştım. Bugün yalan dünyadaki tüm mal varlığımın sebebi kaynağı İhlas’tan aldığım maaşlarla olmuştur. Allah rahmetli Enver Ören abimizden ve değerli abilerimizden bin kere razı olsun.

Şimdi ise g…. korkusundan yani gölgemin korkusundan nerede ise siyaha beyaz der hale gelmek üzeriyim. Haaa diğer meslektaşlarım böyle deyince bozuluyormuş. Bu şehirde özellikle de yerel basında mangal gibi yürekli gerçek gazeteciler de çokmuş.

Neyse mevzuyu başka yerlere çekmeden konumuza dönelim. Bize gönderilen ve defalarca ama defalarca kelime kelime okuduğum yazı işte buydu;      

“GAZETECİ KİMDİR?

Yıl: 1909, Nisan’ın 6’sı Beyoğlu’nda dost sohbetinden ayrılan 2 arkadaş ağır adımlarla Galata Köprüsü’nden Sirkeci’ye doğru yürüyor. Hararetli bir şekilde konuşuyorlar belli ki konu çok hassas. Etraflarında neler olduğunun farkında bile değiller. Sonra bakıyorlar ki Sirkeci Postanesi’ne gelmişler. Gecenin karanlığı daha da karanlığa bürünüyor. Postanenin hemen köşesinde pusu kuran eli silahlı birisi tetiğe basıyor. Kurşunları yağdırıyor. Kurşunların hedefindeki genç adam yere yığılıyor. Orada yaşama veda ediyor.

2 can arkadaşın yolları Sirkeci Postanesi’nin köşesinde ayrılıyor.

6 Nisan 1909 gecesi Serbesti Gazetesi başyazarı Hasan Fehmi Bey, yakın arkadaşı Kaymakam Ertuğrul Şakir’in gözleri önünde katledildi. Henüz 35 yaşındaydı.

8 Nisan günü, 50 binden fazla insanın katıldığı cenaze töreniyle II. Mahmut Türbesi’ne defnedildi. Hasan Fehmi Bey’in adı tarihe ‘Öldürülen ilk Türk gazetecisi olarak’ geçti. Onu öldüren, ölüm emrini verenler ise bulunamadı. Olay; faili meçhul olarak kaldı.

İddia o ki, Hasan Fehmi Bey o dönem kimsenin cesaret edemediği bir yazı yazdı. Serbesti Gazetesi’ndeki köşesinde, Şeyhülislamın yolsuzluk yaptığını, bu durumu ittihatçıların bildiğini ancak göz yumduğunu öne sürdü. Tehdit mektupları aldı. “Bir daha böyle yazma, ölürsün” dendi. Ama korkmadı. Tam tersi eleştirilerinin dozunu daha da arttırdı ve 6 Nisan 1909’da kimliği yıllarca belirlenemeyen bir kişi tarafından katledildi.

Hasan Fehmi’nin öldürüldüğü 6 Nisan Türkiye’de “Gazeteciler Günü” olarak anılmaya başlandı. (Bazı kaynaklar olayın Galata Köprüsü üzerinde yaşandığını öne sürüyor. Bu kaynakların iddiasına göre silahlı kişi Hasan Fehmi Bey’i, Serbesti Gazetesinin sahibi Mevlanzade Rıfat zannederek öldürdü. Hatta Kaymakam Ertuğrul Şakir’in verdiği ifadede katilin ‘Al Mevlan’ sözleri yer alıyor.)

Aslında Hasan Fehmi Bey, ne öldürülen ilk gazeteci ne de son idi.

Hasan Tahsin, Sabahattin Ali, Abdi İpekçi, Çetin Emeç, Uğur Mumcu “Öldürülen gazeteciler”den sadece bir kaçıydı. Birçoğunun ölümü “Faili meçhul” olarak kaldı. Yıllar geçti ancak neden öldürüldükleri bir türlü ortaya çıkmadı.

PEKİ, GAZETECİ KİMDİR?

Nasıl anlatmalı gazeteciyi?

Ansiklopedik tanımıyla; Yurt ve dünya gündemine ilişkin olayları “haberleştiren” bunları gazete, televizyon gibi kitle iletişim araçlarında yayınlayan kişidir gazeteci. En basit anlatımla ise; Gazeteci “aydın”dır. Çevresini aydınlatandır.

Yaptığı haber için beklentisi olmayan, beklentisi olanlar için haber yapmayan, gecesi, gündüzü, bayramı, özel günü bulunmayan, çocuklarının nasıl büyüdüğünü bilmeyen, geçimini yazarak kazanan, bazen yazdıkları anlaşılmayan anlaşıldığında ise, “aslında iyi bir yazardı, ama yaşarken bu anlaşılamadı” denen kişidir.

Tasavvuf ve halk şairimiz yunus emre şöyle der: “Cümleler doğrudur sen doğru isen; doğruluk bulunmaz sen eğri isen…”

Doğruluk rehberimiz olsun. Sağlıcakla kalın…”

…………….

Bunlar birer mazi.

Mesela 70’li yılların sonu. En büyük idealim iyi bir gazeteci olabilmekti. Liseyi bitirmiştim. Konya’da Gazetecilik Okulu yoktu. Babam, annem “Paramız yok seni Konya dışında hiçbir yerde okutamayız. Gazetecilik neymiş? Otur Konya’da neresi varsa orayı yaz. Üniversiteyi bitir yeter. Bir üniversiteyi kesinlikle bitireceksin diyorlardı. Biz evde bunun kavgasını yaparken rahmetli büyük babam iki de bir “Oğlum ne yapacaksın gazeteciliği bak Abdi İpekçi bile öldürüldü” diyordu…

Ve bizimkilerin dediği oldu. Selçuk Üniversitesi Matematik bölümünü bitirdim. Diplomayı aldık. Ve halının altına koyduk. Bir gün bile matematik öğretmenliği yapamadık.

Uğur Mumcu’nun öldürüldüğü dahası uçurularak parça parça edildiğinde biz İHA ekibi olarak oradaydık. Cenazesini de takip etmiştik.

O gün için içlerinden “oh olmuş iyi oldu” diyenleri biliyorum, bugün ise aynı isimlerin ona nasıl sahip çıkmaya çalıştıklarını hayretle dinliyorum. Yani yukarıda denildiği gibi “aslında iyi bir yazardı, ama yaşarken bu anlaşılamadı”… Şimdi diyorlar ya adam taaa o zamanlardan gerçeği görmüş doğruları yazmış diye.

…………………….

Şimdi bizim bazı okurlarımız dahası AK Partili isimlerimiz bile Tahir Başkan iyidir, Uğur İbrahim Altay, Fatma Toru Hanım, Mehmet Hançerli Başkan iyidir yazdığımız gün bize neler neler anlatıyorlar. Bazı okurlarımız, öfkelerinden bize hakaretler yağdırıyorlar.

Bakın bizim Başkanlarımızın eksikleri hataları olabilir. Ama her türlü olumsuzluklara rağmen bizimkiler bu ülkenin en iyileri arasındadırlar.

Neden mi?

Bizimkiler AK Parti Esenyurt Belediye Başkanı Ali Murat Alatepe gibi Cumhurbaşkanımızı kastederek “Esenyurt’un hiçbirimize ihtiyacı yok ama Tayyip Erdoğan’a ihtiyacı var. Niye var? Burayı kaybedersek Kudüs’ü kaybederiz hiçbir yeri kaybetmeyiz, İslam’ı kaybederiz, Mekke’yi kaybederiz” dedi. Bizim başkanlarımız böyle bağırdı mı? Ya da “Selçuklu’yu kaybedersek Mekke’yi kaybederiz, Meram’ı kaybedersek Kudüs’ü kaybederiz, Karatay’ı kaybedersek Medine’yi kaybederiz” diye bağırırlar mı?

Ben Allah için şuna inanıyorum bizim Belediye Başkanlarımız Kudüs’ü, Mekke’yi İslam’ı gönüllerinde, beyinlerinde, yüreklerinde en iyi şekilde yaşarlar. Ama hiçbir zaman bir topluluğun karşısında ellerinde mikrofonlar ile değerlerimizi siyasete böyle alet etmezler.

Değerli Başkanlarım eksik, hata, kusur kadı kızında da olur.

Allah için şuna inanıyorum. Siz birileri gibi bile bile, göz göre göre cukkaları cebe indirmiyorsunuz. Kadınla kızla gayri ahlaki bir durumla asla anılmıyorsunuz. Ben sizleri Allah rızası için bunun için seviyorum. Hele hele Sayın Ali Murat gibileri gözlerimle görüp kulaklarımla dinledikten sonra siz benim gönlümde daha da büyüyorsunuz vesselam.   

 

GÜNÜN OKKALI SÖZÜ

Bir günü bir gününe eşit olan ziyandadır.

 

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Elektrikli bisiklet sürücüleri de trafik işaretlerine ve kurallarına uyduğu zaman daha iyi ADAM oluruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

8 Yorum