Hatice Filiz Çelik

Hatice Filiz Çelik

Edebiyat Hayatımızın Neresinde? /2

Geçen haftaki yazımda edebiyatın, geçmişten günümüze kaybettiği değeri ve bunun başta eğitim hayatı olmak üzere, hayatın tüm alanlarındaki etkisinden bahsetmiştim. Konuya bütünlük oluşturması açısından bu yazımda da okunacak kaynakların seçilmesi meselesi üzerine eğilmeye çalışacağım.

Günümüzün “şıklar” üzerine dayalı eğitim sisteminde, bir çocuğun o soruları okuyup, tek seferde anlayıp, cevaplar arasından doğru olana gidebilmesi, büyük bir rekabet avantajı sağlamaktadır. Bu avantajı sağlayan en önemli faktörlerden birisi de kaliteli bir okuma alışkanlığı edinmesinden geçmektedir.

Peki bu söz konusu kaliteli okuma için gerekli kaynaklara/ kitaplara gençlerimiz nasıl ulaşacak? Bu da çok fazla önem arz eden bir konu. Zira şu anda her şeyde olduğu gibi kitap sayısında da inanılmaz bir çokluk söz konusu. Onca kitap arasında çocuk/ genç bu seçimi nasıl yapacak?

Burada da bir tehlike kendini gösteriyor aslında. Hem sosyal medya vasıtasıyla moda olan hem de, herhangi bir kitap fuarına bile gittiğimizde rastladığımız, hiçbir edebi değeri olmayan, tamamıyla iyi reklam kampanyası sonucu gündemde kalması sağlanmış ya da dizi film,  film v.s. kanalları ile göz önüne çıkmış, kalitesiz, dili iyi bir edebiyatseverin bir satırını bile okuması tahammülüne dahi  yer bırakmayan, edebiyat dünyasında “çöp” diye nitelendirilen bir sürü kitabın, parıltılı sergi yerlerinde sergilendiğini görebiliyoruz. Her şeyde olduğu gibi edebiyatta da bir “magazin” var artık.

Yazımın birinci bölümünde de belirttiğim gibi bundan bırakın 80-100 yıl öncesini 20 – 30 yıl öncesi yazılan kitapların dahi anlatım üslubuna ve diline yabancı kalmaktayız ne yazık ki.

Doğru kitap konusu özellikle ebeveynlerin çok dikkat etmesi gereken bir konu. Sırf sosyal medyada ya da gençlerin kendi arasında çok popüler diye okunan kitapların çoğu hem maneviyatın hem de dilin yıpratılması açısından büyük zararlara neden olabiliyor.

Elbette doğru kitaba yönlendirmeye çalışırken, gencin okuma isteğini köreltmeden, doğru bir üslupla onu doğru kaynaklara ulaşmasını sağlamak gerekiyor. Zaten doğru edebiyatla tanışan genç kitaptan kitaba, yazardan yazara gidecek ve kendi edebi yolunu çizebilecek hale gelecektir.

Bu konuda Şair Ahmet Murat Şöyle söylüyor: “Hakikatli okurların mutsuzlukları kalıcıdır, çünkü her seferinde önlerinde cevaplardan daha çok soru bulurlar. Kitaplar onları kitaplara bağlar, yazarlar yazarları çağırır. Bazı soruların cevapları şu kitapta çıkar, bazı kitaplar taze sorular doğurur. Ama hemen her kitapta ve yazarda, susuzluklarını gidermenin verdiği bir canlılık ve böylece başka kitaplara uzanabilmek için gerekli iştahı bulurlar. “

Belki bu konuda ailenin ve öğretmenlerin yanı sıra okuma konusunda, zorunlu bir eylemin içindeymiş gibi hissetmelerine yol açmadan, etkinliklerle ve değerli yönderler eşliğinde onları okuma alışkanlığı zevkine ulaştıracak yönlendirmeler yapılabilir.

Başta yazarlar arasında olmak üzere başarılı insanların tümünün biyografilerine baktığımız zaman, onların çocukluk çağından itibaren öncelikle iyi kitapları içeren bir kütüphane içinde bulunmaları ve daha sonra okuma konusunda onlara destek olan anne, baba veya öğretmen gibi bir yönderin varlığını görürüz her zaman.

Bu konuda yerel yönetimler, ülkenin dört bir yanındaki deneyimli yazar ve hocalardan destek alabilir, çeşitli etkinliklerle bu gençler için düzenli olarak okuma ve yazı atölyeleri düzenleyebilir.

Bu tür faaliyetlerin çeşitleri çoğaltılabilir elbette.

Önemli olan geleceğimizin garantisi olan gençlere verilen değeri hakkıyla onlara sezdirebilmektir.

Nezaketin, zarafetin ve nezâhetin daha fazla olduğu ince ruhlu nesillerin yetişmesi dileğiyle.

Sağlığınız ve huzurunuz daim olsun.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.