Hatice Filiz Çelik

Hatice Filiz Çelik

ERDEM NEREDE?

Günümüzün yozlaşan dünyasında insanların hayatı artık anlamını yavaş yavaş yitirmeye başladı. Boş, moralsiz, can sıkıntısıyla dolu, maddiyata ağırlık veren bir yaşam tarzı etrafımızı sardı. Bu olumsuzluklardan kurtulmaya çalışan insan, geçici tatminlere, yeni meşguliyetlere yönelir oldu. Bu geçer-gider yolların verdiği tatminkâr hazların ise çok kısa sürdüğü ve yerini eskisinden çok daha derin boşluklara terk ettiğini artık hepimiz biliyoruz. Bu durum, sonu gelmeyen bir kısırdöngü şeklinde devam edip durmakta adeta. Bunun en büyük sebebi ise; insanın kendine yabancılaşması daha doğrusu çağın getirdiği yönergeler sayesinde kendine yabancılaştırılmasıdır.

Bu yabancılaşmaya karşı durabileceklerin başında ise gerçek entelektüeller gelmektedir. Entelektüel kelimesi yine anlam kaymasına uğrayarak belki de olumsuz anlamında kullanılır oldu artık günümüzde. Entelektüel; kalbi melekeleri çalışan kişilerdir. Tahsil, bilgi, görgü sahibi olan, fikrî meselelerle uğraşan kültürlü kimse, aydın, münevverdir kişidir. Entelektüel kişi, yukarıda ki geçici haz ve tatmine sebep olan döngüsel olaylara meydan vermez. O aklı ve de kalbî yollarla, mutlak arayışına yani bu dünyadaki gerçek yaşama amacını bulmaya yönelir. O gerçeklik ise ebedî mutluluğa götüren yolu sağlar.

Entelektüel seviyeyi bir noktada sağlayan akıldır. Ama bu yeterli değildir. Anlam arayışının yoluna koyulmayı sağlayan en büyük itici güçlerden diğeri ise; erdem sahibi olmaktır. Erdem diğer bir anlamıyla Fazilet; dürüstlük, iffet, namus, merhamet, alçak gönüllülük, yiğitlik, sadâkat, adalet, kerem ve ihsan gibi ahlâkî meziyetlerin hepsine birden verilen tanımlamaları kapsamaktadır. Yani çok geniş anlamlı, nadide kelimelerdendir erdem.

“Günümüzde bulunmuyor artık bu tanımların sahibi…”, diye düşünülecektir mutlaka. Kaç annede, babada, evlatta, doktorda, öğretmende, politikacıda, öğrencide, dostta, komşuda, yolda gördüğümüz rastgele bir insanda bu hasletler vardır ki diye sorulacaktır mutlaka. Ama bu sorudan ziyade daha öncelikli olarak sorulması gereken asıl soru, “bu tanımlar bizde- kendimizde var mı?” olmalıdır. Yani, gözlerimizi önce bir kendimize çevirmemiz gerekiyor. Zaten bu sorunun cevabı ile uğraşırken başkasını yargılayıp- irdelemeye vaktimiz kalmayacaktır.

Nezâket ve erdem en çok ihtiyacımız olan özellikler. Zor bir yıla girdik. Her gün bir yenisi eklenen kötü haberler, her birimizin tahammül sırlarını zorlamakta. Belki de bu zorlayışın neticesinde insanlar gerek gerçek hayatta gerekse sanal ortamda düşünmeden, sonuçlarını tartmadan, karşısındakinin bırakın fikrine saygı duymayı, ne dediğini bile tam anlamadan birbirine fütursuzca saldırır oldu. Herkes kendince doğru fikri savunduğunu düşünerek yine herkesin tuttuğu tarafın en doğru taraf olduğu düşüncesi zorla kabul ettirilmeye çalışılıyor. “Bizim taraf” ifadesi ise, tehlikenin en büyüğünü gösteriyor. Bizim tarafın edebiyatçıları, bizim tarafın sanatçıları, bizim tarafın politikacıları, bizim tarafın gençleri, yaşlıları, kadınları, erkekleri…saymakla bitmeyen bir bizim taraf meselesi ki, öyle bir taraf olduğu varsayılsa bile, karşı tarafın asla konuşmasına ve fikri- beyanına izin verilmez oldu. Aynı şey o belirsiz karşı taraf için de geçerli olunca ortaya, “çok başka taraflar”ın uzaktan keyifle seyre daldığı bir kargaşa ve çatışma ortamı ortaya çıkıyor ne yazık ki.

 

Tekrar etmekte fayda var; içinde bulunduğumuz şu günlerde en çok ihtiyacımız olan şey erdem ve nezâket…Herkesin, sanal ya da gerçek çatışmaların içine öyle ya da böyle girmiş olan herkesin, unuttuğu veya kendilerine unutturulduğu özellikler bunlar.

Kaçmak bir köşeye çekilip bitmesini de beklemek bir çare değil. Çünkü bu çatışmaların bitmesine asla ve asla izin verilmeyecek, ta ki bizler kadim kültürümüze ait olan yüce özelliklerin farkına varıp, onları hakkıyla benimseyerek hayatın içinde yaşanılır kılıncaya kadar…

Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç Hoca konu hakkında şöyle der: ”Bütün farklılıkları izafî alana indiren ârifin mesajı, BİRLİK, BİRLİK, BİRLİK olur ancak.”

Birliğin ve erdemin yolunu bulabilenlerden olabilmek duamızdır.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.