SOSYAL MEDYA BELEDİYECİLİĞİ…

Bugün “Gönül Belediyeciliğinden, Sosyal medya belediyeciliğine” gibi ince ve sıkıntılı bir konuya biz isteyerek değil, belediyelerdeki dostlarımızın kırgınlığını gidermek için girmek zorunda kalıyoruz….

Şimdi eğri oturup doğru konuşma zamanı.

Konya’da bugün bizi takip eden kesimin yüzde doksanı biraz Refah Partili yani Halil Ürün’lü belediye başkanlığını ve ondan sonrasını hatırlar. Yani çok az kesim de ANAP’lı Ahmet Öksüz dönemini hatırlar. Genel anlamda 90’lı yıllardan bugüne yani son 30 yıldır Konya’da belediyecilik Milli Görüş temeline dayanan belediyeciliktir.

Büyükşehir’de Halil Ürün, Mustafa Özkafa, Tahir Akyürek ve bugün için Uğur İbrahim Altay; Meram’da Veysel Candan, Mustafa Özkan, Refik Tuzcuoğlu, Serdar Kalaycı ve Fatma Toru, bugün de Mustafa Kavuş; Karatay’da Mustafa Özkafa, Mehmet Şen, Mehmet Hançerli ve bugün Hasan Kılca; Selçuklu’da İsmail Öksüzler, Adem Esen, Uğur İbrahim Altay ve bugün de Ahmet Pekyatırmacı…

Allah hepsine selamet versin tüm bu belediye başkanlarımız Milli Görüş tabanına dayalı başkanlardır.

Bu başkanların bana göre hepsi de kendi çaplarında başarılı oldular.

Başarılı oldular ki, Konya’daki Milli Görüş belediyeciliği Türkiye’ye örnek oldu. Ankara ve İstanbul, Konya’yı o ilk yıllarda örnek alarak yola çıktı. Çünkü o yılarda Ankara’yı İstanbul’u CHP’li belediye başkanları yönetiyordu.

Yani, yukarıda isimlerini yazdığımız başkanları sevseniz de sevmeseniz de, oy verseniz de oy vermeseniz de Türkiye’ye belediyecilik dersi verip, partilerini iktidar yapma başarısını gösteren ve Konya hatta iyi yazılabilirlerse Türk siyaset tarihine geçmiş isimlerdir.

Yaşlanmış ve hızla daha da yaşlanmakta olan yerel bir gazeteci olarak bu isimlerin hepsi ile birebir çalıştım. (Çok şükür).

Eski hür, bağımsız, objektif gazetecilik anlayışı içerisinde özellikle eski başkanların lehinde ve aleyhinde çooook haberler yaptım. Ve yine Allah’ıma sonsuz şükürler olsun ki hiç biri ile tek bir mahkemelik durumunun ya da küslüğüm olmadı. 

Yine bu konunun üzerinde de ayrı bir parantez açıp yazmak gerekir, bu isimlerle özellikle başkanlık koltuklarını ne zaman bıraktılar ondan sonra biz çok daha samimi dostlar olduk.

……………..

O, geride kalan 30 yıldan bugünlere geliyoruz.

Şehrimizde (Türkiye genelinde de) AK Parti son belediye seçimlerine girerken “GÖNÜL BELEDİYECİLİĞİ” cümlesinin çatısı altında seçim stratejisini yaptı geliştirdi ve bunun üzerinde çalıştı. Sonuçta da başarılı olarak kazandı.

AK Parti’nin GÖNÜL BELEDİYECİLİĞİ bütün Türkiye’de de tutsa da Allah sizi inandırsın, Konya’da tutmadı.

Şöyle ki; Konyalıyı heyecanlandırmadı, Konya’da yeni rüzgâr, estirmedi estiremedi. Nasıl diyeyim size bize kimseye samimi gelmedi samimi.

Neden mi?

Çünkü Milli Görüş belediyeciliğinin temeli gönül işi, gönül belediyeliğine dayanıyordu. Ve Konya Konyalı bu gönül işi ile bugünlere gelmişti. Bizim tüm belediye başkanlarımız gönül belediyeciliği yapmışlardı zaten.

Milli görüşçü AK Partili bir belediye başkanımız kulakları çınlasın özel görüşmelerimizde hep şu örneği verirler “Bizim insanımız (Konyalı) o kadar küçük şeylerden mutlu olur ki bir defa düğününe, nişanına git, bir defa cenazesine katıl, Hac’dan Umre’den geldiği zaman bir “hayırlı olsun” de yeter. Vallahi sokağına beş yıl geçtim asfalt dökmeye kum dökmene bile gerek yok”….

Şimdi Konya’da belediyecilik yapmak, hele hele başkanlık yapmak aslında çok kolaydır. (Kolaydı da)

…………….

Yeni döneme yani “GÖNÜL BELEDİYECİLİĞİ” işine girerken bugünkü dört belediye başkanımız zaten olanı yapmakta ya da yapılmakta olan belediyeciliğe yeni bir pencere açma adına bir şeyler katmak adına bu kez hep birlikte el ele SOSYAL MEDYAya büyük yer verdiler, dahası abartılı bir şekilde kendilerini bu rüzgara kaptırdılar (!)…

(Rüzgar tuttu mu? Tuttu…)

……………..

Burada duruyoruz ve geçtiğimiz perşembe ve cuma günü Gönül Belediyeciliği ile ya da sosyal medya belediyeciliği(!) ne (Yeni olan bu aslında) bir örnek vermek istiyoruz.

(İşte tutan o rüzgarın kötü bir örneğini birlikte değerlendireceğiz şimdi)

……………….

Konya olarak, Konyalı vatandaşlar olarak GÖNÜL BELEDİYECİLİĞİ’nde neleri görmeye başladık? (Başlamıştık)

4 Başkanımız da (malum zaten 3’ü hafız. Uğur başkan da 5 vakit abdestinde namazında) nerede ise 5 vakit namazlarını beş ayrı camide kılmalarını nerede ise her gün sosyal medyada paylaştılar. (Ramazan ayında teravih namazları da dahil… Teravih sonrası çay sohbetleri dahil)

Peki, bu başkanlarımız ile daha önceki başkanlarımız daha önce 5 vakit namaz kılıyorlar mıydı? Evet kılıyorlardı.

Peki, başkanlarımız bu kıldıkları namazları camiden çıkış karelerini sosyal medya da paylaşıyorlar mıydı? Hayır.

Peki, bu başkanlarımız ve daha önceki başkanlarımız daha öncede hasta, engelli, yaşlı ziyareti yapıyorlar mıydı? Evet yapıyorlardı.

Peki, başkanlarımız bu ziyaretlerini sosyal medyadan paylaşıyorlar mıydı? Hayır, paylaşmıyorlardı.

Peki, başkanlarımız daha önceden öğrenci yurtlarını, öğrenci evlerini ziyaret ediyorlar mıydı? Evet ediyorlardı. 

Peki, başkanlarımız bu öğrenci ziyaretlerini sosyal medyadan paylaşıyorlar mıydı? Hayır paylaşmıyorlardı.

Özetle yeni dönem Gönül Belediyeciliği işinde mevcut başkanlarımız olağanüstü bir çaba harcadılar ve her zaman her yerde olmaya çalıştılar. Bunu zaten yapıyorlardı. Olsun yapsalar da bu kez yaptıklarını sosyal medyada paylaşmaya başladılar. 

(Dahası inançları gereği bunları gözlerden ırak, sessiz sedasız yapıyorlardı. Bu kez sadece Konya’ya değil başta Ankara olmak üzere tüm takipçilerine selamlarını gönderiyorlardı)

……………

Bu örnekleri uzattıkça uzatabilir miyiz? Evet uzatabiliriz.

Yeter artık, burada noktayı koyuyoruz ve yavaş yavaş konunun özetine geliyoruz.

……………

Geçtiğimiz cuma günkü yazımızda “GÖNÜL BELEDİYECİLİĞİ, ÇOMAKLAR’DA SELE Mİ KAPILDI?” diye bir yazı yazdık.

Cuma günü Meram Belediyesinden, başkanlık katından yetkili genç bir dostum aradı.

Yazımıza çok üzülmüş. Dahası Meram Belediyesi çalışanları da çok üzülmüşler. Niye?

Genç dostumuz özetle şöyle diyordu;

“Uğur Abi, Çomaklı’da sel olayı başladığı zaman oraya ilk giden ben de içlerinde olmak üzere Meram Belediyesi ekibi idi. Valiliğe de AFAD’a da, hatta hayvanlar sele kapıldığı için Tarım İl Müdürlüğü’ne de haberi veren bizdik. 

İnan orada sırılsıklam olduk. Belediye çalışanları ve bizler 24 saat kendimize gelemedik. İliklerimize kadar ıslandık.

Sen böyle yazınca hepsi çok üzüldü. Meram Belediyesi olayın ilk anından son anına kadar hep orada idi”…

…………

Bu dostuma söylediklerimi özetle sizlerle de paylaşayım;

“Ben orada bir afat var da Meram Belediyesi nerede? Demedim ki. (Vatandaş da böyle demedi ki) Ben beni uyaran vatandaşlarımızın söylediklerini dinledim, onların serzenişlerini haklı buldum ve seçim öncesi AK Parti’nin Konya penceresinde alıştığımız ve artık bizler içinde olağan hale gelen “HER YERDE HER KÖŞEDE HER CAMİDE, HER SOKAKTA, HER EVDE, olduğu gibi böylesine üzücü ve korkutucu olayda ‘BAŞKAN’ı görmek istedik….

Yani madem böylesine ciddi bir afat var. Vatandaş haklı olarak başkanı arıyor” dedim.

…………..

Yalan mı? Yazmışız. Yanlış mı yazmışız?

Burada değerli başkanlarımıza da sormak isteriz; “Bizi böyle görme adına alıştıran sizler değil misiniz?

Haaaa, sizleri yakından tanıdığıma inandığım için söylüyorum, sizler yetişme tarsınız, kimliğiniz ve İslami ve insani kişiliğiniz ile aslında düne kadar her iyi ve güzel şeyi böyle paylaşmak da istemiyordunuz. (İstemiyorsunuz da) Ama kendinizi ya buna mecbur hissettiniz ya da hissettirildiniz.

Durum böyle olunca da insanlar, dolayısıyla biz basın çalışanları da sel felaketinde Başkanlar nerede? Diye aradık. Aradık bulamayınca da üzüldük.

Bilmem sizleri göremeyince hata mı yaptık? Bu da mı hata suç oldu yoksa?

Önce bu konuyu bir netleştirmek gerekir. Önce bunun sınırlarını çizmek gerekir diye düşünüyorum.

Çünkü yine sizleri tanıyor ve biliyorum ki, zaten gönül insanlarısınız ama birazcık işi abarttınız. Siz, siz olun bu bize de yeter, Konya’ya da yeter, Türkiye’ye yeter.

Çünkü Konya, sadece Milli Görüş zihniyeti ile değil Ahmet Öksüz’leri, Mehmet Keçeciler’i, Yılmaz Kulluk’ları, Ahmet Hilmi Nalçacılar’ı ile de Türkiye’de güzel başkanları ile hep tarih yazdılar.  

 

GÜNÜN OKKALI SÖZÜ

Gönlü ışık yakmayı, aydınlatmayı öğrenen kişiyi güneş bile yakmaz. Gündüz gibi ışıyıp durmayı istiyorsan geceye benzeyen benliğini yakıver.

 

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Çocukların elinden düşmeyen onlara belki anlık heyecan veren maytap, torpil ve atom gibi patlayıcıların 24 saat rastgele atılmasını önleyebildiğimiz zaman daha iyi ADAM oluruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
24 Yorum