Ahmet Öztemel

Ahmet Öztemel

Yazarın Tüm Yazıları >

YEMİN

A+A-

Yemin; Türk Dil Kurumu Sözlüğü’ndeki tanımıyla “Ant içmek, bir şeyi yapmaya veya yapmamaya söz vermek” demektir.  Günlük hayatımızda vardır antlaşmak. Aşk hayatında vardır. Artık ne çektiyse aşkından Necla Gürer sözlerinde “yemin ettim bir kere, dönmem geri bunu bil; çok ağlattın beni sen aşkım oyuncak değil; hatırandan ismimi hayalinden beni sil” diye haykırmış ve bu sözler Selahattin İnal bestesiyle Rast makamında şarkı olup musiki aleminde yerini almıştır. Meslek hayatımızda vardır yemin etmek. Hipokrat yemini en bilineni, hekimleri suçlarken en çok kullanılanı. Oysa Hipokrat yeminine sadık kalmamış, Pers-Atina savaşında yaralı düşman askerlerine yardım etmeyi reddetmiş. Hipokrat andı “Hekim Apollon, Aesculapions, Hygia, Panacea ve bütün tanrı ve tanrıçalar adına!… and içerim” şeklinde başlıyor. Biz de şu şekilde bir uyarlama yapmışız: “Tıp fakültesinden aldığım bu diplomanın bana kazandırdığı hak ve yetkileri kötüye kullanmacağım, hayatını insanlık hizmetlerine adayacağım, insan hayatına mutlaka saygı göstereceğim, sır saklayacağım, hocalarıma ve meslektaşlarıma saygı göstereceğim, din, milliyet, cinsiyet, ırk ve parti farklarının görevle vicdan arasına girmesine izin vermeyeceğim’’, Mühendisler daha akıllı, yeminlerinde “meslekte dürüstlük ve onur, unvana daima layık olmak yanı sıra kendilerini ve mesleğini maddi ve manevi alanlarda yükseltmeye çalışmayı da hedeflemişler.

En önemli yeminler her zaman siyasilerin yeminleri olmuştur. İlk Cumhurbaşkanımız Mustafa Kemal Atatürk, 1923 yılında seçildiğinde yemin etmemiş, sadece teşekkür konuşması yapmış Anayasa uyarınca. 1927 yılında seçildiğinde ise 1924 Anayasası uyarınca yemin etmiş ve yemini “vallahi” sözcüğü ile bitirmiştir. “Vatan ve milletin saadet ve selameti”, “Cumhuriyet esaslarına sadakat” şeklindeki mühim ibareler ise 1924 Anayasası ile milletvekili andına eklenmiştir. 1961 Anayasası  ile de “Devletin bağımsızlığını, vatanın ve milletin bütünlüğünü korumak; Milletin kayıtsız şartsız egemenliğine, demokratik ve lâik Cumhuriyet ilkelerine bağlı kalmak  ve halkın mutluluğu için çalışmak” üzerine namus ve şeref yemini edilmesi kararlaştırılmıştır. 1982 Anayasası ile yemine “Hukukun üstünlüğü, demokratik ve lâik Cumhuriyet, Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalmak; toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakatten ayrılmamak” kaydı da eklenmiştir.

Dünya’nın farklı yerlerinde farklı yemin uygulamaları da var elbette. Kimi ülkelerde kutsal kitap yeminlerde yer alıyor. Örneğin ABD’de Yüksek Yargıç önünde yemin edilirken İncil sol elde olmalı. Bu konuda yasal zorunluluk olmasa da teamül gereği bulunuyor. İsrail’de Tevrat olmaksızın yemin edilmesi düşünülemiyor bile. Almanya’da yemin zorunluluğu sadece Cumhurbaşkanı, Başbakan ve bakanlar için geçerli. Finlandiya’da zorunluluk sadece Parlamento Başkan ve başkanvekilleri için geçerli. İtalya’da sadece Cumhurbaşkanı ve Hükümet üyeleri yemin ediyor. İspanya’da Sanches, Yunanistan’da Çipras yemin törenlerinde kutsal kitabı devre dışı bırakan sosyalist liderler.

Ülkemde yemin krizleri de eksik değil elbette. Bugün ayağa kalkmama eylemi yapan muhalefet partileri Turgut Özal’ın 1989 Cumhurbaşkanlığı başkanlığında da seçime girmemek, tarafsızlık tartışmalarını dile getirmek planlarını uygulamışlardı. 12 Haziran 2011 seçimleri sonucu meclise girmeye hak kazanan bazı milletvekillerinin tutuklu olması ve tahliye edilmemesi ile Hatip Dicle'nin vekilliğinin düşürülmesi, yemin törenine Barış ve Demokrasi Partisi'nin (BDP) bağımsız olarak seçimi kazanan milletvekillerinin katılmaması, Oktay Ekşi haricinde CHP vekillerinin yemin etmemesi (11 Temmuzda CHP; 1 Ekim’de BDP’li vekiller yemin ettiler) bunlardan bazıları. 6 Kasım  1991 tarihinde Leyla Zana ve Hatip Dicle’nin Kürtçe yemin krizi; 7 Mart 2015 tarihinde seçim öncesi hükümete tarafsız bakan olarak atanan Adalet Bakanı Kenan İpek’in müsteşarlıktan gelmesi nedeniyle bağımsız olmadığı iddiaları da bilinen ve sıkça hatırlanan krizler. Tabii 1999 yılında yaşanan Merve Kavakçı olayı bu kez yemin ettirilmeme ve vekilliği başlatmama çabası olarak tarihte yerini aldı.

Yeni dönem ülkeme ve milletime hayırlı olsun. Toplumun huzur ve refahına yemin edildi, birlik beraberlik içinde gerçekleşmesini diliyorum. İstiklâl Marşı’nın bitmesini bekleyerek meclise girenler yeminlerinde “Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğüne” diye de ant içtiler, dikkatinizi çekerim. Öte yandan Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın “81 milyonu kucaklama” hedefi Muhalefet Partilerini CHP milletvekili Sn. Engin Altay’ın “Bu hükümet dünyanın en doğru işini bile yapsa bizim bu hükümeti alkışlayacak halimiz yok. Milletin bize verdiği görev bu kardeşim” klasik muhalefet anlayışından uzaklaştırır mı acaba? Merak ediyorum.

Yeni dönemin ülkemin zor şartlarını iyi günlere taşıyan bir dönem olmasını diliyorum. Başarı dileklerim, dua ve saygı ile.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT