1. YAZARLAR

  2. Ziya Uysal

  3. Demokrasinin öbür yüzü
Ziya Uysal

Ziya Uysal

Yazarın Tüm Yazıları >

Demokrasinin öbür yüzü

A+A-

Madalyonun öbür yüzü” deyimi demokrasi için de geçerlidir. Güzel yüzünü neredeyse herkes biliyor. Ama korunabilmek için çirkin yüzünü de bilmek ve ona çok dikkat etmek gerekiyor. Çirkin yüzünde en dikkat çeken taraf, siyasi popülizmdir. Seçilme, özellikle de tekrar seçilme kaygısıyla çoğunluğun kayırılması, bazen adaletin rafa kaldırılmasına kadar gidebiliyor. Popülizm, istismara açık bir konudur. Dikkat edilmez ve bunda çok ileriye gidilirse, adaleti de tanınmaz bir hale getirebilir.

Haklının değil, güçlünün dediğine itibar edildiğinde adalet ortadan kalkar. Aynı şekilde haklı olup olmadığına bakılmadan, kayıtsız şartsız çoğunluğun çıkarına hizmet edildiğinde de adalet ortadan kalkar. Popülizm, nalıncı keseri gibi yongayı daima çoğunluktan yana, oy sayısının daha fazla olduğu kesimlerden yana yontar. Bilgi toplumu olamamış ülkelerde halkın büyük çoğunluğu bunun farkına bile varmaz. Bu haksızlığı anlayabilen vatandaşlardan birçoğu da işine geldiği için sesini çıkarmaz. Bir yerde popülizm egemen hale geldiyse halk, adalet yerine tamamen çoğulculuğa şartlandırılmış olabilir. Orada tamamen çoğunluğun tercihlerine uyulur. Halkın “doğru” anlayışı çoğunluğun çıkarlarına göredir. Artık orada çoğunluğun dediği, hak ve adaletin yerini almaya başlar. 

Kafası çoğulculuğa şartlanmış bir halkın öyle garip demokrasi uygulamaları olur ki, farkına varanlar gülmekle ağlamak arasında gider gelirler. Örneğin 160 daireli bir sitenin on altı dairesi çatı katlarında, kalan 144 dairesi de ara katlardadır. Çatı katındaki 16 dairenin tavanı akıyor. Site yönetiminin bir ortak alan olan çatıya mutlaka bakım yaptırması gerekiyor. Site toplantısında çatı tamiri de oya sunuluyor. Mağdur olan 16 daire sahibinden başka kabul oyu çıkmıyor. “Ayıkla pirincin taşını.”         

Bir de ülke çapında popülist uygulamalar vardır. Örneğin çalışanların oy sayısı işverenlerden fazladır. O halde iş yasaları çalışandan yana olmalıdır. Kriz sebebiyle ödeme güçlüğüne düşen firma sayısı bin taneyse alacaklı olanların sayısı en az birkaç bin tanedir. Öyleyse bu konudaki yasalar alacaklılardan yana olmalıdır. Hatta alacaklıların oyunu daha da sağlama almak için, senetten hiçbir farkı olmayan vadeli çekler için de hapis cezası uygulanmalıdır. (Ödenemeyen senetler için hapis cezası yoktur.)

Siyasi popülizmin dizginlenmediği durumlarda yasalar, oy sayısının daha çok olduğu tarafı memnun etme aracı haline bile gelebilir. Siyasi popülizme göre ciddi bir oy potansiyeli olmayan, etkili bir sivil toplum örgütlenmesi yapamamış, iktidara demokratik baskı yapma gücü de bulunmayan vatandaşların talep ve beklentileri her konuda ihmal de edilebilir.

Seçilenler zevk-ü safa içinde, bir eli yağda, bir eli balda, nasıl olsa seçilmiş olmanın keyfini sürerse, daha doğrusu halk onları koşturmaz, sıkıştırmaz, iğneli fıçı üzerinde olduklarını sürekli hatırlatmazsa bu durum her parti ve her seçilen için kesinlikle söz konusu olabilir. Ama halkın yaşadığı sıkıntılar sürekli olarak seçilenlerin gözü önünde tutulur, sorumlulukları sürekli hatırlatılırsa, sorumluluğun verdiği endişe ve tedirginlik onlara sürekli hissettirilirse, durum değişebilir. Bu konuda basın-yayın kuruluşları ve sivil toplum örgütlerinin tarafsız ve aktif olması çok önemlidir.

Halkın çözüm bekleyen problemlerinin çözümü için demokratik baskı yapacak sivil toplum kuruluşları iktidar yağcılığı yapar, asıl görevini unutursa da siyasi popülizmin zararları önlenemez. Bunun için de bu kuruluşların üyeleri pasif kalmamalıdır. İktidarlar basın-yayın ve sivil toplum kuruluşlarını yanlarına çekmeye çalışırlar. Hissettirmeden popülist politikalar yürütmek isterler. Bunun aksi, bu işin tabiatına aykırıdır. Halk bu konuda da sürekli, demokratik baskılar yapmalıdır. Sosyal medya, toplantı ve gösteri yürüyüşleri gibi demokratik yollarla yasal haklarını kullanarak, onaylamadığı, yanlış bulduğu uygulamalara, bilhassa aşırıya kaçan siyasi popülist girişimlere yasal tepkiler vermelidir. Demokrasi sadece seçim sandığı değildir, daha pek çok nimetleri vardır. Bunu ancak katılımcı demokrasi sağlar.

 

Zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılması bu açıdan da çok faydalı olmuştur. Keşke isteyen herkese, puan durumuna göre bir de üniversite okuma fırsatı verilebilse. Keşke bütün vatandaşlarımız bu gibi olumsuz, ince siyasetlere de yapıcı, seviyeli, yasal tepkiler verecek, yüksek kalitede bir eğitim alabilse. Halkın tamamı, ileri bir örgütlenme düzeyine erişebilse. İnşallah bir gün o da olur. İnşallah bütün halkımız, demokrasinin bütün nimetlerinden yararlandığı günlere tez zamanda ulaşır. Allah’a emanet olunuz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT