Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)

Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)

Karalar iktidar, denizler özgürlük demekti

TARİHE YOLCULUK (322)

Konya – Alanya arasını iki saate indirecek Hadim Eğiste Viyadüğü ile Kuşyuvası Tünellerinde çalışmalar bütün hızıyla devam ediyor. Karalar eskiden iktidarı, denizler ise özgürlüğü temsil ederdi.

 

Antalya’nın İlçesi Alanya’ya kara yoluyla gidiliyor. Konya Tren (YHT) Garından otobüsle 263 Km’lik mesafeyi Seydişehir güzergâhını takip ederek Akseki üzerinden 3,5 saatte alıyorsunuz.

Seydişehir’de 20 dakikalık mola ve Manavgat Otogarına girmesiyle bu dört saati buluyor. Özel arabanızla giderseniz elbette mesafe kısalıyor.

Konya – Antalya arasını kısaltacak tünel ise neredeyse bitme aşamasına geldi. Konya’nın Hadim İlçesinde, Toros Dağları üzerine yapımına başlanan bin 372 metre uzunluğundaki Eğiste Viyadüğü ise, biri 166 metre olmak üzere 8 orta ayaktan oluşuyor. Bu viyadüğünün bitmesiyle birlikte Konya’dan Alanya Mahmutlara ulaşım açılan Kuşyuvası tünelleri sayesinde iki saate inmiş olacak. İç Anadolu’yu Akdeniz’e bağlayacak olan Konya – Antalya arasında yapımı devam eden Alacabel Tüneli’nin 2019’da devreye girmesiyle birlikte tırmanma ve inişleri kaldırdığı için araç yakıt tasarrufu açısından ülke ekonomisine önemli katkı sağlayacak.

alanya-tersane.jpg

DENİZLER VE KARALAR

Türkiye Selçuklu Devleti’nin Uluğ Sultanı Alâeddin Keykûbâd, 1221 yılında Alâiyye’yi fethettikten sonra Alaiye Kalesi’nde bir saray yaptırmıştı. Keykubad, Beyşehir ve Kayseride’de birer saray yaptırmıştı. Alanya’daki saray kışlık, Beyşehirde’ki Kubadabat Sarayı ise yazlık olarak kullanılıyordu.

Selçukluların denizlere olan hâkimiyeti Selçukluların ilk büyük denizcisi Çaka Bey’le başladı. 11. Yüzyılda Çaka Beyliğini kuran Çaka Bey, Selçukluların ilk deniz amirali idi.  Çaka bey, 11. Yüzyılın sonlarında Adalar denizini, İzmir’i ve Batı Anadolu’daki önemli kıyı şehirlerini ele geçiren bir Türkmen Beyi olarak denizde ve karada fırtına gibi esmişti. Sultan Keykubad, hem Alan’yada büyük bir tersane hem de Beyşehir’de küçük tersaneler yaptırmıştı. 

 

DENİZ ÖZGÜRLÜK DEMEKTİ…

İnsanların karalara oranla çok daha geniş bir alanı kapsayan denizlerle olan ilişkisi uyarlığın gelişimini de belirleyen temel etmenlerden biri ola geldi. Denizlere açınıldığı oranda uygarlık yeni evrelere ulaşmış, Avrupa’nın uzun yıllar dünyada hegemonik bir konum işgal etmesi denizler sayesinde olmuştu. İspanyol ve Portekizlilerin denizlere açılımı, yeni kıtaların keşfi modern çağların da başlangıcını oluşturmuştu. Osmanlı Akdeniz’e sıkışması ve Batı’daki gelişmeleri izleyememesi sonucu zamanla Batı’nın yörüngesine girmek zorunda kaldı. Deniz ülkelerin gelişimini sağladığı gibi aynı zamanda özgürlüğün de simgesiydi. Kara iktidardı; deniz ise özgürlük…

alanya-incekum.jpg

Biz Türklerin denizle tanışması epey geç oldu. Her ne kadar Akdeniz’in ünlü korsanları Osmanlı egemenliğini tanımışlarsa da, Navarin ertesi Osmanlı Batı ile boy ölçülemez duruma düşmüştü. Deniz aynı zamanda bilim ve teknoloji anlamına geliyordu. Birçok yenilik denize uyarlanıyordu. Nitekim 19. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren ülkelerin askeri gücü deniz güçleriyle orantılanır olmuştu. Zırhlı gemiler bundan böyle iktidarı simgeliyordu. Osmanlı Devleti’nin İngiltere’ye verdiği siparişleri, Sultan Reşad ve Sultan Osman zırhlılarını teslim alamamanın ezikliği içerisinde Alman savaş gemilerine bayrak çekerek Sivastapol’u bombalaması ülkenin Cihan Harbi’ne girmesine neden olmuştu.

Cihan Harbi Türklerin denizle olan ilişkilerini de belirleyecekti. Devlet barış antlaşmaları imzalarken toplum da denizle barışacaktı. Cumhuriyet’in laik toplum anlayışı insanı daha görünür kılacak, artık Türk insanı soyunma özgürlüğüne kavuşacaktı.

Osmanlı’da uzun süre deniz mahremin bir parçasıydı. Üç bir yanı deniz olan İstanbul’da denizin ayrı bir yeri oldu. Ama denize girilmedi; sanki denize girmek yasaktı, ya da gerçekten öyleydi. Tanzimat sonrası Batı özentisi Osmanlı toplumunu da etkilemekten geri kalmadı. Batı’da da denize girmenin kuralı vardı. Osmanlı’da bu kurallar daha da sıkıydı. Ve nihayet Osmanlı 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren denizden tahta perdelerle ayrılmış olan deniz hamamları ile yetinmek zorunda kaldı.”

 

YARIN: Konya’ya deniz ne zaman gelir?

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.