Lânet olsun o kör kurşuna…

Şenay Aybüke Yalçın, daha henüz hayatının baharında iken Batman’da, teröristler tarafından atılan kör bir kuşunun isabet etmesi sonucunda şehit olan öğretmenler kervanının kaçıncı halkası oluyor bilmiyorum.

Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Bölümünden geçtiğimiz sene mezun olan Şenay Aybüke’nin kör bir kurşuna hedef olarak can vermesi, hem şehrimizde ve mezun olduğu üniversitemiz ile Türkiye genelinde büyük bir üzüntüye sebebiyet verdi.

Lânet olsun Şenay öğretmeni öldüren kör kurşuna…

Aslında bu kurşun Şenay ve Aybüke gibi hanım öğretmenlerimizin şahsında bütün öğretmenleri ve eğitim camiasını hedef aldığının bilmem farkında mıyız?

Bir insan bir dünya demektir.

Eğer o insan bir kadın ve üstelik bir öğretmense, bir kere durup bin defa düşünmemiz gerekiyor…

Bir öğretmen kolay yetişmiyor.

Milletimizin 300 yıldan beri geçirmekte olduğu buhranların sebebi ve kaynağı, kültür ve eğitim sahasında aranacaksa; insanlarımıza maddî ve manevî açıdan yeni bir ruh vererek şekillendirecek olan öğretmenlerimize ilmi olarak gereken ihtimamı da her zaman göstermek zorundayız.

23 yaşında ve müzik eğitimi alan genç bir öğretmen olan Şenay Aybüke Yalçın, adı gibi canlı ve neşeli bu hanım kızımızın hayallerini söndüren o kör kuşuna binlerce lânet olsun…

Geleceğin tohumu olan gençlerimizi daha hayatlarının baharında iken söndürmeye kimin/kimlerin hakkı olabilir ki.

Türkiye’nin Maarif Dâvâsı’na ömrünü veren idealist eğitimcilerimizden Nureddin Topçu, maarifi “Millet Maarifi” ve “Türk Maarifi” diye iki kısımda yorumladıktan sonra “Din görevinin bile para ile yapıldığı bir düzenin tersine çevrilmesi lâzım geliyor. Ancak böyle yepyeni bir anlayışın benimsenmesiyle Türk millet maarifini kurmak ve ruhlarımızda rönesans açmak kabil olacaktır” diyor.

Muallimin sadece bir “memur” olmayıp “genç ruhları kendilerine mahsus mânadan bir örs ile üzerinde döverek işleyen bir demirci”ye benzeten Topçu, muallimi “ruhlar sanatkârı” olarak gördükten sonra şu ifadeyi kullanıyor: “Medeniyetler muallimle kuruldu”.

Öğretmenlik sevgi işi olup, ruh sevgisini aşılayandır.

 

***

Mûsıkîşinâs bir genç kız olarak müziği sevdiği için eğitim fakültesinin müzik bölümünü seçen ve kendi dalında o ruh ikliminin güzelliklerini müzik eğitimi yoluyla genç zihinleri ve ruhları biçimlendirmeye, terbiye etmeye, onların nazenin ruhlarını dinlendirmeye çaba sarfeden ay yüzlü Aybüke öğretmen, yedi aylık öğretmenlik yaşamında kim bilir ne hayaller kuruyordu…

O hamleci bir mûsıkî kültüründen mahrum bir topluma müziğin ne kadar eğitici bir enstrüman olduğunun bilincini aşılayacaktı.

 

DERSE MÜZİK İLE BAŞLANMALI

Çağdaş düşünürlerimizden Topçu, öğrencinin içindeki iyilik duygusunu ortaya çıkarmak, bir enerji oluşturmak için, hem ilkokulda hem de lisede derse müzik ile başlanması gerektiğini düşünen bir eğitimci idi. Ona göre ahlâkî terbiye de musiki ile başlamalı.

Lânetli kör bir kurşunun aramızdan söküp ayırdığı akıllı ve zeki Aybüke de, acaba Nurettin Topçu gibi mi düşünüyordu?..

 

AZİZİM DİYOR Kİ…

“Biz elimizden geldiğince temkinli oluruz da ölüm bu, geleceği varsa yapılacak bir şey yok” diyen Şenay Aybüke, inşaâllah şehitlik makamına ulaşır ve tekrar dünyaya gelmek istersen eğer “ölüm bu, geleceği varsa yapılacak bir şey yok” deriz.

Ruhun şâd olsun.

Kabrin ise cennet…

d71f0fc52ade9b9757f24b76f7c5a000.jpg

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.