ŞEHRİMİZDE ALARM ZİLLERİ ÇALARKEN!

Korona’da alarm veren beş ilden biri olmakta aklımızı başımıza getirmeyecek anlaşılan. Eski alışkanlıklarımıza çok çabuk döndük.

Çünkü alarm veriyor olmak, alarm zillerinin çalmaya başlaması, kimsenin umurunda değil. Umurundaymış gibide görünmüyor.

Çıkın bu şehrin sokaklarını, sokak aralarını, parklarını bir dolaşın. Göreceğiniz manzaralar, bu şehrin her köşesinin alarm verdiğini gösterecek!

İnsanımız, alarm konusuna şöyle inanmadı, bir dünyadaki rakamlara baktı, birde bizde açıklanan rakamlara.

Sonra, “bize hiçbir şey olmaz dememiş miydik” bak haklıymışız diye, dönüverdi, eski alışkanlıklarına…

Maskeli hayat önce bayağı bir havalı geldi.

Beyaz maskeden, siyah maskeye, mavi maskeye, sonra desenli maskelere geçiş yaptı. Sonrasında, bunaldı, sıkıldı çenesinin altına indirdi, koluna taktı, cebinde taşımaya başladı.

Fazla ısrar edilince de, çenesinin altında kalma konusunda anlaştık der gibi davranmayı da sürdürüyor.

Bizde gelenekler, görenekler, adetler salgının önünde.

Taziye çadırı yasaklanıyor, ayıp olur, yanlış anlaşılırız, bize gelmedi-gitmedi diye gönül koyar, Allah’ın selamını vermez diyenler, yakınlarını kaybedenlerin evlerine başsağlığına gidiyorlar!

Hane sahipleri hatırımızı saymış gelmiş diyorlar. Lakin, Korona taziyeye gelenlerle birlikte kapıdan içeri girip, bir oda dolusu insana gel bulaştır diye davetiye çıkarıyor.

Düğünlere, nişanlara maile katılıyoruz. Bizim çocuğun düğününe gelmişlerdi, gitmesek ayıp olurdu. Şık düşmezdi diye kendimizce mazeretlerin ve gerekçelerin ardına sığınıyoruz.

Gençler asker uğurlama törenlerinden vazgeçemiyorlar. Arkadaşları o anı ömür boyu hatırlasın diye düşünürlerken, tedbirsizliklerinin faturası ağır oluyor.

Vakti zamanında, pilavlardan beri gelmeyenler, pilav döken olsa da, pilava gitsek diye, iç geçiriyorlar. Şehir alarm vermiş, Koronalı sayısı artmış, tehlike değil kapımızı çalmak, burnumuzun dibine gelmiş, kimsenin umurunda değil!

BENİM MASKE DÜKKANDA!

El ele maskesiz dolaşanlar, sosyal mesafeyi sıfırlayıp sohbet ortamlarında derin sohbetlere dalanlar, kafelerde yine eskiden olduğu gibi bir araya gelenler, maskesi çenesinin altında olarak poz verenler o kadar çok ki…

Böyle bir şehir alarm vermesinde ne yapsın!

Allah etmeye S.O.S verse, ne olmuş ki, diyecek dünya kadar insan yaşıyor bu şehirde.

Korona göstere göstere geliyor. Bizlerin zaaflarından, maskeye olan soğukluğumuzdan ve takıntımızdan, sosyal mesafelere olan dikkatsizliğimizden çok memnun!

Alarm veren beş ilden biri Konya!

Bu durum bizi endişelendirmiyor. Zaten endişelendirse böyle olmazdı!

Alarm veren illerin arasında Konya’da var, ne diyorsunuz, diye soruyorsunuz!

Hiç haberi yokmuş gibi konuşuyor arkadaş;

Öyle mi yav!

Kimse maske takmıyor ki arkadaş!

Bak şu karşıdan gelenlere, ne maske var, ne de sosyal mesafe!

İyi de, sende de maske yok!

Biz evden dışarı çıktık mı, maskemizi takarız Abi…

Şimdi neden yok diyeceksin, bunaldım abi, havayı görüyorsun.

Benim maske dükkanda, masanın üstünde, dükkan hemen karşıda!

TEDBİRSİZLİK DİZ BOYU!

Gerek şehrin merkezinde, gerekse de, şehrin merkezinden uzakta olan mahallelerinde yaşananlar, Korona’nın bu şehri neden terk etmek istemeyeceğinin göstergesi.

Şehrin gözden ırak, göz önünde olmayan mahallelerinde ki parklarda mahallenin kadınları çocuklarıyla birlikte bir arada toplanmışlar,

Sohbet koyu.

Mesafe sıfırlanmış.

Maske kiminde var, kiminde yok, kiminde çene de…

Tek artıları, açık havada olmak!

Açık hava, bu denli boş bulunan insanları ne kadar korur?

Yapılan onca açıklamaya rağmen, insanların tedbirsizce, aynen eskiden olduğu gibi yaşamaya, konuşmaya ve bir araya gelmeye devam etmeleri anlaşılır gibi değil!,

Şehriniz alarm veriyormuş, hastalık yayılıyormuş, hasta sayısı artıyormuş!

Kimin umurunda?

Hiç kimsenin!

BÜYÜKLERİ DÜŞÜNMENİN CILKINI ÇIKARMAK!

Alışveriş yapılan yerlere, maskesiz girilemeyeceği uyarıları devam etmese, çoktan maskeleri atacağız! Maske takmaktan çokta hoşlanmayan arkadaşlar, maske takmak zorunlu olmasa, beni böyle maskeli zor görürdün diyebiliyor.

Temmuz sıcaklarının başladığı günlerde, maske takmak kolay değil. Uzmanlar dört saat takın diyorlar.

Bu şu demek!

Özellikle 65 yaş ve üstü!

Dört saatten fazla dolaşma, hava aldın, bir iki arkadaş gördün, iki lafın belini kırdın, fazla uzatma, var git evine demek!

Bizde söz dinleyecek adam mı var?  Kadın mı?

Kadınlar, sokak aralarında apartman önlerinde, çekmişler tabureleri, oturmuşlar yaşlı-genç bir araya…

Korona böyle muhabbetleri neden kaçırsın?

65 yaş ve üstü insanlar, gençlerden çok daha fazla kendi tedbirlerini alıyorlar, mesafelerini de koruyorlar amma,

Telefonla her Allah’ın günü maskeni taktın mı?

Mesafeni ayarlıyorsun değil mi?

Bak dışarıda fazla dolaşma, otur evde, bir gün çık, bir gün çıkma!

Çıkınca da fazla dolaşma, dikkat et, tanıdık arkadaşlarına sarılma, ellerini bile sıkma!

Diyen evlatların ayarsız, özensiz, nezaketsiz, ısrarcı,

Bazen lüzumsuz, çoğu zaman baskıcı yaklaşımları,

Temmuz sıcağından daha ağır geliyor insanlara!

Güya, ana-babayı düşündüklerini ve uzaktan kumandalı korumaya aldıklarını düşünüyorlar!

Bir yandan virüs, bir yandan evlatlarının ve yakınlarının baskıcı tutumları karşısında bunalan insanlar isyan ediyorlar, isyan noktalarında dolaşıyorlar!

Büyüklerinizi düşünmeniz güzel hoşta, bu işin artık cılkını çıkardığınızı düşünmüyor musunuz?

ŞEHRİ ALARM, BİZİ EFKAR BASTI!

Korona hepimizi hemen her konuda sınaya sınaya yoluna devam etse de, sınanmaktan da, hoşgörüsüz, anlayışsız evlatların, akrabaların, yakınların dediklerini yaptırmaya kalkma ısrarlarından yorulduk.  Bu kadar ısrar ve tahakküm insanlara yok artık, bu kadarı da fazla dedirtti. 

Süre uzadıkça, sabır çöktü!

Ekonomik durumun insanları sarsması sonrasında, eskiye nazaran oldukça yüksek gelen faturalar, ödeme güçlüğü çekilen borçlar, esnafsanız biriken giderler, kiralar insanımızı efkarlandırmış durumda.

Temmuz ayı sıcak bir ay…

Bulunduğumuz il alarm veren illerden biri…

Sıcak bunaltıyor, Korona yanı başımızda pusuya yatmış bekliyor, ekonominin elleri yakamızda, karışan-girişen aramadığınız kadar. Alarm vermeyen ne var?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.