Ahlat’ta Esen Selçuklu Rüzgarı Konya’da Eser Mi?

Selçuklu rüzgarını Konya’da estiremeyenler olarak, bin kilometre uzaklıkta estirmeyi başarırken, aynı rüzgarı neden kendi şehrimizde estiremediğimiz sizi de düşündürmedi mi?

Demek ki, Selçuklu rüzgarı istenildiğinde estirilebiliyormuş!

26 Ağustos’ta bunu gördük, bunu öğrendik, buna şahit olduk!

26 Ağustos bunun için kutlu bir gündür.

Selçuklunun önemini bin kilometre ötede hatırlatır geçer.

26 Ağustos Türk Milletine Anadolu kapılarına açan bir gün olduğu kadar, Anadolu yalnızca Türk Milletine aittir dedirtende bir gündür.

Aynı 26 Ağustos, Konya’ya da Selçukluyu hatırlatmakla kalmadı, Selçuklu Otağını da, kendi eliyle kurdurdu geçti!

Selçuklu Başkenti olarak, Selçuklu diyarı olarak, Ahlat ve Malazgirt’e özellikle 949. Malazgirt kutlamalarına inanın çok şey borçluyuz.

Malazgirt ve özellikle Ahlat, gözümüzü açtı.

Konya’da bugüne kadar esmeyen bu rüzgar, önümüzdeki günlerde eser mi sorusu herkesin dilinde.

Biz bu rüzgarı neden bugüne kadar şehrimizde estiremedik sorularıyla birlikte…

Ne dersiniz, Ahlat’ta esen Selçuklu rüzgarı Konya’da eser mi? Ya da şöyle soralım; Selçuklu rüzgarı Konya’da ne zaman eser?

 

AYLARDIR PANDEMİ YAZMAKTAN BİZLERDE, KALEMLERİMİZDE BUNALMIŞTI!

11 Mart’tan beri hayatımızı kabusa döndüren, tedbirlere uyulmadığı için tırmanan ve ülkemizi virüsün pençesinde inim inim inleten Pandemi geçmedi, hafiflemedi, bilakis daha da arttı amma,

Selçuklu rüzgarı şehrimizin geleceği açısından,

Kültürü açısından,

Turizmi açısından şehre nefes aldıracak mesajlarla doluydu.

Bu sevmediğimiz, hazzetmediğimiz,

Andığımız yerden ırak olsun dediğimiz,

En yakınlarımızı yanı başımızdan çekip alan,

Götüren Pandemi dönemi,

Bu kargaşa ve karmaşa arasında,

İstenildiğinde neler yapılabileceğini de gösterdi.

Kalemlerimize yeni bir heyecan, yeni bir coşku hakim oldu.

Nasıl mı?

Ahlat olmasaydı bu mümkün olmayacaktı!

Önümüzdeki günlerde, Ahlat’ın Konya için bir kırılma noktası olduğunu tartışabiliriz!

 

AHLAT BİZE NELER Mİ GÖSTERDİ?

İstendiği takdirde, Selçuklu Otağının kurulabileceğini…

Selçuklu rüzgarının 1122 kilometre ötelerde dahi esebileceğini…

Bundan böyle başta Büyükşehir Belediyemiz olmak üzere kimsenin kaçacak-göçecek yeri kalmadı!

Pandemi arasında Ahlat’a yol bulunduktan sonra,

Konya kültürü için, Selçuklu için yol mu bulunmaz?

Mekanı cennet olsun Seyit Küçükbezirci Ağabey,

Miryakefalonla Selçuklu rüzgarı estirmişti bu şehirde,

Bir anda herkes Selçukluya merak sarmıştı.

Kılıçaslanlar şehri olduğumuzun farkına varmıştı.

Başımıza çift başlı Selçuklu Kartalı düşmüştü amma, farkına varamamıştık.

Bu konuda ne denildiyse de, herkes o meşhur susma haklarını kullanmaya devam etmişti.

Susma hakkı filan kalmadı artık!

Rüzgar esmeye başladı.

Esiyor amma tersten esiyor,

Ahlat nere, Konya nere diyenler olabilir.

Rüzgarınız olsun yeter.

Merak etmeyin, orada esen rüzgar, döner dolaşır burada da eser.

 

SELÇUKLUNUN GERİ DÖNÜŞÜ, AHLAT’TAN OLDU!

Selçuklu yıllar sonra, kendini ta…Ahlat’tan hatırlattı. Selçuklu torunları Ahlat’a gittiler. Gittiler de Ahlat’ta kalıp gidecek halleri yok ya…

Önemli olan ne yapıldığı, yapılanlarının nişane olarak ne şekilde Konya’ya döneceği.

Ahlat’a gittiler mi?

Gittiler!

Orada Konya’ya kurmadıkları otağı kurdular mı?

Kurdular!

Bu otağa Selçuklu Otağı dediler mi?

Dediler!

Selçuklu rüzgarı esti mi?

Esti!

Yeli ta…Konya’ya kadar erişti mi?

Erişti…

Bundan böyle Konya’nın orta yerine otağ da kurulur, çadır da…

 

AHLAT’TA YAKALANAN RÜZGAR!

O rüzgar, Konya’nın Selçuklu Başkenti oluşunun 923.yıl dönümüyle birlikte esmeye başlamıştı amma, Pandemi hiç kimse de o rüzgarı görecek hal ve ahval bırakmadı.

Biz o rüzgarı Ahlat’ta gördük. Ahlatta yakaladık. Keşke çok daha önce o rüzgar bu şehrin bütün sokaklarında esseydi de, bu esen rüzgarlar Konya’nın Gedavet rüzgarı gibi yayılıp gitseydi Anadolu’nun her köşesine…

Demek ki, bugünler beklenecekmiş…

Konya ‘da Selçuklu rüzgarı artık rahatlıkla esebilir.

Çünkü yanlışta olsa, bir çoğumuza terste gelse Ahlat’ta esti mi, esti!

Artık ne bir mazeret kaldı, ne bir gerekçe, nede ardına sığınılacak bir kalkan!

1122 kilometre gidilebildiğine göre…

Konya’da her yere gidilebilir, her yerde Selçuklunun rüzgarı estirilebilir.

Selçukluya yolculuk derken, çok daha kısa mesafeleri kast etmiştik. Demek ki, uzun yollara gidilmeden, burnumuzun önündekileri göremeyecekmişiz!

Önemli olan görmek değil mi?

Görmekle bakmak arasındaki o ince çizgiyi, bazen anında görürsünüz, bazen onlarca yıl sonra.

 

AHLAT SELÇUKLUYA OTAĞ İLE DOKUNDU!

Selçukluya kimse dokunmadı, otağ öyle bir dokunuş yaptı ki, bu dokunmayla birlikte, otağınızı esas kuracağınız yerde, adresi de belli oldu.

Çünkü, otağ, bir kez kuruldu mu, kurulmuş gitmiş, her şey bitmiştir!

Bundan sonrasına, pilavdan dönenin kaşığı kırılsın derler…

Ahlat’ı oldum olası seven ve hayranlık duyanlardanım.

Ahlat, son yıllarda neleri ve kimleri değiştirmedi ki…

Gördüğünüz gibi, otuz yıl kadar Selçukluyu pas geçen Belediyemiz, Ahlat’a Selçuklu Otağı kurabildi!

Alaeddin tepesinde onlarca yıldır, unutulan Selçuklu Sultanları da, Selçuklu tarihi de, Selçuklu Medeniyeti de, Ahlat’ta gündeme taşındı.

Yapana değil yaptırana, söyleyene değil söyletene, esene değil estirene bakmak lazım.

Bu konuda ilk adımları atmak Büyükşehir Belediye Başkanımız Uğur İbrahim Altay’a nasip olmuştu.

Devamını da onun getireceğini düşünüyorum.

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.