Hüzün Ve Hüsran Yılı Oldu 2020!

Bu yıl var ya, bu yıl...adı 2020 olan yıl! Bir yıl ne kadar uzunmuş meğer!...Neler sığmadı şu bir yıla neler! Bu yıl bir yaprak dökümüydü…Hazan mevsimi Mart ayında geldi kapımızın eşiğine…

Ne baharı gördük, ne yazı bildik, ne sonbaharın sonbahar olmasını anlayabildik! Kış mevsimini ne siz sorun ne biz söyleyelim!

Rabbim beterinden esirgesin, 2020 kadar, sevdiklerimizi alıp götüren bir yıla daha rastlamadık!

Oysa ne güzel umutlarla, ne güzel hayallerle başlamıştı 2020!

Hani güzel ve içli bir şarkı vardı ya…

“Kim derdi ki biz, kim derdi ki biz, ayrılacağız!” diye başlıyordu.

Bu yıl kimleri ayırmadı ki…

Kimleri koparmadı ki sevdiğinden, seveninden ebedi olarak…

Hem de hiç geri dönmemecesine…

Tam her şey yoluna girdi diyenler, bir anda ayrılık rüzgarlarına yakalandılar. Hüzün doldurdu haneleri…Hüzün doldurdu yürekleri…

Ta…Çin’den çıktı geldi Korona denen bir bela…

Koronanın etkisi altına almadığı hiçbir yer kalmadı.

Ocaklar söndü, gözlerde fer, kaçacak, göçecek bir yer kalmadı.

Meydanlar benim dedi, meydan okudu. Kim tedbirsiz meydana çıktıysa aldı götürdü.

İnsanların zaaflarından, vurdumduymazlığından, hastalığı dikkate almamasından yararlandı.

Dünyayı resmen kilitledi…Adım atamaz hale getirdi.

 

*****

Dünya, 2020 yılında öyle bir insanlık sınavına girdi ki, neredeyse bu sınavdan geçer not alan çıkmadı. Egoistler, benciller, gururlular, kibirliler hoşgörüden nasibini almamış olanlar sınıfta kaldıklarını hâlâ anlayamadılar.

Bu yıldan kimse hiçbir şey anlayamadı…

Sevinmeyi unuttu. Dağıldı, bir türlü toparlanamadı!

İşi olan işini kaybetti…Aşı olan aşını…

İş arayanlar, girmedik sınav, çalmadık kapı bırakmadılar!

Her defasında elleri boş, her defasında biraz daha fazla hayal kırıklığına uğramış bir şekilde döndüler evlerine..

65 yaş ve üstü olanlar bir anlamda, bir kapandılar evlerine, pir kapandılar.

Onlar açısından bakıldığında diyorlardı ki…

Maske tak denildi, biz taktık!

Mesafeyi ayarlayın dediler, fazlasıyla uyduk..

Hijyen dediler, hijyene bizden daha fazla dikkat eden olmadı!

Sonunda mükafat olarak, kapandık kaldık evlerimize…

Bu yıl hayatı evlerimize sığdırmanın ne kadar zor olduğunu biz anladık, bize git hayatını eve sığdır diyen sevildiğinizi anlayın dercesine karşılık verdiler! Ne kadar çok sevildiğimizi böyle anladık!

Velhasıl 2020’de anlaşamadık!  Yine evde oturan, bir kaç saatliğine çık, gez , dolaş denilen bir biz kaldık!

 

****

2020 dolara yaradı…Altını uçurdu…

Fırsatçıyı her fırsatta zenginleştirdi.

Her felakettin zenginleri olur derler ya…

2020 yılında deprem oldu, fırsatçı köşeleri döndü.

Korona geldi pazarlar kapandı, marketler gözde oldu.

Fiyatlara fırsatçılar dokundukça dokundu.

Olanlar fakire oldu, fukaraya oldu, emekliye oldu, asgari ücretliye oldu.

TÜİK 2020’nin hayal kırıklığı yaratan rakamlarını her defasında açıklamaktan ne bıktı, ne usandı…

Al sepetini eline, gir sıradan bir markete, biz seçmeyelim, sen seç, bak bakalım hangi rakamlar gerçek diyenlerin yüzüne dahi bakmadı.

2020 rakamlara inanılmayan, rakam kargaşasından bir türlü kurtulmaya çalışılmayan, rakamlara itibar edilmeyen bir yıl oldu.

 

*****

2020 yılının son günlerine doğru, açıklamalara bakarsanız, düşme kavramına dayalı düşüşler yaşandı.  Ne dersiniz ateşimiz düştü galiba!

Neden mi?

Turkuaz tabloya bakıldığında Koronadan hayatını kaybedenlerin sayısı düştü mü? Düştü!

Ağır hasta sayıları düştü mü? Onlarda düştü!

Hayatını kaybedenlerin sayısında bir düşme var mı? Evet, onlarda da bir düşme söz konusu!

En azından resmi rakamlar öyle!

Öyle olunca da tansiyon düştü!

Tansiyon deyince, bizlerin tansiyonu ne alemde diyen varsa,

Bizim tansiyonlar bir alem?

İyi haber alırsa düşeninden, olumsuz haber alırsa çıkanından!

2020’de en çok tansiyondan çektik!

Ne çektiysek senden çektik Korona denen baş belası dedikten sonra, onun ardından tansiyon belası bize rahat vermedi!

2020 tansiyonumuzu kâh fırlattı, kâh vurdu yapıştırdı yere!

 

*****

Sonra dolar düştü… Aslında kartallar yüksek uçar misali, taktı koluna altını, taktı koluna Koronayı, taktı koluna ekonomiyi fırsatçılarda meydanlarda halay çektiler bütün bir yıl!

Dolarım düştüğü, altının düştüğü zamanlar olmadı değil!

Ne hikmetse bize yaramadı!

Dolar düşünce fiyatlarda düşecek demişlerdi…Dolar ve altın ikisi birden siz öyle sanın dediler!

Marketler el yaktı…Pazarların ateş yerli ürünler çıktığında yaz aylarında biraz düşse de, sonra birlikte hareket ettiler.

Yangın var dedi insanlar! Yanıyoruz dediler! Bu yangını söndürecek yok mu dediler!

Fırsatçılar yanan ateşi körüklediler, kucak kucak odun attılar, kürek kürek de kömür!

Yandık yanacak kadar derler ya…

Kaybettiğimiz yakınlarımıza, dostlarımıza, arkadaşlarımıza yandık, ağladık!

Pazara gittik yandık!

Markete gittik bunaldık!
Faturalar bir geldi, Yandım Allah’ım yandık!

2020 giderayak durdu şöyle bir baktı hepimizin yüzüne,

Yarın doğalgaza, elektriğe, suya yeniden zamlar geldiğinde, siz beni bile çok ararsınız der gibi bıyık altından gülerek veda turlarına başladı!

 

****

Gidenin ardından konuşuyoruz gibi olacak amma, bazılarımıza göre çoktan hak etti…

Sizce de 2020’de, alım gücümüz olabildiğince düşmedi mi?

Ümitlerimiz, hayallerimiz suya düşmedi mi?

Dostluklara, arkadaşlıklara, akrabalıklara, komşuluklara samimiyetten yana gölge düşmedi mi?

Bütün bir yıl boyunca güvendiğimiz dağlara her defasında kar düşmedi mi?

İnsanlar düştükçe, savruldukça, dağıldıkça seyredenlerin insanlığı yere düşmedi mi?

Bu sıkıntılı ve çaresiz süreçte, saçlarına ak düşmeyenlerin saçına ak düşmedi mi?

Hâlâ sevildiklerini zannedenler gözümüzden düşmedi mi?

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.