1. YAZARLAR

  2. Ziya Uysal

  3. ROBOT İSTİLASI
Ziya Uysal

Ziya Uysal

Yazarın Tüm Yazıları >

ROBOT İSTİLASI

A+A-

Robot, yapay zekâyla çalışan her türlü makinedir. Hesap makinesinden cep telefonuna, İHA dan bilgisayara kadar çoğu makineler bu sınıfa giriyor. Bilim kurgu filmlerindeki gibi insan tarafından programlanmış, yapay zekâlı makinaların dünyaya hâkim olması gibi bir durum söz konusu olamaz. Ama insanların bu makinelerden etkilenerek robotlaşması daima mümkündür. Nitekim son yıllarda bunun sıkıntısı iyice hissedilmeye başladı. Bu durumun giderek büyük tehlikeler ortaya çıkaracağı, insanlığın başına bela olacağı açıkça görünüyor. Ama ne yazık ki, çoğumuz bunun farkında bile değiliz.

Deneyimli ve zeki bir mhasebeci düşünelim. Kullandığı hesap makinesinin arızalandığını, yanlış işlem yapmaya başladığını on beş gün geç fark etmesi onun akılsızlığından değildir. Zekâsının o makineye şartlanarak, robotlaşmış olmasındandır. Aslında o makinenin kaç günden bu yana yanlış işlem yaptığının tespiti bile bir hayli zaman alır. Günlük işlemler yanında on beş günlük hesabın sağlam bir makineyle, yeniden yapılması, günlük işlemin fazla olduğu iş yerlerinde hiç kolay değildir. Bu durum çoğu kez maddi kayıplara, telafisi mümkün olmayan zararlara bile yol açabilir.

Bu örnekte hesap makinesi yani robot, insan gibi bilinçli ve tasarlayarak, Muhasebecinin zekâsını devre dışı bırakmış değildir. Belki de yıllardır hata yapmayan makineye olan aşırı güveni sebebiyle kontrolü bırakmış olan muhasebecinin beyni bu makineye karşı devre dışı kalmıştır. Örneğin iki yüzle üç yüzün toplamı bu makinede dört yüz çıktığı halde muhasebecinin beyni robotlaştığı için hesaplara, kolayca fark edilebilecek o yanlış dört yüzü bile işlemiş, tüm hesapların böyle yanlış gittiğini uzun zaman fark etmemiştir.

Bu olay satış bölümünde olmuş olsa, müşteriler uyaracağı için yanlışlık daha erken fark edilebilirdi. Ama yine de bir müşteri uyarıncaya kadar geçen zamanda mal bedeli eksik veya fazla alınmış olurdu. Özellikle kasıtlı olarak fazla para alındığını düşünen müşterilerden dolayı firmanın ticari saygınlığına gölge düşer, yine de çok üzücü bir durum ortaya çıkabilirdi. 

Bu kadar da olur mu demeyelim. Hesap makineleri sık arıza yapmıyor ama yaptığı zaman, giderek artan bir şekilde benzer durumlar oluyor. Bir kavşakta trafik lambası yeşil yandığında, yandan gelen trafiği kontrol etmek belki bir saniyemizi alır. Ama bunu kaç sürücü yapıyor? Yeşil yanar yanmaz yandan gelen trafiği kontrol etmeksizin gaza basmaktan dolayı da epeyce kaza oluyor. Bu da insan zekâsının makine gibi yani robot gibi otomatiğe bağlanmasından, her şeyi sürekli denetleyen doğal halini kaybetmiş olmasındandır. Aklı bloke eden bu örnekler yüzlerce, binlerce çoğaltılabilir.  

Bu tehlikeyi birkaç yıl önce fark etmiştim: Geçmişte on yedi yıllık devlet memurluğum olmuştu. Ayrıldığımda bana bu on yedi yılın emekli ikramiyesi verilmemişti. Birkaç yıl önce bir yasa çıktı ve buna göre evvelce ödenmemiş emekli ikramiyeleri mahkemeye başvurarak alınabilecekti. Avukatım başvurdu ve yasa gereği mahkeme bu ikramiyenin ödenmesine karar verdi. Ancak bana, on yedi yıl devlet hizmetimin emekli ikramiyesi olarak sadece yirmi dört lira ödendi.

Avukat mahkemeye itiraz etti. Mahkeme tekrar inceledi ve rakam doğru dedi. Temyiz mahkemesi de yirmi dört lirayı onayladı. Anayasa Mahkemesine başvurduk, orası da yirmi dört liranın doğru olduğunu bildirdi. TBMM dilekçe komisyonuna başvurdum. Meclisin Hukuk bölümü incelemiş, onlar da doğru diye cevap verdiler. Şaka gibiydi. Karar verenlerin hepsi de hukukçuydu. Ben sıradan bir vatandaşım ve muhataplarım ülkenin en ciddi kuruluşlarıydı. Elbette ki on yedi yıl kıdemi olan bir öğretmenin, on yedi yıllık emekli ikramiyesi yirmi dört lira olamazdı. Sırf mahkeme ve avukatlık masrafım bile birkaç bin lirayı bulmuştu. Baştan sona tüm hukuk teşkilatımızın, akli muhakeme yeteneğinin ne hale geldiğini üzülerek görmüş oldum.

Konuyu Avrupa Mahkemesine götürsem belki olabilirdi. Onu da ben istemedim. Olabilirdi diyorum belki de batı, robot etkisiyle akıl tutulmasının önlemini almış olabilirdi. Bu konu üzerinde uzun uzun düşündüm ve epeyce gözlem yaptım. Bizi esir alacak olan, filmlerdeki gibi insan şekli verilmiş, yapay zekâlı, programlanmış, otomatik makineler değildir.  Cep telefonu, internet, bilgisayar ve insansız çalışan, diğer robotik makinalara olan aşırı bağlılığımızdır. Daha doğrusu tamamen bunlara bağımlı hale gelmek, bunlarsız yaşayamaz hale gelmektir. Aklını, iradesini, denetim ve muhakeme yeteneğini dahi bloke edecek derecede bu makinelerin etkisinde kalmaktır. Örneğin internet gidince neredeyse hayat duracak. Sağlık, iletişim, güvenlik, kamu kurumları, bankalar vb. neredeyse her iş internetle yürüyor. Gün geçtikçe dilimiz bile internet diline dönüşüyor. Yaşamımızı kolaylaştıran, hızlandıran bu araçlara elbette ihtiyacımız var. Ama onların esir almasına karşı beynimizi ve özgürlüğümüzü korumanın da bir yolunu bulmamız gerekiyor. Allah’a emanet olunuz.

                       

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT