1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Fikret Akınerdem

  3. BATI GÜLMESİNİ BİLMEZ SIRITIR
Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Yazarın Tüm Yazıları >

BATI GÜLMESİNİ BİLMEZ SIRITIR

A+A-

Ömer Hayyam’dan bir beyitle başlamak istedim. Ne de doğru söylemiş:

Felek ne cömert ne aşağılık insanlara!

Han hamam, dolap değirmen, hep onlara.
Kendini satmayan adama ekmek yok:

Sen gel de yuh çekme böylesi dünyaya!

Çok da işim değil ama yazmak da lazım. Dünya ölçeğinde ortada görülen o kadar büyük dengesizlikler, o kadar çok haksızlıklar var ki, bir şekilde gözardı edilemiyor. İş başa düşüyor. Sahtekâr Avrupa, stratejik ortağımız dediğimiz Amerika; din kardeşlerimiz, daha da ilerisi akrabalarımız diyebileceğiz yakın komşularımız bile bize karşı duruyor. Tıpkı Hayyam’ın dediği gibi.

Suriye, Filistin ve Kıbrıs olaylarını şöyle bir düşünelim. Yıllar önce Kıbrıs’ı vatan edinmiş, bir şekilde kaybetmiş ama yurt edinmiş Kıbrıs Türkü azınlık muamelesinden öte zulüm, işkence, baskı, hatta katliamlara varan ölçüde taciz edilmişti. Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri çeşitli defalar bu işkence karşısında kalan Müslüman soydaşlarını korumak üzere Rumları ikaz etmiş ancak dinletememişti.

Nihayet 1974 de yapılan bir hareketle kısa sürede Kuzey Kıbrıs kesimi Kıbrıs Türklerine yurt ve vatan olarak yeniden kazandırılmıştı. İş bitti mi, elbette hayır. Halen Kıbrıs Türkünü yok sayıyor, 45 yıldır yara halen kanatılıyor, hatta daha da büyütülerek kangren edilmeye çalışılıyor. Mesele ne, Kıbrıslıyı öz vatanından kovmak. Çünkü onlar Müslüman ve Türk. Öyle ise zulmedilmeli, taciz edilmeli, hatta öldürülmelidir (pardon katledilmelidir). Rumlar arkalarına güvenerek yapar. Haksız ama arkalarında ABD ve AB var; sonradan da Siyonist Israil Yönetimleri ve darbeci Sisi var. Bu ne iştir, bilelim.

Filistin Kuzey Kıbrıslıdan farklı mıdır? Elbette hayır. Binlerce yıldır öz yurdunda Filistinlilere yapılan zulüm Kıbrıs Türkünden farklı değildir. Siyonizm 1948 den beri Filistinlilere akıl almadık işkenceler, toprağını işgal eder ancak kendini demokrat, adil, insan haklarına saygılı sayan hiçbir ülke bu zulme dur demez, diyemez. Hadi oradan! Nerede sizin adamlığınız, devletiniz, yönetimleriniz.

Şimdi de Suriye de aynısı oynanıyor. Detaya girmeye gerek yok. Durum ortada. Terör burnumuzun dibinde. Bir taraftan teröre karşı meşru müdafaa hakkımızı kullanıyor, öte yandan yurdundan edilmiş 5 milyon insanı içimizde besliyoruz (hem de öz vatandaşımızdan daha imtiyazlı) ve bu insanların yurduna kavuşmasının çabasını veriyoruz. Şu yapılanlara bakınız. Gülme yerine sırıtan Batılılar, bu sefer de büyük açıklar verdiniz. Kim inanır size. Bütün çabanız Kuzey Suriye’de ikinci bir terör devleti daha kurmak üzerine. Kurup da ne olacak. Ülkemin başına bela olacak.  

Yutar mıyız bunları. Geçin onları geçin, sahte insan sevdalıları, daha doğrusu İslam düşmanları, Türk düşmanları, insanlık düşmanları. Nerede bir zulüm varsa siz oradasınız. Aldatmaca bitti. Türkiye’yi yalnızlaştırmak üzerine, psikolojik baskılar yapıyorsunuz. Bizler bunu yutmayız da, yutanlar var. Bunlar dünyalık insanlar. Kendi ülkesini yalnızlaştırma politikaları ve baskıları üzerinde oynana oyunlara çanak tutuyor. Hatta bazılarınız için Türk’ün öz Yurdu Anadolu’da Ay-Yıldız yerine gamalı haç taşıyan biz bezin sallanmasının çok bir sakıncası yok bu yoz’lar için. Yeter ki dünyalıkları bozulmasın.     

Batı malum da esas mesele kendi içimizdeki zulüm sevicilere ne demeli. İnanın tüm dünya üzerimiz gelse yapacağınız birşey yok. Yandaşlarınızın size layık gördüğünü Hayyam vermiş bile.

Ey zaman, bilmez misin ettiğin kötülükleri?
Sana düşer azapların, tövbelerin beteri.
Alçakları besler, yoksulları ezer durursun:
Ya bunak bir ihtiyarsın, ya da eşeğin biri.

Uzun söze ne hacet. Gülmesini bilmeyen batı öldürür, bir de karşına geçer sırıtır.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

19 Yorum